ARALIK 2003
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



TÜRKİYE'DE YENİ TÜRK LİRASINA GEÇİŞ ÇALIŞMALARI

Yrd.Doç.Dr. Salih BARIŞIK
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi İİBF


Türkiye’de 2003 yılında yakalanılan ekonomik istikrarla birlikte “Yeni Türk Lira”sına geçiş çalışmaları yapılmaktadır. Yeni bir paraya geçiş projeleri geçmiş dönemlerde de gündeme gelmesine rağmen, uygulamaya konulamamıştır. Bu uygulama makro ve mikro düzeyde etkiler yaratmaktadır. Bu etkilerin olumsuz olmaması ve uygulamanın başarısı için bazı önkoşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Her şeyden önce enflasyonda kalıcı düşüşün sağlanması ve uygulanacak istikrar programının başarılı olması gerekmektedir. II.Dünya Savaşından sonra Almanya ve Fransa paradan sıfır atma uygulamasında başarılı olmuştur. Arjantin ve Brezilya başarılı olamazken, İsrail başarıyı yakalamıştır.

1. Dünya Deneyimleri

Brezilya : Dünyada en uzun süreli ve yüksek enflasyon tecrübesine sahip ülkelerin başında gelen Brezilya ekonomik istikrarı yakalamak içen bir çok istikrar programı uygulamıştır. 28 Şubat 1986 yılında “Brezilya İstikrar Programı” ile parasından sıfır atma işlemini uygulamaya koymuş ve 1 Cruzado=1 000 Cruzeiro oranında parasını yenilemiştir. Program kısa vadede başarı sağlarken zaman içerisinde olumlu etki kaybolmuş, paradan sıfır atma işlemi başarısız olmuştur. Bu başarısızlıkta bütçe açıklarının düşürülememesi, fiyat dondurma işlemlerinin üretim sürecine olumsuz yansımaları, plan gereğince uygulanan düşük faiz oranlarının aşırı kredi genişlemesi ile ekonominin büyük oranda parasallaşması, beklenenin ötesinde ekonomide genişleme yaşanması, politikacıların seçimler nedeniyle uyguladığı popülist politikalar sonucu sıkı maliye politikasından vazgeçilmesi etkili olmuştur.

Arjantin : Paradan sıfır atma uygulamasında bir diğer başarısız örnek, Arjantin’de 1985 yılında uygulama konulan Austral Planıdır. Bu plan ile yeni bir para birimi Austral piyasa sürülerek, 1 Austral=1000 Peso belirlenmiştir. Planın kısa süreli başarısının ardından enflasyon 1998 yılında tekrar % 500’lere yükselmiştir. Mart 1991 tarihinde uygulamaya başlanılan Konvertibilite Yasasıyla 1985 yılından beri para birimi olan Austral’i 1 Dolar=1 0000 Austral olarak sabitlemiş ve daha sonra paradan dört sıfır atılarak 1 Peso =10000 Austral şeklinde yeni bir para piyasaya sunmuştur. Ocak 1992 tarihinde 1 Peso=1 Dolar şeklinde uygulamaya başlanmıştır. Austral Planı ile paradan sıfır atma işleminin başarısız olmasında sıkı bütçe disiplininin uygulanamaması, biriken dış borç yükünün ekonomiyi zora sokması, para arzının gevşetilerek enflasyonist beklentileri hızlandırması, programa IMF’nin çok az mali destek vermesi, Arjantin ekonomisinin oligopolistik yapısının bozulamaması ve dışa kapalı bir yapıya sahip olmasıyla birlikte talepteki düşüşlerin dışa açılamama nedeniyle fiyatlardan daha çok üretim miktarındaki düşüşlere neden olması gösterilebilir.

İsrail : Paradan sıfır atmada son dönemlerin tek başarılı ülkesi İsrail’dir. İsrail, 1 Temmuz 1985 tarihinde 1,5 Shekel=1 ABD Doları olarak parasının değerini saptamış ve başarılı bir istikrar programı uygulamıştır. Programın başarısında tek partinin iktidarda olması, bütçe açıklarının azalması, kredilerin genişlemesi, para arzının azalması, ABD tarafından spekülatif ataklara karşı dış yardım yapılacağı taahhüdünde bulunulması, merkez bankasının para arzında kontrolünün azaltılması ve enflasyonu düşürmek için mali kayıpların da dikkate alınarak kayıtdışı faaliyetlerine para cezası ile birlikte hapis cezası gibi ağır müeyyidelerin uygulanması gösterilebilir.

