AĞUSTOS 2003
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



TİSK’İN ARAŞTIRMA YARIŞMASI’NIN SONUÇLARI :
MANSİYON

Türkiye’de Üretim ve İstihdama Yönelik Ulusal Rekabet Gücü Politikası



Prof. Dr. Coşkun Can Aktan
(Rumuz: ATILIM)

Bir ekonomide zenginliğin, yani ekonomik refahın kaynağı üretimdir. Üretim ve yatırım olmadan ekonomik refahın sağlanması mümkün değildir. Üretim ve yatırım, aynı zamanda istihdam demektir. İstihdam imkanlarının artırılabilmesi doğrudan ekonominin üretim ve yatırım kapasitesi ile ilgilidir.

Türkiye ekonomisinde reel sektörün bugün içinde bulunduğu temel sorun üretim-yatırım-istihdam çarkının işletilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu sorunu aşacak temel çözüm ekonominin prodüktif kapasitesini harekete geçirecek ulusal rekabet gücü politikalarının yürürlüğe konulmasından geçmektedir.

Ülkemizde firma, endüstri ve ulusal düzeyde rekabet gücünün arttırılabilmesi için ULUSAL REKABET GÜCÜ STRATEJİSİ ve bu strateji çerçevesinde aksiyonlar ve politikalar belirlenmeli ve süratle uygulamaya geçirilmelidir.

Önemle belirtelim ki, üretim, yatırım ve istihdam imkanlarının yaratılabilmesi için Ulusal Rekabet Gücü Politikasının bir yönünü oluşturan arz-yönlü iktisat politikaları (vergi oranlarının indirilmesi, işgücü piyasalarında esneklik, mikro finansman vs.) çok büyük önem taşımaktadır. Özellikle basit, açık, istikrarlı ve öngörülebilir bir düz ve düşük oranlı vergi sistemi, uzun dönemde üretim ve istihdamda kalıcı artış sağlayacak en önemli tedbirlerden birisidir. Yine düz ve düşük oranlı bir vergi sistemi, uzun dönem perspektifi esas alan ve bu yönde bir siyasal kararlılığı ortaya koyabilen hükümetler için sadece üretimi artırmakla kalmaz, vergi gelirlerinde de bir artış sağlar.

Ulusal rekabet gücünün arttırılabilmesi için deyim yerindeyse “devletin yeniden inşası” son derece önem taşımaktadır. Değişen dünyanın yeni gerçekleri dikkate alınarak öncelikle “devletin yeniden tanımlanması” ve bu vizyona uygun olarak “devletin yeniden yapılandırılması” gerekmektedir. Bu çerçevede kapsamlı bir Devlet Reformu başlatılmalı ve “etkin devlet”in tesis edilmesi sağlanılmalıdır.

Öte yandan, yüksek rekabet gücü sadece hükümet politikaları ile başarılabilecek bir konu değildir. Rekabet gücünü belirleyen firma içi etkenlerin de iyileştirilmesi temel amaç olmalıdır. Firmaların değişim mühendisliği (reengineering) olarak adlandırılan değişim yönetimini en iyi şekilde öğrenmeleri ve uygulamaları gereklidir. Bu çerçevede firmaların toplam kalite yönetimi, insan kaynakları yönetimi, stratejik yönetim, sinerjik yönetim, bilgi yönetim gibi yeni yönetim anlayışlarını benimsemeleri ve bu yönde organizasyonda yapı, sistem ve süreçleri yeniden yapılandırmaları gerekmektedir. Firmada değişim mühendisliğinin uygulanmasının nihai amacı kalite, verimlilik, etkinlik, düşük maliyet, müşteri memnuniyeti, yenilek ve yaratıcılık gibi rekabet gücünü belirleyen firma içi etkenlerde iyileştirme sağlanmasıdır.

Yüksek rekabet gücü, kamu ve özel kesimin ortak çabasının bir ürünüdür. Bu bakımdan hem devletin, hem de firmaların yeniden yapılandırma stratejilerini ve aksiyon plan ve programlarını uygulama kararlılığı içerisinde olmaları gerekmektedir. Bu çerçevede “toplumsal diyalog” yoluyla ULASAL REKABET GÜCÜ STRATEJİSİ üzerinde “toplumsal uzlaşma” sağlanması öncelikle atılacak adımlardan birisidir. Hükümetin bu stratejiyi işçi ve işveren kesimleri ile ayrıca toplumun değişik kesimlerini temsil eden sivil toplum kuruluşları ile ortak belirlemesi son derece önem taşımaktadır.

Üretim, yatırım ve istihdam alanında çok kısa zamanda mucizeler yaratacak reçeteler sözkonusu değildir ve olamaz. Gerçekçi olan bir zamanlar mucize olarak nitelendirilen ekonomilerin (Alman mucizesi, Asya-Pasifik Mucizesi vs.) yükselişi ve iniş trendlerini doğru bir şekilde tahlil etmek ve bu konuda gerekli dersleri almaktır. Gerçekçi olan günümüzde yine mucize olarak nitelendirilen bazı ekonomilerdeki atılımın (İrlanda ve Hollanda mucizeleri) ana sebeplerini ve kaynaklarını doğru okumaktır. Mucizeler aramak yerine bugün yüksek rekabet gücüne sahip olan ülkelerinin başarılarının arkasında yatan faktörleri iyi tahlil etmek gerekir.

Rekabet gücü, bu bakımdan kilit öneme sahip bir kavramdır. Bu çalışmada tanımladığı üzere rekabet gücü, bir ülkenin ürettiği mal ve hizmetlerin (katma değerin) sürekli ve düzenli artışlar göstererek ekonomik refah düzeyini yükseltmesi ve bunun sonucu olarak ülke vatandaşlarının yaşam standartlarının iyileştirmesi anlamına gelmektedir.

Ülkemizde üretim ve istihdamı arttıracak mucize reçeteler aramak yerine “rekabet gücü” gibi son derece önemli bir konseptin önemini kavramak, bu konuda firma, endüstri ve hükümet düzeyinde stratejiler belirlemek ve aksiyon planlarını süratle ve kararlılıkla uygulamak kanaatimizce uzun dönem açısından izlenecek en doğru bir yoldur.

AĞUSTOS 2003