HAZİRAN 2003
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK VE İSTİHDAM

Hasip KURT
Arçelik A.Ş. Endüstriyel İlişkiler Yöneticisi



 
“Bilgi ve hizmet…Çalışanların verimliliklerini yükselten bu ilkeler gelecek yüzyıla hakim olacaklardır”
90’lı yıllar
Peter DRUCKER


Günümüzde ekonomik yönden gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu sürdürülebilir verimliliktir.Verimlilik artmıyorsa ekonomide durgunluk kaçınılmaz olacaktır.Bu nedenle sürekli verimliliğin en önemli şartı sürekli öğrenmek ve gelişmektir.Kalite ve maliyet unsurlarını gözardı etmeden yapılan işin daha iyi yapılması temel hedef olmalıdır.

Verimlilik, ekonomik gelişmenin, ulusal refahın ve bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesinin temelini oluşturmaktadır. Verimli çalışan ve verimliliği hayat standardı olarak kabul eden ülkeler gelecekte dünya liderliğinin avantajlarını paylaşacaklar, rekabet ortamına uyum sağlayacak ve refah içinde yaşayacaklardır.

Ülkemizde 1980 yıllarına kadar verimlilik artan bir trend izledi. 1980’li yıllarda getirisi ve geri ödemesi geç olan alt yapı yatırımlarına yönelme sonucu verimlilik geri sayıma geçti. Kamu borçlarının sürekli artış göstermesi, yatırımlarda azalma, sanayide yenileme yatırımlarına kaynak ayrılmayışı, yeni teknoloji yatırımlarının yapılamayışı sonucu 1990’ lı yıllarda özellikle kamuda çağdaş üretim teknolojileri kullanamayan bir sanayi yapısı ortaya çıktı.

Buna bağlı olarak, üretim ve verimlilikle bağlantısı bulunmayan bir ücret sistemi kabul görmeye başladı. Arge harcamalarına yeterince kaynak ayrılamadı.Üretimdeki çalışanlara yeterli düzeyde eğitim verilemedi, zamanında stratejik planlama yapılamadığı için verimlilik hızla düşmeye başladı.

Avrupa ülkelerinde, iş gücü verimliliği ülkemizdekinden 6 kat daha fazladır.

Yüksek verimlilik sayesinde, öncelikle ülke kalkınmasını sağlayacak kişi başına düşen milli gelir yükselecek, bireylerin refah seviyesi artacak, tek pazar haline gelen dünya ekonomisinde işverenlerin rekabet güçleri artacağından yaşama ve büyüme şansı artacak. Yatırımlar artacağından, istihdam olanakları genişleyecek mal ve hizmet kalitesi düzelecektir.

Yüksek verimlilik için:

Eğitim sistemimiz yeniden gözden geçirilmeli, AB ülkelerindeki modellere uygun ara meslekler için yeni eğitim sistemleri oluşturulmalı,yenileme yatırımları Devlet tarafından teşviklerle desteklenmelidir.Ücretlendirme politikaları gözden geçirilmeli, üretim ve verimlilikle ilintili ücretlendirmeye geçilmeli, çağa uygun üretim teknolojilerine yatırım yapılmalıdır

Ar-ge yatırımları için kaynak ayrılmalı. İşçi ve işveren sendikalarının, verimlilik konusunda müşterek Strateji oluşturması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenleyici faaliyetler de bulunması gerekiyorsa yasal düzenlemeler yapması sağlanmalıdır. Devletin verimlilik konusunda yeni stratejik kararlar alması ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Öncelikli olarak, Kamu Yönetimi başta olmak üzere her kesime büyük görevler düşmektedir.Verimlilik konusunda ülke genelinde verimlilik bilincini oluşturmaya yönelik olarak çok ciddi bir bilinçlendirme kampanyası başlatılmalıdır. İlkokuldan başlamak üzere tüm okullarda ders olarak okutulmalıdır.

2002-2003 dönemi Türk Ekonomisine baktığımızda;

  • 2002 yılı enflasyonu hedeflenenin altında kaldı.
  • 2003 ilk 4 ayı umut vadediyor !
  • İhracat artıyor.
  • Bütçe dengesi ve faiz dışı fazlası hedeflere uygun.

  • 2002 yılı büyüme oranı   %7,8
    Sanayide büyüme oranı %9,4
    Tarımda büyüme oranı   %7,1
    Ticarette büyüme oranı  %10,7


Türk ekonomisinde görülen düzelmenin devamı için;

İç ve dış piyasalara güven verilmeli, ekonomik program kararlılıkta uygulanmalıdır. Devlet artık küçülmeli, katma değer yaratmayan işlerden derhal çekilmeli, israfa son vermeli, özelleştirmede radikal çözümler üretilmelidir. Yerli yatırımcıya  tanınan olanaklar yabancı yatırımcıya da tanınmalıdır.Vergi avantajı sağlamak suretiyle istihdam artışı sağlanmalıdır.İstihdam suç olmaktan çıkartılmalı, teşvik edilmelidir. Yatırım özendirilmelidir. İstihdam artışı ancak talep artışı ve yatırımların artmasıyla mümkün olacaktır.

Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’ ye yatırım yapmaları teşvik edilmelidir.

Yatırımların artması için yılda  en az % 6 büyüme sağlanmalıdır. Ekonomide istikrarsızlık, düşük büyüme hızı, istihdam maliyetinin yüksekliği bu hızla devam ederse 2010 yıllarında işsizlik %20’lere kadar çıkacaktır. Bu durum toplumsal sorunları ağırlaştıracağı gibi AB üyeliği tehlikeye girecek ve sosyal çalkantılar istikrarı bozacaktır.

