TÜRKİYE'DE YENİ TÜRK LİRASINA GEÇİŞ ÇALIŞMALARI
Yrd.Doç.Dr. Salih BARIŞIK
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi İİBF
Türkiye’de 2003 yılında yakalanılan ekonomik istikrarla birlikte “Yeni
Türk Lira”sına geçiş çalışmaları yapılmaktadır. Yeni bir paraya geçiş projeleri
geçmiş dönemlerde de gündeme gelmesine rağmen, uygulamaya konulamamıştır.
Bu uygulama makro ve mikro düzeyde etkiler yaratmaktadır. Bu etkilerin
olumsuz olmaması ve uygulamanın başarısı için bazı önkoşulların yerine
getirilmesi gerekmektedir. Her şeyden önce enflasyonda kalıcı düşüşün sağlanması
ve uygulanacak istikrar programının başarılı olması gerekmektedir. II.Dünya
Savaşından sonra Almanya ve Fransa paradan sıfır atma uygulamasında başarılı
olmuştur. Arjantin ve Brezilya başarılı olamazken, İsrail başarıyı yakalamıştır.
1. Dünya Deneyimleri
Brezilya : Dünyada en uzun süreli ve yüksek enflasyon tecrübesine
sahip ülkelerin başında gelen Brezilya ekonomik istikrarı yakalamak içen
bir çok istikrar programı uygulamıştır. 28 Şubat 1986 yılında “Brezilya
İstikrar Programı” ile parasından sıfır atma işlemini uygulamaya koymuş
ve 1 Cruzado=1 000 Cruzeiro oranında parasını yenilemiştir. Program kısa
vadede başarı sağlarken zaman içerisinde olumlu etki kaybolmuş, paradan
sıfır atma işlemi başarısız olmuştur. Bu başarısızlıkta bütçe açıklarının
düşürülememesi, fiyat dondurma işlemlerinin üretim sürecine olumsuz yansımaları,
plan gereğince uygulanan düşük faiz oranlarının aşırı kredi genişlemesi
ile ekonominin büyük oranda parasallaşması, beklenenin ötesinde ekonomide
genişleme yaşanması, politikacıların seçimler nedeniyle uyguladığı popülist
politikalar sonucu sıkı maliye politikasından vazgeçilmesi etkili olmuştur.
Arjantin : Paradan sıfır atma uygulamasında bir diğer başarısız
örnek, Arjantin’de 1985 yılında uygulama konulan Austral Planıdır. Bu plan
ile yeni bir para birimi Austral piyasa sürülerek, 1 Austral=1000 Peso
belirlenmiştir. Planın kısa süreli başarısının ardından enflasyon 1998
yılında tekrar % 500’lere yükselmiştir. Mart 1991 tarihinde uygulamaya
başlanılan Konvertibilite Yasasıyla 1985 yılından beri para birimi olan
Austral’i 1 Dolar=1 0000 Austral olarak sabitlemiş ve daha sonra paradan
dört sıfır atılarak 1 Peso =10000 Austral şeklinde yeni bir para piyasaya
sunmuştur. Ocak 1992 tarihinde 1 Peso=1 Dolar şeklinde uygulamaya başlanmıştır.
Austral Planı ile paradan sıfır atma işleminin başarısız olmasında sıkı
bütçe disiplininin uygulanamaması, biriken dış borç yükünün ekonomiyi zora
sokması, para arzının gevşetilerek enflasyonist beklentileri hızlandırması,
programa IMF’nin çok az mali destek vermesi, Arjantin ekonomisinin oligopolistik
yapısının bozulamaması ve dışa kapalı bir yapıya sahip olmasıyla birlikte
talepteki düşüşlerin dışa açılamama nedeniyle fiyatlardan daha çok üretim
miktarındaki düşüşlere neden olması gösterilebilir.
İsrail : Paradan sıfır atmada son dönemlerin tek başarılı ülkesi
İsrail’dir. İsrail, 1 Temmuz 1985 tarihinde 1,5 Shekel=1 ABD Doları olarak
parasının değerini saptamış ve başarılı bir istikrar programı uygulamıştır.
