İSTİHDAMI ARTIRMADA GEÇ EMEKLİLİĞİN ROLÜ
Emel ÇOPUR
TİSK Araştırma ve Yayın Uzmanı
|
Son yıllarda OECD ülkelerinde erken emeklilik hükümet politikalarıyla da desteklenerek, çok yaygın bir hal almıştı. Fakat yaşlı nüfustan kaynaklanan bazı sorunlarla mücadele nedeniyle çoğu OECD ülkesi erken emekliliği teşvik eden politikalarını değiştirme yoluna girmiştir. Ve şimdilerde yaşlı çalışanların işgücüne katılımı konusunda artan bir çaba içerisindedirler.
|
 |
Pek çok OECD ülkesinde son 30 yıl, uzun yaşam beklentisi ve geliştirilmiş emeklilik gelirleri diğer zamanlarla karşılaştırıldığında belki de bu tür değişikliliklerin en fazla yaşandığı dönem olmuştur. Yaşam beklentisi artmaya devam ettikçe insanlar eğer emeklilikleri geciktirilmezse daha uzun süre emeklilik hayatı yaşayacaklar. |
 |
Sosyal güvenlik sistemi, ülkemizde de büyük bir kriz içindedir. Ancak bunun sebebi Avrupa ülkelerine göre bambaşkadır. Türkiye’deki sosyal güvenlik krizinin temelinde, ekonominin imkanlarını dikkate almayan popülist hükümet icraatları bulunmaktadır. |
 |
Ortalama emekli yaşının 50 olduğu ve 50 yaşında yaşam beklentisinin ortalama 75 yaş olduğu düşünülürse, Türkiye’de emeklilik sonrası ortalama maaş alma süresi 25 yıldır. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, bu sürelerin uluslararası ölçülerin çok üzerinde olduğu görülmektedir. |
Günümüzde tüm ülkelerde sosyal güvenlik sistemleri ciddi sorunlar yaşamaktadır.
Gelişmiş ülkelerde yaşlanan nüfusun, sürekli ve yüksek oranlı işsizliğin,
sağlık hizmetlerinin maliyetlerindeki artışların, sürdürülmesi olanaksız
cömert yardımlarla biraraya gelmesi sonucu sosyal güvenlik sistemleri finansal
açıdan krize sürüklenmiş ve yeniden yapılanma ihtiyacını doğurmuştur.
Sosyal güvenlik harcamaları için ülkelerin milli gelirden ayırdıkları
payların giderek artması, makroekonomik dengeleri ve rekabet gücünü tehdit
eder boyuta ulaşmıştır.
Hükümetlerin sosyal taraflarla diyalog ve işbirliği dahilinde yürüttükleri
reform çalışmaları, genellikle harcamaların kısılması ve gelirlerin artırılması
yoluyla cömert yardımlara son verilmesi hedefine yöneliktir. Zira, sosyal
güvenlik harcamalarında kısıntıya gidilmeden istikrarlı bir ekonomik büyümenin
sağlanamayacağı ve işsizlik sorunuyla da etkin şekilde mücadele edilemeyeceği
anlaşılmıştır.
Erken emekliliğin benimsendiği bir süreçten sonra pek çok OECD
ülkesi, şimdilerde bu trendi tersine çevirmeye çalışıyor.
Tablo 1
EMEKLİLİK YAŞLARI
( erkekler için)
| |
1970-75
|
1980-85
|
1990-95
|
1994-99
|
| Avustralya |
63.8
|
61.1
|
61.8
|
62.3
|
| Kanada |
..
|
62.6
|
61.4
|
62.2
|
| Danimarka |
..
|
64.7 b
|
62.3
|
62.4
|
| Finlandiya |
62.0
|
60.4
|
58.9
|
59.8
|
| Fransa |
63.5
|
59.7
|
59.1
|
59.3
|
| Yunanistan |
..
|
62.0 b
|
62.9
|
61.7 a
|
| İtalya |
62.3
|
60.8
|
57.9
|
59.3
|
| Japonya |
70.1
|
68.4
|
70.2
|
69.1
|
| Kore |
..
|
..
|
70.4
|
67.1
|
| Hollanda |
61.5 c
|
58.7
|
59.6
|
61.6 a
|
| Norveç |
67.6 d
|
66.3
|
63.2
|
64.2
|
| Polonya |
..