Paradan sıfır atma işlemini içeren programlar karşılaştırıldığında; İsrail’de mali önlemlerin çok güçlü, Arjantin’de oldukça ılımlı ve Brezilya’da olmadığı gözlenmektedir. Mali önlemlerin gevşetildiği her program beraberinde paradan sıfır atma işlemini başarısız kılmaktadır.

2. Türkiye’nin Geçmiş Dönem Projeleri

Son otuz yılda paramız değer saklama aracı, hesap birimi olma özelliğini büyük oranda kaybetmiş ve alışverişlerdeki kullanım oranında dahi düşüşler olmuştur. Bu nedenlerle paradan sıfır atma düşüncesi 1983 yılında “Yeni Türk Lirası” projesi ile başlamış ve günümüzde de devam etmektedir.

1983 yılındaki ilk projenin uygulamaya geçirilememesinden on yıl sonra 1994 krizinin ardından IMF’nin enflasyonla mücadelede TL’nin Alman Markına bağlanması önerisi ile TL’nin sağlam bir paraya bağlanarak istikrarın sağlanabileceği öngörülmüştür. Uygulama, Türkiye ekonomisinin Alman ekonomi politikalarından doğrudan etkileneceği ve Türkiye ekonomisinin Alman ekonomisine bağımlılığının artacağı düşüncesi ile hayata geçirilmemiştir.

1994 krizinin ardından uygulanan 5 Nisan kararlarından kısa bir süre sonra popülist politikalarla sıkı maliye politikası uygulamasından vazgeçilmiştir. Bu nedenle yükselen enflasyon sonucu 1997 yılında Yeni Türk Lirası (YTL) arayışları tekrar gündeme gelmiştir. Bu arayışa yüksek oranlı enflasyon yaşanması, TL’nin toplumdaki itibarının, konvertibilitesinin azalması, para piyasasında değer yitirmesi, satın alma gücünün düşmesi ve Avrupa Birliği ülkelerinin 2002 yılından itibaren EURO’ya geçecek olması sebep olarak gösterilmiştir. Yeni Türk Lirası projesinin esasları şu şekilde özetlenebilir:

YTL’nin dolar karşılığında piyasaya arz edilerek miktarının kontrol altına alınması,

  • 1 YTL=100 bin TL olarak sabit kurdan hesap edilmesi,
  • YTL'nin güveninin artırılabilmesi için halkın elinde bulundurduğu tahmin edilen 20 milyar dolarlık döviz rezervinin bankacılık sistemine aktarılması,
  • YTL’ye işlerlik kazandırmak amacıyla devlet iç borç ana para faizlerinin, devlet memur maaşlarının YTL ile ödenmesi, vergi ve harçların YTL ile tahsil edilmesi,
  • TL emisyonunun durdurularak, kamu finansman açıkları için YTL ile borç verilmesi, YTL emisyonu için dış kaynaklı borçlanma yapılması,
  • Mevduat munzam karşılıklarının YTL olarak yatırılması,
  • Piyasada TL ile YTL’nin rekabet ettirilerek, paranın YTL’ye dönüşümünün cazip hale getirilmesi,
  • Tedavüldeki para miktarının monetarist bir yaklaşımla GSMH’nın artış oranına göre artırılması,
  • Para otoritesinin iki bölüme ayrılarak, para politikasının merkez bankasına, para arzı işlemlerinin ise yeni bir kurum tarafından yürütülmesine karar verilmiştir.


Yeni Türk Lirası projesi için yeterli döviz rezervinin bulunmadığı, hükümetin senyoraj gelirinin kaybolacağı, bankalar için son başvuru merciinin olmayacağı veya kısıtlanması ile bankacılık sisteminin kriz durumunda gelecek endişesine kapılacağı belirtilmiştir. özelleştirmeden beklenen gelirlerin sağlanamayacağı, ekonomi politikasının ABD ekonomi politikalarına bağımlı hale geleceği düşüncesi hakim olmuştur. Bu faktörlere ilaveten; hükümet değişimi de uygulamanın hayata geçirilme ihtimalini ortadan kaldırmıştır.

