YENİ İŞ KANUNU'NUN ÖNGÖRDÜĞÜ YÜKÜMLÜLÜKLER
Prof. Dr. Faruk ANDAÇ
Erciyes Üniversitesi İİBF
|
İşveren, bir işçiyi devir sırasında yazılı rızasını almak
suretiyle, holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı
başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması
koşuluyla
başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici
olarak devretmesi halinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olacaktır. |
Kıdem Tazminatı ile ilgili 14. maddesi hariç 1475 sayılı İş Kanununu
ve 4773 sayılı iş güvencesi ile ilgili yasayı yürürlükten kaldırarak bu
yasaları bir bütünleştiren 22.5.2003 tarihli yeni 4857 sayılı İş Kanunu,
10.6.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş, yeni düzenlemeler getirmiş, işvereni
ilgilendiren idari cezalar konusunda değişiklikler yapmış ve işverene bazı
yeni yükümlülükler yüklemiştir.
İşyerini Bildirme Yükümlülüğü
Yeni İş Kanununun 3. maddesine göre kanunun kapsamına giren nitelikte
bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu
kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son
veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan
işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi
adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin
adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirmek
zorunda olacaktır.
Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise Ticaret Sicili Memurluklarının
gönderdikleri belgeler üzerinden yapılacak ve bu belgeler ilgili Ticaret
Sicili Memurluğunca bir ay içinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne gönderilecektir(İş
Kanunun 3. maddesinde değişiklik yapan 11.6.2003 tarih ve 4884 sayılı Kanun
md.10). Burada Ticaret Sicili Memurluğunun bir ay içinde şirket tescil
kayıtlarını Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirmemesi konusunda 4884 sayılı
yasa bir müeyyide getirmemiş olup, bu durumda işveren yine de kendisi bir
ay içinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirimde bulunmak zorunda bırakılmıştır.
İşyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline
çalıştırılan her işçi için elli milyon lira para cezası verilecektir.
Bu para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğüne aykırılığın
sürmesi halinde takip eden her ay için yine aynı miktar ceza uygulanacaktır(İşK.md.98).
Burada 1475 sayılı eski yasadan farklı olarak beş işçi şeklindeki kademeli
ceza yerine bütün işyerlerini kapsayacak şekilde hüküm getirilmiştir.
Eşit Davranma Yükümlülüğü
Yeni İş Kanununun 5. maddesine göre, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet,
siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı
ayırım yapılamayacaktır.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında
kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli
süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamayacaktır.
Ayrıca işveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu
kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında,
uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan
veya dolaylı farklı işlem yapamayacaktır.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret
kararlaştırılamayacaktır.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha
düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmamaktadır.
İş ilişkisinde veya sona ermesinde bu hükümlere aykırı davranıldığında
yeni bir uygulama ile işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir
tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilecektir.
Ayrıca 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinin 3. , 5. ve
6. fıkraları hükümlerine göre eski uygulama devam ettirilerek işveren ,
bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı
sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin
mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım
ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması
veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir yine ayrım yapamayacaktır.Yine
aynı hükümlere göre işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş
saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika
veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamayacak
veya herhangi bir nedenle farklı muameleye yine tabi tutulamayacaklardır.
Farklı muameleye tabi tutulmaları halinde işverenin, işçinin bir yıllık
ücret tutarından az olmamak üzere tazminat ödemesine yine hükmedilecektir.
Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi
halinde ise, yeni İş Kanunun Feshin Geçerli Sebebe Dayandırılması ile ilgili
18. maddesi, Sözleşmenin Feshinde Usul ile ilgili 19. maddesi, Feshin Bildirimine
İtiraz Ve Usulü ile ilgili 20. maddesi ve Geçersiz Sebeple Yapılan Feshin
Sonuçları ile ilgili 21. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Özellikle yeni İş Kanunun 21. maddesine göre, işverence geçerli sebep
gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya
özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde,
işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda kalacaktır. İşçiyi
başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en
az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle
yükümlü olacaktır. Bu hüküm 4773 sayılı eski yasaya göre en az 6 ay en
çok bir yılık ücreti tutarında tazminatı öngörmekte idi.