|
..
|
..
|
60.6
|
| Portekiz |
65.1 f
|
62.7
|
64.7
|
65.3
|
| İspanya |
64.7 d
|
61.4
|
60.3
|
61.1
|
| İsveç |
64.7
|
63.6
|
62.5
|
63.3
|
| Doğu Almanya |
62.8
|
62.2
|
60.1
|
60.5 a
|
| İngiltere |
..
|
62.3 e
|
61.2
|
62.0
|
| ABD |
64.2
|
63.7
|
63.6
|
65.1
|
a) 1993-1998.
b) 1983-1988.
c) 1971-1976.
d) 1972-1977.
e) 1984-1989.
f) 1974-1979.
Kaynak: OECD Economic
Outlook, Aralık 2002. |
|
|
|
|
Son yıllarda OECD ülkelerinde erken emeklilik hükümet politikalarıyla
da desteklenerek, çok yaygın bir hal almıştı. Fakat yaşlı nüfustan kaynaklanan
bazı sorunlarla mücadele nedeniyle çoğu OECD ülkesi erken emekliliği teşvik
eden politikalarını değiştirme yoluna girmiştir. Ve şimdilerde yaşlı çalışanların
işgücüne katılımı konusunda artan bir çaba içerisindedirler.
Artık kamu emeklilik sistemleri, erken emekliliğe sırtını dönmüştür
ve çalışanlara yasal yaştan önce emekli olmak için cazip teşvikler
sunmamaktadır. Aktüaryal denge ya da nimet- külfet dengesi temel faktör
olmuştur.
Yaşlı işçilerin istihdamda daha uzun süre kalmasına işgücü talebi
uyum sağlayacaktır. Ücretler işçinin verimliliğini yansıtacaktır. Yaşla
birlikte verimlilik azalırsa, ücretler buna uygun düzenlenecek ve işgücü
talebi yeni denge noktasına kavuşacaktır
Bu durumda yaşlı işçilerin eğitimi önem kazanmaktadır.Politika reformları
ortalama emeklilik yaşını artıracak şekilde düzenlenirse, yaşam boyu öğrenmeye
verilecek teşvikler de artmalıdır.Ayrıca, eğitim tedbirleri de alınmalıdır.
Bazı ülkeler bu doğrultudaki çalışmalara çoktan başlamışlardır.
Emeklilik Yaşındaki Farklılıklar
Emekli aylığına hak kazanmak için gerekli olan asgari emeklilik yaşı
çoğu OECD ülkesinde 65’tir. Bunun dışında Fransa ve Kore’de
60, Norveç’te ise 67’dir. ABD’de ise emeklilik yaşının kademeli olarak
67’ye yükseltilmesine çalışılmaktadır. Japonya’da çalışanlar ortalama olarak
69 yaşında emekli olmaktadır. Avrupa’da 55-64 yaş grubundaki erkek işgücünün
yaklaşık yarısı halen çalışmaktadır.
Tablo 2
İSTİHDAM ORANLARI
a (erkekler için )
|
1970 b
|
1980 c
|
1990 d
|
1995
|
2000
|
| Avustralya |
..
|
66.6
|
59.2
|
55.3
|
58.5
|
| Avusturya |
..
|
..
|
..
|
42.9
|
40.2
|
| Belçika |
..
|
47.7
|
34.3
|
34.5
|
35.1
|
| Kanada |
..
|
71.3
|
60.3
|
53.7
|
57.7
|
| Çek Cumh. |
..
|
..
|
..
|
51.1
|
51.7
|
| Danimarka |
..
|
63.1
|
65.6
|
63.2
|
61.9
|
| Finlandiya |
72.5
|
55.0
|
46.3
|
34.9
|
43.7
|
| Fransa |
74.0
|
65.3
|
43.0
|
38.4
|
38.5
|
| Almanya |
78.9
|
64.1
|
52.0
|
48.2
|
48.2
|
| Yunanistan |
..
|
..
|
58.4
|
58.9
|
55.3
|
| Macaristan |
..
|
..
|
33.3
|
27.1
|
33.2
|
| İzlanda |
..
|
..