Programın başarısında tek partinin iktidarda olması, bütçe açıklarının
azalması, kredilerin genişlemesi, para arzının azalması, ABD tarafından
spekülatif ataklara karşı dış yardım yapılacağı taahhüdünde bulunulması,
merkez bankasının para arzında kontrolünün azaltılması ve enflasyonu düşürmek
için mali kayıpların da dikkate alınarak kayıtdışı faaliyetlerine para
cezası ile birlikte hapis cezası gibi ağır müeyyidelerin uygulanması gösterilebilir.
Paradan sıfır atma işlemini içeren programlar karşılaştırıldığında;
İsrail’de mali önlemlerin çok güçlü, Arjantin’de oldukça ılımlı ve Brezilya’da
olmadığı gözlenmektedir. Mali önlemlerin gevşetildiği her program beraberinde
paradan sıfır atma işlemini başarısız kılmaktadır.
2. Türkiye’nin Geçmiş Dönem Projeleri
Son otuz yılda paramız değer saklama aracı, hesap birimi olma özelliğini
büyük oranda kaybetmiş ve alışverişlerdeki kullanım oranında dahi düşüşler
olmuştur. Bu nedenlerle paradan sıfır atma düşüncesi 1983 yılında “Yeni
Türk Lirası” projesi ile başlamış ve günümüzde de devam etmektedir.
1983 yılındaki ilk projenin uygulamaya geçirilememesinden on yıl sonra
1994 krizinin ardından IMF’nin enflasyonla mücadelede TL’nin Alman Markına
bağlanması önerisi ile TL’nin sağlam bir paraya bağlanarak istikrarın sağlanabileceği
öngörülmüştür. Uygulama, Türkiye ekonomisinin Alman ekonomi politikalarından
doğrudan etkileneceği ve Türkiye ekonomisinin Alman ekonomisine bağımlılığının
artacağı düşüncesi ile hayata geçirilmemiştir.
1994 krizinin ardından uygulanan 5 Nisan kararlarından kısa bir süre
sonra popülist politikalarla sıkı maliye politikası uygulamasından vazgeçilmiştir.
Bu nedenle yükselen enflasyon sonucu 1997 yılında Yeni Türk Lirası (YTL)
arayışları tekrar gündeme gelmiştir. Bu arayışa yüksek oranlı enflasyon
yaşanması, TL’nin toplumdaki itibarının, konvertibilitesinin azalması,
para piyasasında değer yitirmesi, satın alma gücünün düşmesi ve Avrupa
Birliği ülkelerinin 2002 yılından itibaren EURO’ya geçecek olması sebep
olarak gösterilmiştir. Yeni Türk Lirası projesinin esasları şu şekilde
özetlenebilir:
YTL’nin dolar karşılığında piyasaya arz edilerek miktarının kontrol
altına alınması,
-
1 YTL=100 bin TL olarak sabit kurdan hesap edilmesi,
-
YTL'nin güveninin artırılabilmesi için halkın elinde bulundurduğu tahmin
edilen 20 milyar dolarlık döviz rezervinin bankacılık sistemine aktarılması,
-
YTL’ye işlerlik kazandırmak amacıyla devlet iç borç ana para faizlerinin,
devlet memur maaşlarının YTL ile ödenmesi, vergi ve harçların YTL ile tahsil
edilmesi,
-
TL emisyonunun durdurularak, kamu finansman açıkları için YTL ile borç
verilmesi, YTL emisyonu için dış kaynaklı borçlanma yapılması,
-
Mevduat munzam karşılıklarının YTL olarak yatırılması,
-
Piyasada TL ile YTL’nin rekabet ettirilerek, paranın YTL’ye dönüşümünün
cazip hale getirilmesi,
-
Tedavüldeki para miktarının monetarist bir yaklaşımla GSMH’nın artış oranına
göre artırılması,
-
Para otoritesinin iki bölüme ayrılarak, para politikasının merkez bankasına,
para arzı işlemlerinin ise yeni bir kurum tarafından yürütülmesine karar
verilmiştir.
Yeni Türk Lirası projesi için yeterli döviz rezervinin bulunmadığı,
hükümetin senyoraj gelirinin kaybolacağı, bankalar için son başvuru merciinin
olmayacağı veya kısıtlanması ile bankacılık sisteminin kriz durumunda gelecek
endişesine kapılacağı belirtilmiştir. özelleştirmeden beklenen gelirlerin
sağlanamayacağı, ekonomi politikasının ABD ekonomi politikalarına bağımlı
hale geleceği düşüncesi hakim olmuştur. Bu faktörlere ilaveten; hükümet
değişimi de uygulamanın hayata geçirilme ihtimalini ortadan kaldırmıştır.