Yeni bir uygulayamaya göre işverenin yukarıdaki hükümlere aykırı davrandığını
işçi
ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini
güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle
bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olacaktır.
Diğer taraftan yeni İş Kanunun 20. maddesine göre, feshin geçerli
bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi de, feshin
başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla
yükümlü olacaktır.
4857 sayılı yeni İş Kanunun Eşit Davranma İlkesi ile ilgili 5. maddesinde
öngörülen bu ilke ve yükümlülüklere aykırı davranan işveren veya işveren
vekiline ayrıca bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası
da verilecektir (İşK.md.98).
Geçici İş İlişkisi İle İlgili Yükümlülüğü
İş Kanunu ile getirilen yeni bir uygulama ile kanunun 7. maddesine göre
işveren, bir işçiyi devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle,
holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir
işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla
başka
bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi
halinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olacaktır.
Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre
üstlendiği işin görülmesini, iş sözleşmesine geçici iş ilişkisi kurulan
işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olacaktır. Geçici iş ilişkisi
kurulan işveren işçiye talimat verme hakkına sahip olacak, işçiye sağlık
ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlü bulunacaktır.
Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılacak,
gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilecektir.
Ancak asıl işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam edecek, geçici iş
ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen
ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden asıl
işveren ile birlikte sorumlu olacaktır.
İşçi, işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu zarardan
geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı sorumlu olacaktır. İşçinin geçici
sözleşmesinden aksi anlaşılmıyorsa, işçinin diğer hak ve yükümlülüklerine
ilişkin bu Kanundaki düzenlemeler geçici iş ilişkisi kurulan işverenle
olan ilişkisine de uygulanacaktır.
İşçiyi geçici olarak devralan işveren grev ve lokavt aşamasına gelen
bir toplu iş uyuşmazlığının tarafı ise, işçi grev ve lokavtın uygulanması
sırasında çalıştırılamayacaktır. Ancak, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi,
Grev ve Lokavt Kanununun Kanuni Grev Ve Lokavta Katılamayacak İşçi Kadrosu
ile ilgili halen yürürlükte olan 39 uncu maddesi hükümlerine göre “hiçbir
surette üretim veya satışa yönelik olmamak kaydı ile niteliği bakımından
sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerde faaliyetin devamlılığını
, işyeri güvenliğini, makine ve demirbaş eşyasının, gereçlerinin, hammadde,
yarı mamul ve mamul maddelerin bozulmamasını, hayvan ve bitkilerin korunmasını
sağlayacak sayıda işçi kanuni grev ve lokavt sırasında çalışmaya, işveren
de bunları çalıştırmaya mecburdur” hükmü gereğince geçici işçiyi devralan
işveren bu durumlarda grev ve lokavt esnasında geçici işçiyi de çalıştırmaya
mecbur olacaktır. Ancak geçici işçi, grev ve lokavta katılmayacak işçi
kadrosunda değilse, yani eğer geçici işçi, grev ve lokavt esnasında çalıştırılmayacaksa
bu durumda da asıl işveren, işçisini grev ve lokavt süresince kendi işyerinde
çalıştırmak zorunda kalacaktır.
Bu ilke ve yükümlülüklere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline
bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.99/a).
Çalışma Koşullarını Gösteren Yazılı Bir Belge
Verme Yükümlülüğü
Yeni İş Kanunun 8. maddesine göre süresi bir yıl ve daha fazla olan
iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması eski yasada olduğu gibi zorunludur.
Ancak, süresi bir yıldan az olan ve yazılı sözleşme yapılmayan hallerde
işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını,
günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini,
ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde
tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge
işçinin talep etmesini beklemeden vermekle yükümlü tutulmuştur. Süresi
bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu yükümlülük yoktur.
Eğer iş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin
en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunlu tutulmuştur.
Eski İş Kanununun 21. maddesine göre işçiye en geç on beş gün içinde verilmesi
zorunlu olan Çalışma Ve Kimlik Karnesi yeni İş Kanununda yer almamıştır.