|
92.6
|
88.8
|
94.2
|
| İrlanda |
82.4
|
72.3
|
59.5
|
59.3
|
63.0
|
| İtalya |
47.8
|
39.0
|
35.4
|
44.7
|
40.9
|
| Japonya |
84.8
|
82.2
|
80.4
|
80.8
|
78.4
|
| Kore |
..
|
77.5
|
76.3
|
78.8
|
68.2
|
| Lüksemburg |
..
|
37.9
|
42.9
|
35.1
|
37.9
|
| Meksika |
..
|
..
|
85.1
|
77.9
|
79.8
|
| Hollanda |
..
|
60.9
|
44.2
|
41.1
|
50.0
|
| Yeni Zelanda |
..
|
..
|
53.9
|
62.9
|
68.3
|
| Norveç |
82.9
|
79.5
|
70.7
|
70.0
|
73.1
|
| Polonya |
..
|
..
|
44.3
|
42.5
|
36.7
|
| Portekiz |
..
|
74.2
|
65.0
|
57.7
|
62.5
|
| Slovak Cumh. |
..
|
..
|
..
|
38.1
|
35.4
|
| İspanya |
82.7
|
71.5
|
57.2
|
48.4
|
55.2
|
| İsveç |
84.1
|
77.5
|
74.4
|
64.4
|
67.8
|
| İsviçre |
..
|
..
|
85.2
|
79.0
|
77.0
|
| Türkiye |
..
|
..
|
58.8
|
58.4
|
51.0
|
| İngiltere |
..
|
62.6
|
62.4
|
56.1
|
59.8
|
| ABD |
80.7
|
69.7
|
65.2
|
63.6
|
65.6
|
a. 55-64 yaş arasında istihdamda olan erkeklerin
toplam erkek nüfusuna oranı; İtalya
için 60-64 yaş arasında
istihdamda olan erkeklerin toplam erkek nüfusuna oranı.
b. İrlanda için 1971, Norveç
ve İspanya için 1972.
c. İrlanda için 1981, Belçika,
Lüksemburg ve Danimarka için 1983.
d. Kanada, İzlanda ve Meksika
için 1991,
Macaristan ve
Polonya için 1992.
Kaynak: OECD Economic Outlook, Aralık 2002.
Artık OECD ülkelerinde emekliliğin geciktirilmesi önemli bir çözüm yolu
olarak görülmektedir. Almanya ve Avustralya’da kadın çalışanların emeklilik
yaşının erkeklerinkine eşitlenmesine çalışılırken, Macaristan, İtalya,
Japonya ve ABD’de her iki cins için de emeklilik yaşının yükseltilmesi
planlanmaktadır. Öyle ki, emeklilik sistemleri, erken emekliliği isteyenler
için emekli aylığı seviyelerinde azalmalar olacak şekilde yeniden
düzenlenmektedir.Emekli aylıklarının yatırılan prime göre ödenmesi sağlanacağından,
uzmanlar bu durumun emeklilik fonlarındaki baskıyı azaltacağı görüşündedir.Avustralya,
Finlandiya, Almanya, İzlanda, İtalya, Hollanda, Norveç ve ABD’de bu yönde
çalışmalar yapılmaktadır.
Erken emekliliği önlemek için başvurulacak diğer yollar; Almanya’nın
yaptığı gibi doğrudan emekli aylığı seviyelerinde indirime gidilmesi veya
Fransa ve Macaristan’da uygulandığı gibi, tam emekli aylığı alabilmek için
prim sürelerinde uzatmaya gidilmesi şeklinde; olmaktadır. Bazı ülkeler
işgöremezlik yardımları ve işsizlik ödemelerinde de kısıtlamaya gitmektedir
(Finlandiya, Almanya, Hollanda, İngiltere). İşsizliğe sebep olan erken
emeklilik politikalarının riski en aza indirilirken, yaşlı çalışanların
istihdam imkanlarının geliştirilmesi (Avustralya, Hollanda, İngiltere)
veya yaşlı çalışanlar için devletin ücret sübvansiyonu sağlaması
( Fransa, Almanya, Kore) söz konusudur.