Hükümet değişimi ile 1998 yılında “Yeni Lira”nın tedavüle çıkarılması
projesi gündeme gelmiştir. Yeni Lira projesinde paranın dolar karşılığında
piyasaya arz edilmesi, Yeni Liraya % 4 faiz verileceği, bütün kamu ödemelerinin
bu para ile yapılacağı, Yeni Lira’nın tedavüle çıkması ile TL’nin tamamen
piyasadan kalkacağı belirtilmiştir. Yeni Türk Lirası uygulamasından farklı
olarak TL’nin hemen tedavülden kaldırılması düşünülmesine rağmen ekonomik
istikrar yakalanamadığı için uygulama hayata geçirilememiştir.
Belirttiğimiz girişimlere rağmen; izlenilen istikrar programların hedeflenen
başarılara ulaşamaması yeni bir paraya geçilememesine neden olmuştur. Başarısızlık
nedeni olarak yapısal sorunlara çözüm getirilmemesi gösterilebilir. Yapısal
sorunları oluşturan ekonomik nedenler içerisinde devlet-özel sektör ilişkisi,
az sayıdaki holdinglerin ekonomide büyük bir etkinliğe sahip olması ve
kamunun ekonomideki ağırlığının yüksek olması, piyasalarda yeterli rekabetin
bulunmaması, para ve mali piyasalarda etkin bir sistemin ve denetimin olmaması,
para politikaları ile birlikte maliye politikası araçlarının da yeterince
kullanılmaması gösterilebilir. Siyasi nedenler içerisinde siyasi partilerin
tutumu, bakanlık sayılarının fazla olması, seçim ekonomileri, baskı grupları,
uluslararası kuruluşların önkoşulları sıralanabilir.
3. Yeniden Yeni Türk Lirası Projesi
Türkiye yüksek enflasyonun yaşandığı süreçte parasından sıfır atma projelerini
hayata geçirememesi nedeniyle dünyada sıfırları en fazla banknotlara sahiptir.
Dünyada yüksek enflasyona sahip çok az ülke kalması nedeniyle 2003 yılında
yaşanılan ekonomik istikrarla Ekim ayı itibariyle % 20'ye düşen enflasyon
tekrar paradan sıfır atma düşüncelerini alevlendirmiş ve bu konuda çalışmalar
yapılmaktadır.
Yeni bir paraya geçiş için çalışmalar yapılmasına rağmen; projesinin
gerçekleştirilebilmesi için bazı önkoşulların yerine getirilmesi gerekmektedir;
-
Yıllık enflasyon hızının tam olarak kontrol altına alınmış olması,
-
Merkez Bankasına enflasyonun beklenen düzeyde gerçekleşmesi için gerekli
yetki ve sorumluluk verilmesi,
-
Başarılı bir uygulama için, uygulamaya geçilmeden önce yıllık enflasyon
hızının % 5’in altına düşürülmesi,
-
Kamu açıklarının giderilmiş olması veya uygulamayı tehdit etmeyecek düzeye
düşürülmesi, (SSK, özel fon, devlet, özel idare, belediye, kamu döner sermaye
bütçe açıklarının kesin olarak giderilmesi)
-
Yeni banknotların halka tanıtılması, halkın kolayca ulaşımının ve değiştirebilmesinin
sağlanması için gerekli teknik hazırlıkların ve çalışmaların yapılması,
-
Kayıtdışı ekonominin azaltılması, kayıtdışılığın yol açtığı parasal kontrol
güçlüğünün ve enflasyon dinamiklerinin azaltılması,
-
Bankacılık sisteminin kırılganlığının azaltılması,
-
Uygulanan politikalara ve politikaların enflasyonu düşeceği-ne kamuoyunun
inandırılması,
-
Fiyat istikrarının kalıcı olabilmesi için sektörel rekabetin sağlanması,
artan mal arzının emilebilmesi için dış ticaretin özendirilmesi gerekmektedir.