Çalışma koşullarını gösteren yazılı belgeyi vermeyen işveren veya işveren
vekiline bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.99/b).
Çağrı Üzerine Çalışma İle İlgili Yükümlülüğü
Esnek çalışma esas alınarak yeni bir uygulama olarak yeni İş Kanunu
ile çağrı üzerine çalışma düzenlenmiş ve yeni İş Kanunun 14. maddesine
göre yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili
olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin
kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli
bir iş sözleşmesi ile gerçekleştirilecektir denilmiştir.
Hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle
çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi
yirmi saat kararlaştırılmış sayılacak, çağrı üzerine çalıştırılmak için
belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanacaktır.
İşçiden iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla talep hakkına
sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi kararlaştırılmadıkça, işçinin çalışacağı
zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. Süreye uygun çağrı
üzerine işçi iş görme edimini yerine getirmekle yükümlü olacaktır. Sözleşmede
günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her çağrıda işçiyi
günde en az dört saat üst üste çalıştırmak zorundadır.
Buna aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her
işçi için elli milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.99/b).
Çalışma Belgesi Verme Yükümlülüğü
Yeni İş Kanunun 28. maddesine göre işten ayrılan işçiye, işveren tarafından
işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge verilecektir.
Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.Belgenin vaktinde verilmemesinden
veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut
işçiyi işine alan yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir.
Ayrıca, buna aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme yükümlülüğünü yerine
getirmeyen veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi yazan işveren veya işveren
vekiline bu durumdaki her işçi için elli milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.99/c).
Toplu İşçi Çıkarma İle İlgili Yükümlülüğü
Yeni bir uygulama ile Yeni İş Kanunun 29. maddesine göre işveren; ekonomik,
teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu
toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazıyla
işyeri sendika temsilcilerine, Bölge Çalışma Müdürlüğüne ve Türkiye İş
Kurumuna bildirmek zorundadır.
İşyerinde çalışan işçi sayısı, 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10
işçinin, 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin,
301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine, yeni İş Kanununun Süreli
Fesih ile ilgili 17 nci maddesi uyarınca, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin
feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi şartıyla ve bir aylık
süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu
işçi çıkarma sayılmaktadır.
Yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi
sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde
gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.
Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak
görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının
azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza
indirilmesi konuları ele alınacak ve görüşmelerin sonunda, toplantının
yapıldığını gösteren bir belge düzenlenecektir.
Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini Bölge Çalışma
Müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğuracaktır.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son
verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili
Bölge Çalışma Müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde
ilan etmekle yükümlü tutulmaktadır. İşveren eski uygulamada olduğu gibi
toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki
iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları
tercihen işe çağıracaktır.
Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları hakkında,
işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi
çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20 ve 21
inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamayacaktır.
Aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilecektir.
Bu hükümlere aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline
işten çıkardığı her işçi için ikiyüz milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.100).
Özürlü, Eski Hükümlü Ve Terör Mağduru Çalıştırma
Zorunluluğu İle İlgili Yükümlülüğü
Yeni İş Kanunun 30. maddesine göre işverenleri, elli veya daha fazla
işçi çalıştırdıkları işyerlerinde her yılın Ocak ayı başından itibaren
yürürlüğe girecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranlarda özürlü
ve eski hükümlü ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesinin
(B) fıkrası uyarınca istihdamı zorunlu olan terör mağduru işçiyi meslek,
beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlü tutmaktadır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranı yüzde altı olacaktır.
Ancak özürlüler için belirlenecek oran, toplam oranın yarısından az olamayacaktır.
Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda
çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanacaktır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirsiz süreli
iş sözleşmesine ve belirli süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler
esas alınacaktır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma
süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülecektir.
Oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmayacak,
yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülecektir.
İşyerinin işçisi iken sakatlanan, eski hükümlü ya da terör mağduru olanlara
öncelik tanınacaktır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları bu tür işçileri Türkiye İş
Kurumu aracılığı ile sağlayacaklardır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri,
bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma
ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları
yönetmelikle düzenlenecektir.