Yaşlanmanın Getirdiği Ekonomik Sorunlarla
Mücadele
1930’larda – bir dizi teknolojik yenileşmenin olduğu dönemde -
Keynes, 100 yıl sonraki ekonomiyi tasvir eden makalesinde yaşam standartlarındaki
önemli gelişmelerin, sermaye birikimlerinden ve teknolojik değişimden ileri
geleceği tahmininde bulunmuştur. Keynes verimlilik artışları sayesinde
haftada 15 saat çalışmanın yeterli olacağı kehanetinde de bulunmuştur.
Günümüzde bu makalenin geçerliliği bir hayli tartışmalıdır.
Yaşam standartlarında, sağlık koruma ve beslenme konusundaki gelişmeler
yaşam beklentisinde de artışa neden oldu. 1960’larda OECD alanında ortalama
yaşam beklentisi 66 civarında iken bugün 76’larda seyretmektedir. Ortalama
emeklilik yaşı azalırken, yaşam beklentisi yükseldi. Sonuç olarak bugün
insanlar emekli aylığını daha uzun süre alarak, daha uzun bir yaşam sürüyorlar.
Pek çok OECD ülkesinde son 30 yıl, uzun yaşam beklentisi ve
geliştirilmiş emeklilik gelirleri diğer zamanlarla karşılaştırıldığında
belki de bu tür değişikliliklerin en fazla yaşandığı dönem olmuştur. Yaşam
beklentisi artmaya devam ettikçe insanlar eğer emeklilikleri geciktirilmezse
daha uzun süre emeklilik hayatı yaşayacaklar. Önümüzdeki 30-40 yıla bakacak
olursak, biyoteknolojideki “yeni” gelişmeler ve tıp uygulamalarında kullanılan
mikroçipler- deneme aşamasında bile olsa - yaşam beklentisinin artmasını
– 10 veya daha fazla yıl - sağlayacak etmenler olarak önümüzde duruyor.
Fakat yaşlanan nüfus düşük doğurganlıkla da ilgili. OECD alanında ortalama
olarak her kadın 1.6 çocuk sahibi . İtalya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti
gibi bazı ülkelerde bu oran ortalama 1.1-1.2.Bu oranlar 2.1 çocuk olan
durağan nüfus değerinin çok altında. Artan yaşam beklentisi ve düşük doğurganlık
oranları birlikte, özellikle 2010 yılından sonra, çalışma yaşındaki
nüfus oranlarında azalmayı beraberinde getirecektir. OECD alanında bütün
olarak, 65’ten ileri yaştakilerin sayısı / 20-64 yaşları arasındakilerin
sayısının, (bağımlılık oranı) önümüzdeki 50 yılda iki kat artarak en az
%50’ye ulaşması bekleniyor. Bu konuda ani ve hızlı artışlar da beklenebilir.
Uzun ve sağlıklı yaşamak elbette mükemmel bir gelişme. Emekli
maaşlarının bugünkü işçilerin katkıları ile karşılandığı kurumsal anlaşmalar
çerçevesinde, az sayıda çalışan çok katkı verirken yaşlı emeklilerin
OECD ülkelerinde bütçe oluşumlarında büyük baskılar oluşturduğu gözlenmektedir.
Özellikle kamu maaş ödemeleri artarak, toplam sosyal giderler içinde önemli
bir yekün haline gelecektir. Bununla birlikte, kamu harcamalarının önemli
bir kalemi olan sağlık koruma harcamaları da benzer şekilde yükselecek
ve gelecek 50 yılda çok yaşlıların (80 yaş ve üzeri) OECD nüfusu içindeki
payı %3’ten %8’e yükseleceğinden bu yaş grubu sağlık koruma hizmetlerinden
yararlanacak en büyük kitleyi oluşturacaktır . Bir OECD araştırması; OECD
ülkelerindeki 2002 - 2050 yılları arasındaki yaşlı nüfusun bütçe
üzerinde yapacağı baskıların, hükümet giderlerine ortalama olarak
GSYİH’nın %6’sı kadar ilave bir yük getireceğini ortaya koymuştur.
