TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK VE İSTİHDAM
Hasip KURT
Arçelik A.Ş. Endüstriyel İlişkiler Yöneticisi
“Bilgi ve hizmet…Çalışanların verimliliklerini
yükselten bu ilkeler gelecek yüzyıla hakim olacaklardır”
90’lı yıllar
Peter DRUCKER
Günümüzde ekonomik yönden gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu sürdürülebilir
verimliliktir.Verimlilik artmıyorsa ekonomide durgunluk kaçınılmaz olacaktır.Bu
nedenle sürekli verimliliğin en önemli şartı sürekli öğrenmek ve gelişmektir.Kalite
ve maliyet unsurlarını gözardı etmeden yapılan işin daha iyi yapılması
temel hedef olmalıdır.
Verimlilik, ekonomik gelişmenin, ulusal refahın ve bireylerin yaşam
standartlarının yükseltilmesinin temelini oluşturmaktadır. Verimli çalışan
ve verimliliği hayat standardı olarak kabul eden ülkeler gelecekte dünya
liderliğinin avantajlarını paylaşacaklar, rekabet ortamına uyum sağlayacak
ve refah içinde yaşayacaklardır.
Ülkemizde 1980 yıllarına kadar verimlilik artan bir trend izledi. 1980’li
yıllarda getirisi ve geri ödemesi geç olan alt yapı yatırımlarına yönelme
sonucu verimlilik geri sayıma geçti. Kamu borçlarının sürekli artış göstermesi,
yatırımlarda azalma, sanayide yenileme yatırımlarına kaynak ayrılmayışı,
yeni teknoloji yatırımlarının yapılamayışı sonucu 1990’ lı yıllarda özellikle
kamuda çağdaş üretim teknolojileri kullanamayan bir sanayi yapısı ortaya
çıktı.
Buna bağlı olarak, üretim ve verimlilikle bağlantısı bulunmayan bir
ücret sistemi kabul görmeye başladı. Arge harcamalarına yeterince kaynak
ayrılamadı.Üretimdeki çalışanlara yeterli düzeyde eğitim verilemedi, zamanında
stratejik planlama yapılamadığı için verimlilik hızla düşmeye başladı.
Avrupa ülkelerinde, iş gücü verimliliği ülkemizdekinden 6 kat daha fazladır.
Yüksek verimlilik sayesinde, öncelikle ülke kalkınmasını sağlayacak
kişi başına düşen milli gelir yükselecek, bireylerin refah seviyesi artacak,
tek pazar haline gelen dünya ekonomisinde işverenlerin rekabet güçleri
artacağından yaşama ve büyüme şansı artacak. Yatırımlar artacağından, istihdam
olanakları genişleyecek mal ve hizmet kalitesi düzelecektir.
Yüksek verimlilik için:
Eğitim sistemimiz yeniden gözden geçirilmeli, AB ülkelerindeki modellere
uygun ara meslekler için yeni eğitim sistemleri oluşturulmalı,yenileme
yatırımları Devlet tarafından teşviklerle desteklenmelidir.Ücretlendirme
politikaları gözden geçirilmeli, üretim ve verimlilikle ilintili ücretlendirmeye
geçilmeli, çağa uygun üretim teknolojilerine yatırım yapılmalıdır
Ar-ge yatırımları için kaynak ayrılmalı. İşçi ve işveren sendikalarının,
verimlilik konusunda müşterek Strateji oluşturması için Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı’nın düzenleyici faaliyetler de bulunması gerekiyorsa
yasal düzenlemeler yapması sağlanmalıdır. Devletin verimlilik konusunda
yeni stratejik kararlar alması ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Öncelikli
olarak, Kamu Yönetimi başta olmak üzere her kesime büyük görevler düşmektedir.Verimlilik
konusunda ülke genelinde verimlilik bilincini oluşturmaya yönelik olarak
çok ciddi bir bilinçlendirme kampanyası başlatılmalıdır. İlkokuldan başlamak
üzere tüm okullarda ders olarak okutulmalıdır.
2002-2003 dönemi Türk Ekonomisine baktığımızda;
-
2002 yılı enflasyonu hedeflenenin altında kaldı.
-
2003 ilk 4 ayı umut vadediyor !
-
İhracat artıyor.
-
Bütçe dengesi ve faiz dışı fazlası hedeflere uygun.
2002 yılı büyüme oranı %7,8
Sanayide büyüme oranı %9,4
Tarımda büyüme oranı %7,1
Ticarette büyüme oranı %10,7
Türk ekonomisinde görülen düzelmenin devamı için;
İç ve dış piyasalara güven verilmeli, ekonomik program kararlılıkta
uygulanmalıdır. Devlet artık küçülmeli, katma değer yaratmayan işlerden
derhal çekilmeli, israfa son vermeli, özelleştirmede radikal çözümler üretilmelidir.
Yerli yatırımcıya tanınan olanaklar yabancı yatırımcıya da tanınmalıdır.Vergi
avantajı sağlamak suretiyle istihdam artışı sağlanmalıdır.İstihdam suç
olmaktan çıkartılmalı, teşvik edilmelidir. Yatırım özendirilmelidir. İstihdam
artışı ancak talep artışı ve yatırımların artmasıyla mümkün olacaktır.
Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’ ye yatırım yapmaları teşvik
edilmelidir.
Yatırımların artması için yılda en az % 6 büyüme sağlanmalıdır.
Ekonomide istikrarsızlık, düşük büyüme hızı, istihdam maliyetinin yüksekliği
bu hızla devam ederse 2010 yıllarında işsizlik %20’lere kadar çıkacaktır.