Projesinin İçeriği : Yeniden hayata geçirilmeye çalışılan
projede Merkez Bankası altı sıfır atılmış “Yeni Türk Lirasını 2005 yılı
başında piyasaya çıkarmaya hazırlanmaktadır. Altı sıfır atılınca 1 milyon
TL 1 lira, 5 milyon TL 5 lira, 10 milyon TL 10 lira, 20 milyon TL 20 lira
olacak ve 50 milyona denk gelecek 50 lira, 100 milyona denk gelecek 100
liralık banknotlar hazırlanacaktır. Madeni para basma yetkisinin de Hazineden
Merkez Bankasına devri istenmesine karşın, Hazine madeni paranın senyoraj
gelirinden mahrum olmama düşüncesi ile bu devire sıcak bakmamaktadır.
Avrupa Birliği’nin EURO’ya geçmesinden sonra yaşamış olduğu soruna benzer
bir biçimde fiyat yuvarlamalarından oluşabilecek enflasyonu önlemek için
en az bir yıl süreyle çift etiket sistemi uygulaması ve toplumun yeni paraya
adaptasyonu için 2-3 yıllık bir geçiş süreci öngörülmektedir. Adaptasyon
sürecinde banknotlar renk, desen ve kağıt olarak bugünkü ile aynı fakat
sadece sıfır atılmış şeklinde olması benimsenmiştir. 2-3 yıl sürecek adaptasyon
sürecinden sonra Merkez Bankası piyasaya kağıdı, baskısı, deseni tümüyle
yenilenmiş yeni banknotlar çıkaracaktır. Bu banknotlarla birlikte “Yeni”
kelimesi atılacak ve isim tekrar “Türk Lirası” olacaktır. Yeni banknotların
mevcut banknotlarla birlikte tedavülüne ve değiştirilmesine ilişkin esaslar
Merkez Bankası tarafından, madeni paraların tedavül değiştirilmesine ilişkin
esaslar Hazine Müsteşarlığınca belirlenecektir. Tedavülden çekilecek Türk
Lirası banknotlar 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren 10 yıl sonra zaman aşımına
uğrayacaktır.
Yansımaları : Yeni Lira tartışmalarında banknotların büyüklükleri
hakkında da yorumlar getirilmekte, bazıları dolar gibi aynı boyutlarda
olup taşımasının kolay olması gerektiğini söylemektedir. Bazıları ise,
Türkiye’de eğitim düşük olması nedeniyle insanları paraları büyüklüklerinden
tanıdıkları ve banknotların farklı büyüklükte olması gerektiği üzerinde
durmaktadır. Yeni Liraya geçişte şirketler bazında değişecek muhasebe kayıtlarına
uyum amacıyla kısa dönemde maliyet yüklenimler olacaktır. Buna rağmen uzun
dönemle kazançlı olacakları söylenebilir. Paradan sıfır atılması verginin
tespiti, hesaplanması ve kaydı ili ilgili sorunları da beraberinde getirecektir.
Paradan sıfır atmanın psikolojik açıdan insanlar üzerinde olumlu etkisi
olabilir ve enflasyonun daha da düşeceği izlenimi oluşturabilir. Toplum
üzerinde olumlu tepki alabilmek uygulanacak istikrar programının başarısına
bağlıdır. Program başarılı olamaz ise yükselen enflasyonla birlikte paradan
sıfır atmak geçici bir süre için banknotlardaki sıfırları azaltacak, sonrasında
paranın değer kaybı hızlanacaktır. Türkiye, Avrupa Birliğine tam üye olduğu
zaman EURO’ya dahil olmamız yeni bir paraya geçiş olarak düşünülmesine
rağmen, kısa vadede Avrupa Birliğine tam üye olma ihtimalimizin olmaması
paradan sıfır atma uygulamasını gerektirmektedir.
Paradan sıfır atma uygulamasının ön şartlarından biri olan enflasyonun
% 0-5 rakamları arasına düşürülmesi kısa zamanlı ve kolay bir süreç değildir.
Enflasyonu üç haneli rakamlardan iki haneli rakamlara düşürmek için sıkı
maliye ve para politikaları uygulayarak başarıyı yakalamak nispeten kolaydır.
Enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek daha zordur ve gereken süre uzamaktadır.
Enflasyonu % 0-5 arasına düşürmek ise kısa vadeli araçlarla mümkün görünmemekte
ve gereken süre daha da uzamaktadır. Bu nedenle paradan sıfır atma işleminde
zamanlamanın iyi yapılması gerekmektedir. Enflasyon düşüşünün kalıcı olabilmesi
için yapısal reformların yerine getirilmesi gerekmektedir. Reform çalışmalarının
kağıt ve kanuna dönüşmesinden öte günlük uygulamaya geçirilmesi, sonuçlarının
beklenmesi, ekonominin iç ve dış dinamiklerinden kaynaklanan hassasiyetlerin
azaltılması gerekir.