OECD ekonomilerinin yani zengin toplumların karşılaştığı en önemli yapısal
değişimlerden biri yaşlı nüfus ve yavaşlayan nüfus artışı konusudur. OECD
yaşlanan nüfus arkasındaki güçleri analiz etmiştir. Bunlardan biri, mevcut
durumun sürdürülmesinin isabetli bir tercih olmadığıdır.Bu durum yaşlıların
yetersiz emeklilik geliri elde etmelerine sebep olacağı gibi aynı zamanda
vergi verenler üzerindeki ağır yükü de artıracaktır. OECD’ye
göre çalışma hayatını uzatmak ve geç emekliliği özendirmek gereklidir.Bazı
ülkelerde çok düşük olan işgücüne katılım oranlarında artışlar yaşanmasına,
özellikle yaşlılar ve kadınlar arasında, çok büyük ihtiyaç vardır. OECD’ye
göre bu tür mesajlar net biçimde anlatılmalı ve politika oluşumuna
olanak verilmelidir.Aksi halde kamu açıklarını dengelemek için bütçe kısıtlamalarına
gidileceğinden, diğer önemli kamu harcama alanlarında kararlı kısıtlamalara
gidilmesi veya vergi yükünün artırılması, gelecekteki büyüme hedeflerini
ve bu nedenle gelecek nesillerin yaşam standartlarını tehlikeye sokacaktır.
Bununla birlikte tek bir politika girişimi yaşlı nüfusun mali baskılarını
tek başına düzeltemez. OECD, ekonomik, mali ve sosyal açılardan geleneksel
sınırları kaldıran pek çok cephede sürdürülecek bir hareketin gerekli olduğunu
belirtmekte, özellikle, bireylerin işgücünde aktif olarak bulundukları
yıllarda artış kaydedilmesinin başarılmasının üzerinde durmaktadır.
Bu anlamda erken emeklilik için mali ve özendirilmesi yönündeki diğer teşvikler
kaldırılmalı ve yaşlı işçiler için iş imkanları yaratılmasının ve yeteneklerinin
geliştirilmesinin yollarının bulunması sağlanmalıdır. Emekli ödemeleri,
bütçede kontrol sağlamak ve yaşlı nüfusun sebep olduğu kamu bütçe açıklarını
azaltmak konusunda yapılan çalışmalar neticesinde azaltılmalıdır. Emekli
maaşlarını ödeme kaynakları, aynı zamanda mali piyasaların altyapısının
da genişlemesini sağlayacak olan vergi ve transfer sistemlerinin,
fon yatırımlarının ve özel yatırımların bir karışımı olacak şekilde,
çeşitlendirilmelidir. Son olarak sağlık ve uzun süreli korumanın daha çok
maliyet etkinliği sağlayacak şekilde geliştirilmesinin yolları araştırılmalıdır.
Bu tür reformlara gidilirken düzenlemeden doğacak etkileri en
aza indirmek için çok dikkat edilmesine ve kademeli uygulamaya ihtiyaç
duyulur. Suistimale asla izin verilmemelidir. Aslında bu durum, karar alıcıların
karşılaştığı en büyük mücadele alanlarından biridir. Sorunları önceden
görüp çözüme ilişkin reformları oluştursalar bile bunların etkilerinin
görülmesi ancak 10 veya 20 yıllık bir süreçte mümkün olabilecektir. Bu
kolay bir görev değildir. Reform konusunda geliştirilen bütün tercihler
farklı maliyetler ve faydalar getirecek olsalar da, düzenlemenin
sonuçları, hem mevcut çalışanlar hem de nesiller arasında önemli
etkiler doğurabilecektir. Ancak bazı gelişmeler de kaydedilmiştir.
Örneğin, çalışılan ortalama yıl sayısında artışı sağlayacak düzenlemelere
doğru adımlar atılmıştır.
Yüksek büyüme oranları ve hızlı verimlilik artışları sağlayacak
“Yeni Ekonomi”den yararlanmanın, daha iyi seçenekler sunabileceği,
zor kararları daha esnek hale getireceği; gelecek nesillerin daha yüksek
gelirli hale gelerek ve bu nedenle yaşlı nüfusun doğuracağı ekonomik yükü
daha kolay kaldırabileceği yönünde görüşler de bulunmaktadır. OECD ülkelerinde
- ki çoğu zengin ekonomilerdir – uygulanan örnek kurumsal düzenlemeler
çerçevesinde yapılan bir çalışmada, önümüzdeki 50 yıl içinde yılda %1’lik
büyüme sağlanmasının, emeklilik harcamaları seviyelerinde yaşanacak artışı
yavaşlatabileceği ve GSYİH’nın dörtte üçü kadar bir azalma
sağlayabileceği ortaya konmuştur. Bu nedenle (yüksek verimlilik artışlarıyla
sağlanacak) ekonomik büyümede kaydedilecek çok önemli gelişmeler, yaşlanmanın
artan maliyetlerini aza indirebilecektir. Yapısal reformlar konusunda
yaşanan politik açmazların giderilmesine, bu nedenle hız verilmelidir.
