TÜRKİYE VE YABANCI YATIRIMLAR
Dr. Abdurrahman ARIMAN
YASED Genel Sekreteri
Dünyada Yatırımlar ve Türkiye’nin Potansiyeli
2000 yılında toplam 1.5 trilyon dolarla dünyada tepe noktasına ulaşan
doğrudan yabancı yatırımlar, 2001 yılında 735 milyar dolara, 2002 yılında
ise ilk tahminlere göre, 600 milyar dolara düşmüş bulunmaktadır. 90’lı
yılların başında Türkiye için rakip kabul edilmeyen Orta ve Doğu Avrupa
ülkeleri, bugün yılda 10 milyar doların üzerinde yatırım çeker, İrlanda
gibi 3.5 milyon nüfuslu bir ülke 20 milyar doların üzerine çıkar, Çin 100
milyar dolara ulaşırken, Türkiye’nin bugün hala 1990 yılında sahip olduğu
1 milyar dolar seviyesinin altında bulunması, kabul edilecek gibi değildir.
Türkiye’nin yıllık yabancı yatırım çekme potansiyeli, ABD Hazinesi, Dünya
Bankası, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Teşkilatı UNCTAD ve Türkiye
Kalkınma Bankası gibi güvenilir kurumlar tarafından yapılan pek çok araştırmanın
işaret ettiği gibi, yılda 30 milyar dolar seviyesindedir. Bu gerçek ifade
edildiğinde, Türkiye’nin niçin potansiyeline uygun miktarlarda yatırım
çekemediği ve çekmek için ne yapılması gerektiği soruları hayati önem kazanmaktadır.
Yatırımcının Önem Verdiği Koşullar
Dünyada doğrudan yabancı yatırımların genel olarak makroekonomik ve
politik istikrara sahip, riskin düşük olduğu ülkeleri tercih ettiği bilinmektedir.
İstikrarla birlikte, yatırım ortamının durumu, yatırımcıların yatırım kararlarını
alırken baktığı ikinci önemli faktör olmaktadır. Yatırımcı tarafından tercih
edilen yatırım ortamlarını, rekabetin, tüketicinin ve fikri mülkiyet haklarının
uluslararası standartta korunduğu, bürokrasinin asgariye indirilmiş olduğu,
vergi sistemlerinin basit olduğu, yerel yönetimlerin yatırımcıya azami
kolaylığı sağladığı ve yabancı yatırımların son derece cazip olanaklarla
teşvik edildiği ortamlar olarak tanımlamak mümkündür.
Tanıtım ve Tedarik İmkanlarının Önemi
Günümüz dünyasında yabancı yatırımları çekme konusunda ülkeler arasında
son derece şiddetli bir rekabet hüküm sürmekte, pek çok ülke yatırımcıya
son derece cazip olanaklar sunmaktadır. Buna rağmen, birinci nesil tercih
faktörü kabul edilen “uygun yatırım koşullarının yaratılması”nın ardından,
“aktif tanıtım” dahi ikinci nesil kabul edilmekte, bugün ülkeler üçüncü
nesil tercih faktörü olarak, yatırımcıya “tedarik imkanlarının zenginliği”ni
(backward linkages) sağlamaya çalışmaktadır. UNCTAD’ın 2002 Dünya Yatırım
Raporu’nda belirtildiği gibi, uluslararası yatırımcılar, ihracata odaklanmış
yatırım yaparken, 6 faktöre,
-
AB, NAFTA gibi kilit pazarlara giriş imkanına,
-
rekabet edebilir ücretler ve kalifiye işgücüne,
-
yüksek kaliteli altyapı ve lojistik imkanlarına,
-
yoğun endüstri bölgelerine,
-
şirketlerin uluslararası üretim sistemleri açısından elverişli bir konuma
ve
-
etkin bürokrasiye
bakmaktadır.
Rahatlıkla görülebileceği gibi, dünyada pek az ülkenin biraraya getirebildiği
bu koşullardan, Türkiye’de yalnız “etkin bürokrasi” eksiktir. Dolayısıyla,
yatırım ortamı iyileştirilip, etkin bir tanıtım yapılması halinde, Türkiye,
tedarik imkanlarının zenginliği dolayısıyla, dünyada yatırım çekme konusunda
en fazla avantaja sahip ülkeler arasına girecektir.
Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi
(YOİ) Çalışmaları
2000 yılında YASED ve Dünya Bankası’nın inisiyatifi ile başlatılan yatırım
ortamının iyileştirilmesi çalışmaları sonucunda, önce Dünya Bankası kuruluşu
FIAS’la (Foreign Investment Advisory Service) “Türkiye’de Yatırım Ortamının
Analizi” ve “Türkiye’de İdari Engeller” raporları hazırlanmış, daha sonra
da, 57inci Hükümet’in 31 Ocak 2002 tarihinde aldığı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi
Reform Programı Prensip Kararı çerçevesinde başlatılan çalışmalar sonucu,
30 yasa tasarısı hazırlanmış, ancak 57inci Hükümet döneminde çalışmalar
tıkanmış ve hiçbir yasa çıkarılamamıştır. 58inci Hükümet’in işbaşına gelmesi
ile yeniden hız kazanan çalışmalar, 59uncu Hükümet döneminde ilk meyvelerini
vermiş, Mart ayında çıkarılan Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun
ile birlikte, Haziran ayı başından itibaren aralarında 4875 sayılı yeni
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nun da bulunduğu ondört yasa çıkarılmıştır.
Burada, yatırımcının en fazla önem verdiği ve 2inci Vergi Paketi içinde
yeralan enflasyon muhasebesi sistemine geçilmesinin arzettiği önemin özellikle
vurgulanmasında yarar bulunmaktadır.
YOİ İçin Gerekli İlave Adımlar
Yatırım ortamının iyileştirilmesi için bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin
basitleştirilmesi, olmazsa olmaz koşullardır. Ne var ki, bürokrasinin azaltılması,
yatırım ortamının tümüyle yatırımlar için elverişli bir hale geldiği anlamına
gelmemektedir. Türkiye, hukukun üstünlüğünün sağlanmaya çalışıldığı bir
ülkedir ve bu yabancılar tarafından çok iyi bilinmektedir. Hukukun üstünlüğünün
sağlanması hususuna iki açıdan yaklaşılmak gerekmektedir. Bunlardan ilki,
çıkarılan yasaların uluslararası standartta uygulanması, diğeri de adalet
sisteminin ıslah edilerek, adaletin süratle tecelli etmesinin sağlanmasıdır.
Bu iki hususun yerine getirilebilmesi ve yerel yönetimlerde de mevcut bürokrasinin
azaltılması için, 59uncu Hükümet’in başlattığı Kamu Kesimi, Yerel Yönetimler
ve Adalet Reformlarına da hız kazandırılması gerekmektedir.
YASED Eylem Planı
YASED olarak, Türkiye için yabancı yatırımların arzettiği önemin bilinciyle,
Mayıs ayı içinde katıldığı Yönetim Kurulu toplantımızda, Maliye Bakanımız
Sayın Kemal Unakıtan’a bir eylem planı sunmuş ve düzenlemelerin tamamlanarak,
yatırım ortamının iyileştirilmesi durumunda, yeni yatırım ortamının dünya
yatırımcılarına duyurulması işini üstlenebileceğimizi arzetmiş bulunmaktayız.
Bu çerçevede,
-
YASED olarak bir kitap bastırarak tüm dünyada dağıtabileceğimizi,
-
geçen yıl toplanamayan, Hükümetimizin ve Dünya Bankası Başkanı J. Wolfensohn’ın
ortak davet sahibi olacakları Yatırımcı Konseyi’nin bu yıl toplanması için
gerekli tüm çabayı göstereceğimizi ve
-
dünyanın New York, Londra, Tokyo, Frankfurt, Paris ve Zürih gibi belli
başlı merkezlerinde ‘roadshow’lar düzenleyebileceğimizi arzettik.
Yatırımcıların Türkiye’den beklediği ortamın iyileştirmesi çalışmalarının
tamamlanması ve düzenlemesi çıkarılacak yasalar arasında bulunan Yatırım
Promosyon Ajansı’nın süratle kurularak, YASED ve diğer özel sektör kuruluşlarının
desteği ile etkin bir tanıtım kampanyasının başlatılması sonucunda, Türkiye’nin
potansiyelini realize etmemesi ve beş yıl içinde artan bir biçimde, 2008
yılından itibaren, yılda 30 milyar dolar yatırım çekmemesi için hiçbir
neden bulunmamaktadır.
EKİM 2003
|