Sonuç
Türkiye’de son otuz yıldır yaşanılan yüksek düzeyli enflasyon sürecinden
kurtulma isteği ve çabaları hızlanmaktadır. 2000 yılında uygulamaya konulan
programla birlikte pek çok alanda yapılan yapısal reformlar devam etmektedir.
Özellikle bankacılık sektörünün ağır tahribe yol açtığı 2001 krizinin ardından
tek partili bir hükümetin göreve gelmesi, 2000 yılında başlanılan yapısal
düzenlemelerin olumlu sonuçları ile 2003 yılında istikrarlı bir ekonomik
ortam yakalanmıştır. İstikrarlı bir ekonomik ortam ile bankacılık sektöründe
iyileşmeler görülmüş, kamunun borçlarını döndürebilme sorunu borçların
vadelerinin uzatılması sorununa dönüşmüştür. 2001 yılında % 92 olan kamu
borç stoku Ekim 2003 tarihinde %70’lere düşmüş, yıl sonu itibariyle uluslar
arası kabul edilebilir ölçü olan % 60’lara düşürülmesi beklenmektedir.
İç borçlanma faizleri Ekim 2003 tarihinde % 29’a (reel %10), TUFE Ekim
2003’te % 20’ye düşmüş, yıl sonunda % 16’ya ve 2004 sonunda % 12’ye düşürülmesi
hedeflenmiştir. Türkiye’de paradan sıfır atılması projesinin gündeme getirilebilmesi
için olumlu göstergelere sahip olunmuştur. İstikrarlı bir ortamın devamı
için sıkı maliye politikalarının gevşetilmemesi gerekmektedir. Sıkı maliye
politikalarına devam edilip edilmeyeceği konusunda Mart 2004 tarihinde
yapılacak yerel seçimler bir test niteliği taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye’de
siyasal açıdan istikrarlı bir ortamın devamı esastır. Kasım ayı içerisinde
yaşanılan terör saldırılarının ekonomiyi olumsuz etkilememesi ve devam
etmemesi gerekmektedir. İstikrarlı bir ortamın devam etmesi, enflasyonun
hedeflenen düzeye düşürülmesi halinde paradan sıfır atma projesine olumlu
yaklaşılabilmesine rağmen; 2005 yılı başında enflasyon % 10’ların altına
düşmeyeceği ve düşüşün beklenenden daha uzun süreceği ihtimaline karşı
paradan sıfır atma projesinin hayata geçirilmesinin zamanlama açısından
erken olduğu söylenebilir. Uygulamaya bir yıllık opsiyon verilmesi daha
uygun olacaktır.
Kaynakça
Erol İyibozkurt, (1987), “Liranın Bir Sıfırını
Atalım Mı?”, Güncel Ekonomik Sorunlarımız Küreselleşme ve Ekonomi, Ezgi
Yayınları, Bursa.
Haydar Akyazı, (1999), Para Kurulu ve Türkiye’de
Uygulanabilirliği Üzerine Bir Araştırma, Türkiye Bankalar Birliği, İstanbul.
İlker Parasız, (1995), Kriz Ekonomisi, Ezgi Yayınları,
Bursa
İrfan Kalaycı, (1999), “İstikrar Programı Çerçevesinde
Yeni TL Arayışı: Niçin, Nasıl ve Nereye Kadar?” Banka ve Ekonomik Yorumlar,
Yıl:36; Sayı :2.
M.Sena Ekici, Erşan Sever, (2000), “Türkiye’deki
Ekonomik İstikrarsızlığın Nedenleri ve Buna Bağlı Olarak Alınması Gereken
önlemler”, iktisat Dergisi, , Sayı 397-398, Ocak-Şubat 2000
Nuran Altuğ, (2001), İstikrar Politikaları ve
Ülke örnekleri, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2001.
Selahattin Togay, Salih Barışık, (2000), “Arjantin’de
Para Kurulu Uygulamasının Yarattığı Sonuçlar”, Ekonomik Yaklaşım, Sayı:38,
Güz 2002, Cilt:1 1.
ARALIK 2003
|