Bu durum toplumsal sorunları ağırlaştıracağı gibi AB üyeliği tehlikeye
girecek ve sosyal çalkantılar istikrarı bozacaktır.
İşsizliğe çözüm bulunmalıdır. Türk sanayiinin rekabet gücünü arttırmak
için enerji fiyatları dünya fiyatlarına çekilmelidir. Yatırımları önleyen
kayıtdışı ekonomi ile mücadele edilmelidir. Kayıtdışı ekonomi sebebiyle
oluşan haksız rekabet yatırımcının hevesini kırmaktadır.
Toplumsal yaşamımızı yakından ilgilendiren sosyal güvenlik sistemimize
çözüm getirilmelidir.
SSK Sosyal Güvenlik Kurumu gibi çalışmalı, Kurumu yük altına sokan ve
kaynaklarını sürekli eriten faaliyetlerden çekilmeli, Kurumun gerçek sahipleri
(işçi – işveren) tarafından yönetilmesi sağlanmalıdır.
Kurumların yanlış yönetilmesi sonucu işveren daha fazla prim ödemekte,
çalışanın eline daha az ücret geçmektedir.
SSK’ya üst sınırdan prim ödeyen bir çalışanın prim toplamı(işçi + işveren)
858 milyon TL/ay, yıllık ise yaklaşık 10 milyar 300 milyon liradır.
Buna göre SSK dünya prim rekortmenidir.
SSK 1 Nisan 2003 tarihinden itibaren SSK primlerini %20 oranında arttırdı.1
Temmuz 2003 31 Mart 2004 dönemi için %16,6 daha arttıracak, toplam artış
%39,8 olacak.
Bunun anlamı şudur:
Kurumda çalışanların görev analizleri yapılmalı acilen reorganizasyona
gidilmeli, gereksiz kadrolar tasfiye edilmelidir.
Türk yatırımcıları niçin dışarıda yatırım yapıyor? Türkiye niçin
yabancı yatırımcı çekemiyor sorusunun cevabı arandığında;
Doğu Bloku ülkelerinin yabancı yatırımcılara karşı olumlu yaklaşımları,
onlara sağladıkları teşvikler, vergi istisnaları, ucuz iş gücü, ucuz enerji
ve hammadde imkanları sağlaması sonucu son yıllarda Türkiye’ den,5 milyar
$ Eski Doğu Bloku ülkelerine gitti.
Geçtiğimiz yıl Türkiye 550 milyon $ yabancı sermaye yatırım yaptı (Tanzanya
ile aynı seviye). Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya’da
20 bin Türk şirketi faaliyet gösteriyor.
2004 yılında gerçekleşecek AB üyelikleri, ABD ile iyi ilişkileri
ve istikrarlı ekonomileri bu ülkelerin önemini daha da arttırmaktadır.
KOMŞU ÜLKELER
ROMANYA
Yabancı yatırımcıya 5 ile 10 yıl arasında vergi istisnası sağlıyor.
Enerji fiyatları çok ucuz, örneğin elektiriğin KWh. 1 cent’in altında.
Yapılan ihracattan %5 vergi alıyor.
Normal olarak % 25 olan kurumlar vergisinden sağlanan vergi gelirinin
yatırıma harcanması, sanayide çalışan bir işçi 100 – 200 $ / ay ücretle
çalışıyor,
BULGARİSTAN
İşsizliğin yoğun olduğu yörelere yatırım yoğun; yabancı yatırımcıya
kurumlar vergisi indirimi sağlıyor Yabancı yatırımcıya 5 yıl süre ile %
50 vergi istisnası sağlıyor. Yenileme yatırımlarından vergi almıyor. Yapılan
yatırımlar yeni istihdam sağlıyorsa 5 yıl süre ile yatırımın sağladığı
kurdan vergi almıyor. Yatırım izinleri çok çabuk veriliyor, arazi tahsisi
var.
ÇEK CUMHURİYETİ
ABD’ nin 3.2 milyar $ yatırımı var.İşsizliğin yoğun olduğu yörelere
5 milyon $ yatırım yapanlara çeşitli teşvikler uyguluyor. Yatırımcıları
10 yıl süre ile kurumlar vergisinden muaf tutuyor. Yılda 6 milyar dolarlık
yabancı yatırım çekiyor
POLONYA
İhracatı % 10’ u geçen şirketlere ciddi teşvikler uygulanıyor. Yatırımcıya,
yatırımın KDV’ sini 1 ay sonra iade ediyor. Arsa ve enerji maliyeti düşük.
Yılda 9 milyar $ yatırım çekiyor.
|
TÜRKİYE’ YE NİÇİN YATIRIM YAPILMIYOR?
-
Güvensizlik hakim.
-
Vergiler yüksek
-
İşletmeler üzerinde ağır yük var.
-
Enerji pahalı .
-
Ücretler yüksek.
-
Teşvikler yetersiz.
-
KİT’ler verimlilikten uzak yapay istihdam yaratıyor.
-
Bürokrasi azalmasına rağmen fazla.
TÜRKİYE’NİN YATIRIM YAPILAN BİR ÜLKE OLMASI
İÇİN NE YAPMALI ?
-
İstihdam yaratanların sırtındaki ağır vergi yükleri azaltılmalıdır.
-
Yatırımlar diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi teşvik edilmelidir.
-
Nüfus artış hızını kontrol altına almalıdır. (Aile Planlamasını teşvik
edici Yasal düzenlemeler yapılmalıdır.)
-
AB ülkelerinin Ortadoğu ve Orta Asya pazarına hitap eden ürünlerinin üretimini
Türkiye’ ye çekmeli.
-
Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır.
HAZİRAN 2003
|