İşsizliğe çözüm bulunmalıdır. Türk sanayiinin rekabet gücünü arttırmak için enerji fiyatları dünya fiyatlarına çekilmelidir. Yatırımları önleyen kayıtdışı ekonomi ile mücadele edilmelidir. Kayıtdışı ekonomi sebebiyle oluşan haksız rekabet yatırımcının hevesini kırmaktadır.

Toplumsal yaşamımızı yakından ilgilendiren sosyal güvenlik sistemimize çözüm getirilmelidir.

SSK Sosyal Güvenlik Kurumu gibi çalışmalı, Kurumu yük altına sokan ve kaynaklarını sürekli eriten faaliyetlerden çekilmeli, Kurumun gerçek sahipleri (işçi – işveren) tarafından yönetilmesi sağlanmalıdır.

Kurumların yanlış yönetilmesi sonucu işveren daha fazla prim ödemekte, çalışanın eline daha az ücret geçmektedir.

SSK’ya üst sınırdan prim ödeyen bir çalışanın prim toplamı(işçi + işveren) 858 milyon TL/ay, yıllık ise yaklaşık 10 milyar 300 milyon liradır.

Buna göre SSK dünya prim rekortmenidir.

SSK 1 Nisan 2003 tarihinden itibaren SSK primlerini %20 oranında arttırdı.1 Temmuz 2003 31 Mart 2004 dönemi için %16,6 daha arttıracak, toplam artış %39,8 olacak.

Bunun anlamı şudur:

Kurumda çalışanların görev analizleri yapılmalı acilen reorganizasyona gidilmeli,  gereksiz kadrolar tasfiye edilmelidir.

Türk yatırımcıları niçin dışarıda yatırım yapıyor? Türkiye niçin yabancı yatırımcı çekemiyor sorusunun cevabı arandığında;

Doğu Bloku ülkelerinin yabancı yatırımcılara karşı olumlu yaklaşımları, onlara sağladıkları teşvikler, vergi istisnaları, ucuz iş gücü, ucuz enerji ve hammadde imkanları sağlaması sonucu son yıllarda Türkiye’ den,5 milyar $ Eski Doğu Bloku ülkelerine gitti.

Geçtiğimiz yıl Türkiye 550 milyon $ yabancı sermaye yatırım yaptı (Tanzanya ile aynı seviye). Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya’da 20 bin Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

2004 yılında gerçekleşecek AB üyelikleri, ABD ile iyi ilişkileri ve istikrarlı ekonomileri bu ülkelerin önemini daha da arttırmaktadır.
 
 

KOMŞU ÜLKELER
ROMANYA
Yabancı yatırımcıya 5 ile 10 yıl arasında vergi istisnası sağlıyor. Enerji fiyatları çok ucuz, örneğin elektiriğin KWh. 1 cent’in altında.  Yapılan ihracattan %5 vergi alıyor.  

Normal olarak % 25 olan kurumlar vergisinden sağlanan vergi gelirinin yatırıma harcanması, sanayide çalışan bir işçi 100 – 200 $ / ay ücretle çalışıyor, 

BULGARİSTAN
İşsizliğin yoğun olduğu yörelere yatırım yoğun; yabancı yatırımcıya kurumlar vergisi indirimi sağlıyor Yabancı yatırımcıya 5 yıl süre ile % 50 vergi istisnası sağlıyor. Yenileme yatırımlarından vergi almıyor. Yapılan yatırımlar yeni istihdam sağlıyorsa  5 yıl süre ile yatırımın sağladığı kurdan vergi almıyor. Yatırım izinleri çok çabuk veriliyor, arazi tahsisi var.  

ÇEK CUMHURİYETİ
ABD’ nin 3.2 milyar $ yatırımı var.İşsizliğin yoğun olduğu yörelere 5 milyon $ yatırım yapanlara çeşitli teşvikler uyguluyor. Yatırımcıları 10 yıl süre ile kurumlar vergisinden muaf tutuyor. Yılda 6 milyar dolarlık yabancı yatırım çekiyor 

POLONYA
İhracatı % 10’ u geçen şirketlere ciddi teşvikler uygulanıyor. Yatırımcıya, yatırımın KDV’ sini 1 ay sonra iade ediyor. Arsa ve enerji maliyeti düşük. Yılda 9 milyar $ yatırım çekiyor.


 

TÜRKİYE’ YE NİÇİN YATIRIM YAPILMIYOR?

  • Güvensizlik hakim.
  • Vergiler yüksek
  • İşletmeler üzerinde ağır yük var.
  • Enerji pahalı .
  • Ücretler yüksek.
  • Teşvikler yetersiz.
  • KİT’ler verimlilikten uzak yapay istihdam yaratıyor.
  • Bürokrasi azalmasına rağmen fazla.


TÜRKİYE’NİN YATIRIM YAPILAN BİR ÜLKE OLMASI İÇİN  NE YAPMALI ?

  • İstihdam yaratanların sırtındaki ağır vergi yükleri azaltılmalıdır.
  • Yatırımlar diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi teşvik edilmelidir.
  • Nüfus artış hızını kontrol altına almalıdır.  (Aile Planlamasını teşvik edici Yasal düzenlemeler yapılmalıdır.)
  • AB ülkelerinin Ortadoğu ve Orta Asya pazarına hitap eden ürünlerinin üretimini Türkiye’ ye çekmeli.
  • Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır.

HAZİRAN 2003