Hükümet değişimi ile 1998 yılında “Yeni Lira”nın tedavüle çıkarılması projesi gündeme gelmiştir. Yeni Lira projesinde paranın dolar karşılığında piyasaya arz edilmesi, Yeni Liraya % 4 faiz verileceği, bütün kamu ödemelerinin bu para ile yapılacağı, Yeni Lira’nın tedavüle çıkması ile TL’nin tamamen piyasadan kalkacağı belirtilmiştir. Yeni Türk Lirası uygulamasından farklı olarak TL’nin hemen tedavülden kaldırılması düşünülmesine rağmen ekonomik istikrar yakalanamadığı için uygulama hayata geçirilememiştir.

Belirttiğimiz girişimlere rağmen; izlenilen istikrar programların hedeflenen başarılara ulaşamaması yeni bir paraya geçilememesine neden olmuştur. Başarısızlık nedeni olarak yapısal sorunlara çözüm getirilmemesi gösterilebilir. Yapısal sorunları oluşturan ekonomik nedenler içerisinde devlet-özel sektör ilişkisi, az sayıdaki holdinglerin ekonomide büyük bir etkinliğe sahip olması ve kamunun ekonomideki ağırlığının yüksek olması, piyasalarda yeterli rekabetin bulunmaması, para ve mali piyasalarda etkin bir sistemin ve denetimin olmaması, para politikaları ile birlikte maliye politikası araçlarının da yeterince kullanılmaması gösterilebilir. Siyasi nedenler içerisinde siyasi partilerin tutumu, bakanlık sayılarının fazla olması, seçim ekonomileri, baskı grupları, uluslararası kuruluşların önkoşulları sıralanabilir.

3. Yeniden Yeni Türk Lirası Projesi

Türkiye yüksek enflasyonun yaşandığı süreçte parasından sıfır atma projelerini hayata geçirememesi nedeniyle dünyada sıfırları en fazla banknotlara sahiptir. Dünyada yüksek enflasyona sahip çok az ülke kalması nedeniyle 2003 yılında yaşanılan ekonomik istikrarla Ekim ayı itibariyle % 20'ye düşen enflasyon tekrar paradan sıfır atma düşüncelerini alevlendirmiş ve bu konuda çalışmalar yapılmaktadır.

Yeni bir paraya geçiş için çalışmalar yapılmasına rağmen; projesinin gerçekleştirilebilmesi için bazı önkoşulların yerine getirilmesi gerekmektedir;

  • Yıllık enflasyon hızının tam olarak kontrol altına alınmış olması,
  • Merkez Bankasına enflasyonun beklenen düzeyde gerçekleşmesi için gerekli yetki ve sorumluluk verilmesi,
  • Başarılı bir uygulama için, uygulamaya geçilmeden önce yıllık enflasyon hızının % 5’in altına düşürülmesi,
  • Kamu açıklarının giderilmiş olması veya uygulamayı tehdit etmeyecek düzeye düşürülmesi, (SSK, özel fon, devlet, özel idare, belediye, kamu döner sermaye bütçe açıklarının kesin olarak giderilmesi)
  • Yeni banknotların halka tanıtılması, halkın kolayca ulaşımının ve değiştirebilmesinin sağlanması için gerekli teknik hazırlıkların ve çalışmaların yapılması,
  • Kayıtdışı ekonominin azaltılması, kayıtdışılığın yol açtığı parasal kontrol güçlüğünün ve enflasyon dinamiklerinin azaltılması,
  • Bankacılık sisteminin kırılganlığının azaltılması,
  • Uygulanan politikalara ve politikaların enflasyonu düşeceği-ne kamuoyunun inandırılması,
  • Fiyat istikrarının kalıcı olabilmesi için sektörel rekabetin sağlanması, artan mal arzının emilebilmesi için dış ticaretin özendirilmesi gerekmektedir.