Yer altı ve su altı işlerinde özürlü işçi çalıştırılamayacak ve işyerlerindeki
işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba
katılmayacaktır.
Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti
ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri
takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa
derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki
şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren
bu işçi ile iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma
isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat ödemek
zorunda kalacaktır.
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranların üstünde özürlü ve eski hükümlü
ve terör mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan fazlası işçiler için
özürlü ve eski hükümlü çalıştırmakla yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran
veya çalışma gücünü yüzde seksenden fazla kaybetmiş özürlüyü çalıştıran
işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri gereken işveren sigorta prim
hisselerinin yüzde ellisini kendisi, yüzde ellisini Hazine ödeyecektir.
Bu hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren
veya işveren vekiline çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı
her ay için yediyüzelli milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.101).
Burada terör mağduru çalıştırmayan işveren için bir idari ceza öngörülmemiştir.
Bu konuda tahsil edilecek para cezaları Türkiye İş Kurumu bütçesinin
Maliye Bakanlığınca açılacak özel tertibine gelir kaydedilecek ve bu hesapta
toplanan paralar özürlü ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki
rehabilitasyonu, kendi işini kurma ve bu gibi projelerde kullanılmak üzere
Türkiye İş Kurumuna aktarılacaktır(İşK.md.30/fıkra11).
Ücret İle İlgili Yükümlülüğü
Yeni İş Kanunun 32. maddesine göre eski uygulamada olduğu gibi ücret,
en
geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile
ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir(İşK.md.32/4.fıkra).İş sözleşmelerinin
sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile
ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur(İşK.md.32/5.fıkra).
Ancak yeni bir uygulamayla ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün
içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine
getirmekten kaçınabilecek ve bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak
iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik
kazansa dahi grev olarak nitelendirilemeyecektir.
Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz
oranı uygulanacak, bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları
için feshedilemeyecek, yerine yeni işçi alınamayacak ve bu işler başkalarına
yaptırılamayacaktır(İşk.md.34). Burada çalışmadıkları günler için ücret
tahakkuk ettirilip ettirilemeyeceği, iş sözleşmesinin askıya alınıp alınmayacağı
açık değildir. Grev olarak nitelendirilemeyeceği vurgulandığına göre ücret
ödemesi yapılabileceği düşünülebilir.
Ayrıca işçinin kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden
doğan ücretini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen işveren
veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi ve her ay için yüz milyon
lira para cezası verilecektir(İşK.md.102/a).
Asgari Ücret İle İlgili Yükümlülüğü
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen
veya noksan ödeyen işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi
ve her ay için yüz milyon lira para cezası verilecek ve ücretinin ödenmemesinden
dolayı Kanunun 34. ve 102/a. maddeleri hükümleri uygulanabilecektir (İşK.md.102/a).
Ücret Hesap Pusulası Verme Yükümlülüğü
Yeni İş Kanununun 37. maddesine göre işveren, işçi için işyerinde veya
bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin
özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır.
Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma,
hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan
her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka
ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Ücrete ilişkin hesap pusulası düzenlemeyen işveren veya işveren vekiline
ikiyüz milyon lira para cezası verilecektir (İşK.md.102/b).
Ücret Kesme Cezası İle İlgili Yükümlülükleri
Yeni İş Kanununun 38. maddesine göre işveren toplu sözleşme veya iş
sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası
veremez.
İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal
sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekmektedir. İşçi ücretlerinden bu
yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut
yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından
fazla olamayacaktır.
İşçi ücretlerinden 38. maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası veren
veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını bildirmeyen işveren
veya işveren vekiline ikiyüz milyon lira para cezası verilecektir(İşK.md.102/b).
Yüzdelerin Belgelenmesi İle İlgili Yükümlülükleri
Yeni İş Kanununun 52. maddesine göre yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde
işveren, her hesap pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi
işçilerin kendi aralarından seçecekleri bir temsilciye vermekle
yükümlü tutulmaktadır.
Adı geçen bu belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline ikiyüz milyon
lira para cezası verilecektir(İşK.md.102/b).
TEMMUZ 2003
|