Projesinin İçeriği : Yeniden hayata geçirilmeye çalışılan projede Merkez Bankası altı sıfır atılmış “Yeni Türk Lirasını 2005 yılı başında piyasaya çıkarmaya hazırlanmaktadır. Altı sıfır atılınca 1 milyon TL 1 lira, 5 milyon TL 5 lira, 10 milyon TL 10 lira, 20 milyon TL 20 lira olacak ve 50 milyona denk gelecek 50 lira, 100 milyona denk gelecek 100 liralık banknotlar hazırlanacaktır. Madeni para basma yetkisinin de Hazineden Merkez Bankasına devri istenmesine karşın, Hazine madeni paranın senyoraj gelirinden mahrum olmama düşüncesi ile bu devire sıcak bakmamaktadır.

Avrupa Birliği’nin EURO’ya geçmesinden sonra yaşamış olduğu soruna benzer bir biçimde fiyat yuvarlamalarından oluşabilecek enflasyonu önlemek için en az bir yıl süreyle çift etiket sistemi uygulaması ve toplumun yeni paraya adaptasyonu için 2-3 yıllık bir geçiş süreci öngörülmektedir. Adaptasyon sürecinde banknotlar renk, desen ve kağıt olarak bugünkü ile aynı fakat sadece sıfır atılmış şeklinde olması benimsenmiştir. 2-3 yıl sürecek adaptasyon sürecinden sonra Merkez Bankası piyasaya kağıdı, baskısı, deseni tümüyle yenilenmiş yeni banknotlar çıkaracaktır. Bu banknotlarla birlikte “Yeni” kelimesi atılacak ve isim tekrar “Türk Lirası” olacaktır. Yeni banknotların mevcut banknotlarla birlikte tedavülüne ve değiştirilmesine ilişkin esaslar Merkez Bankası tarafından, madeni paraların tedavül değiştirilmesine ilişkin esaslar Hazine Müsteşarlığınca belirlenecektir. Tedavülden çekilecek Türk Lirası banknotlar 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren 10 yıl sonra zaman aşımına uğrayacaktır.

Yansımaları : Yeni Lira tartışmalarında banknotların büyüklükleri hakkında da yorumlar getirilmekte, bazıları dolar gibi aynı boyutlarda olup taşımasının kolay olması gerektiğini söylemektedir. Bazıları ise, Türkiye’de eğitim düşük olması nedeniyle insanları paraları büyüklüklerinden tanıdıkları ve banknotların farklı büyüklükte olması gerektiği üzerinde durmaktadır. Yeni Liraya geçişte şirketler bazında değişecek muhasebe kayıtlarına uyum amacıyla kısa dönemde maliyet yüklenimler olacaktır. Buna rağmen uzun dönemle kazançlı olacakları söylenebilir. Paradan sıfır atılması verginin tespiti, hesaplanması ve kaydı ili ilgili sorunları da beraberinde getirecektir.

Paradan sıfır atmanın psikolojik açıdan insanlar üzerinde olumlu etkisi olabilir ve enflasyonun daha da düşeceği izlenimi oluşturabilir. Toplum üzerinde olumlu tepki alabilmek uygulanacak istikrar programının başarısına bağlıdır. Program başarılı olamaz ise yükselen enflasyonla birlikte paradan sıfır atmak geçici bir süre için banknotlardaki sıfırları azaltacak, sonrasında paranın değer kaybı hızlanacaktır. Türkiye, Avrupa Birliğine tam üye olduğu zaman EURO’ya dahil olmamız yeni bir paraya geçiş olarak düşünülmesine rağmen, kısa vadede Avrupa Birliğine tam üye olma ihtimalimizin olmaması paradan sıfır atma uygulamasını gerektirmektedir.

Paradan sıfır atma uygulamasının ön şartlarından biri olan enflasyonun % 0-5 rakamları arasına düşürülmesi kısa zamanlı ve kolay bir süreç değildir. Enflasyonu üç haneli rakamlardan iki haneli rakamlara düşürmek için sıkı maliye ve para politikaları uygulayarak başarıyı yakalamak nispeten kolaydır. Enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek daha zordur ve gereken süre uzamaktadır. Enflasyonu % 0-5 arasına düşürmek ise kısa vadeli araçlarla mümkün görünmemekte ve gereken süre daha da uzamaktadır. Bu nedenle paradan sıfır atma işleminde zamanlamanın iyi yapılması gerekmektedir. Enflasyon düşüşünün kalıcı olabilmesi için yapısal reformların yerine getirilmesi gerekmektedir. Reform çalışmalarının kağıt ve kanuna dönüşmesinden öte günlük uygulamaya geçirilmesi, sonuçlarının beklenmesi, ekonominin iç ve dış dinamiklerinden kaynaklanan hassasiyetlerin azaltılması gerekir.

Sonuç

Türkiye’de son otuz yıldır yaşanılan yüksek düzeyli enflasyon sürecinden kurtulma isteği ve çabaları hızlanmaktadır. 2000 yılında uygulamaya konulan programla birlikte pek çok alanda yapılan yapısal reformlar devam etmektedir. Özellikle bankacılık sektörünün ağır tahribe yol açtığı 2001 krizinin ardından tek partili bir hükümetin göreve gelmesi, 2000 yılında başlanılan yapısal düzenlemelerin olumlu sonuçları ile 2003 yılında istikrarlı bir ekonomik ortam yakalanmıştır. İstikrarlı bir ekonomik ortam ile bankacılık sektöründe iyileşmeler görülmüş, kamunun borçlarını döndürebilme sorunu borçların vadelerinin uzatılması sorununa dönüşmüştür. 2001 yılında % 92 olan kamu borç stoku Ekim 2003 tarihinde %70’lere düşmüş, yıl sonu itibariyle uluslar arası kabul edilebilir ölçü olan % 60’lara düşürülmesi beklenmektedir. İç borçlanma faizleri Ekim 2003 tarihinde % 29’a (reel %10), TUFE Ekim 2003’te % 20’ye düşmüş, yıl sonunda % 16’ya ve 2004 sonunda % 12’ye düşürülmesi hedeflenmiştir. Türkiye’de paradan sıfır atılması projesinin gündeme getirilebilmesi için olumlu göstergelere sahip olunmuştur. İstikrarlı bir ortamın devamı için sıkı maliye politikalarının gevşetilmemesi gerekmektedir. Sıkı maliye politikalarına devam edilip edilmeyeceği konusunda Mart 2004 tarihinde yapılacak yerel seçimler bir test niteliği taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye’de siyasal açıdan istikrarlı bir ortamın devamı esastır. Kasım ayı içerisinde yaşanılan terör saldırılarının ekonomiyi olumsuz etkilememesi ve devam etmemesi gerekmektedir. İstikrarlı bir ortamın devam etmesi, enflasyonun hedeflenen düzeye düşürülmesi halinde paradan sıfır atma projesine olumlu yaklaşılabilmesine rağmen; 2005 yılı başında enflasyon % 10’ların altına düşmeyeceği ve düşüşün beklenenden daha uzun süreceği ihtimaline karşı paradan sıfır atma projesinin hayata geçirilmesinin zamanlama açısından erken olduğu söylenebilir. Uygulamaya bir yıllık opsiyon verilmesi daha uygun olacaktır.

Kaynakça

Erol İyibozkurt, (1987), “Liranın Bir Sıfırını Atalım Mı?”, Güncel Ekonomik Sorunlarımız Küreselleşme ve Ekonomi, Ezgi Yayınları, Bursa.
Haydar Akyazı, (1999), Para Kurulu ve Türkiye’de Uygulanabilirliği Üzerine Bir Araştırma, Türkiye Bankalar Birliği, İstanbul.
İlker Parasız, (1995), Kriz Ekonomisi, Ezgi Yayınları, Bursa
İrfan Kalaycı, (1999), “İstikrar Programı Çerçevesinde Yeni TL Arayışı: Niçin, Nasıl ve Nereye Kadar?” Banka ve Ekonomik Yorumlar, Yıl:36; Sayı :2.
M.Sena Ekici, Erşan Sever, (2000), “Türkiye’deki Ekonomik İstikrarsızlığın Nedenleri ve Buna Bağlı Olarak Alınması Gereken önlemler”, iktisat Dergisi, , Sayı 397-398, Ocak-Şubat 2000
Nuran Altuğ, (2001), İstikrar Politikaları ve Ülke örnekleri, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2001.
Selahattin Togay, Salih Barışık, (2000), “Arjantin’de Para Kurulu Uygulamasının Yarattığı Sonuçlar”, Ekonomik Yaklaşım, Sayı:38, Güz 2002, Cilt:1 1.
 

ARALIK 2003