Bununla birlikte, buraya kadar savunulan yüksek büyüme oranlarının yaşam
standartlarında gelişme sağlayabileceği ve kamu gelirlerini artırabileceği
yönündeki savlar, temel emeklilik reformlarının kapsamını da genişletebilecektir.
Son 10 yılda dikkate değer gelişmeler kaydeden ABD’de yüksek büyüme
oranlarını sağlayan fırsatlar, çoğu OECD ülkesinde zaten mevcuttur. Ancak
bunların uygulanması için hala önemli politika kararları alınması
ve kurumsal değişiklikler gerekmektedir. Bu nedenle, OECD genelinde yüksek
büyüme oranları gerçekleştirilmesi mümkün olmakla beraber, yaşlıların yol
açtığı yüksek emeklilik yükümlülükleri nedeniyle bu husus sağlanamamaktadır.
Erken emekliliğin teşvik edilerek çalışanların işgücü piyasalarından
çekilmelerini kolaylaştıracak teşvikler, herşeye rağmen , özellikle yaşlı
işçilerin istihdamının düşük olduğu Avrupa’da, yürürlüktedir. Bu nedenle
emeklilik yaşına göre yapılacak yeni düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesine,
işsizlik yardımı ve işgöremezlik ödeneğinden faydalanmanın koşullarının
daha seçici olacak şekilde yeniden oluşturulmasına, erken emekli aylığı
bağlanmasında geçerli olan vergi teşviklerinin kaldırılmasına acil ihtiyaç
vardır. Bu tedbirler genel olarak yeni iş yaratma koşulları,
özellikle yaşlı çalışanların çalışma koşulları ile birlikte ele alınmalıdır.
Ancak bu şekilde artan yaşam beklentisine cevap verecek bir emeklilik yaşının
belirlenmesi mümkün olabileceği gibi, yaşlanan nüfusun bütçe üzerindeki
baskılarının da bir miktar azalması ve böylece genç ve yaşlı nesillerin
yaşam standartlarında ileriye dönük iyileşmeler sağlanabilecektir.
TÜRKİYE İÇİN DEĞERLENDİRME
Görüldüğü gibi Avrupa Birliği başta olmak üzere çok sayıda ülkede son
on yılın en önemli ekonomik sorunlarından birini sosyal güvenlik sistemleri
oluşturmaktadır. Özellikle Avrupa Birliği'nde sosyal güvenlik sistemlerinde
sorun, nüfusun yaşlanması ve işgücünün aynı kalması nedeniyle aktif sigortalı
başına emekli oranının yükselmesinden kaynaklanmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde sosyal refah devleti anlayışının sonucu aylık ve
ödemelerdeki hızlı artışlar, nüfusun yaşlanması, doğumların azalması, sürekli
ve yüksek oranlı işsizlik, sağlık hizmetlerinin maliyetindeki artışlar
ve aile yapısındaki değişiklikler sosyal güvenlik sistemlerinin finansman
yükünü arttırmış bunlar da sistemi krize sürüklemiştir.
Bu nedenle Kıta Avrupası’nın sosyal devlet anlayışı çağdaş ekonomik
gerçekler paralelinde gözden geçirilmektedir.
Sosyal güvenlik sistemi, ülkemizde de büyük bir kriz içindedir. Ancak
bunun sebebi Avrupa ülkelerine göre bambaşkadır. Türkiye’deki sosyal güvenlik
krizinin temelinde, ekonominin imkanlarını dikkate almayan popülist hükümet
icraatları bulunmaktadır.
Avrupa yaşlı nüfus sorunu yaşamakta, oysa ülkemizde tam tersi, genç
nüfus hakim bulunmaktadır. Sosyal güvenlik sistemini sürdürülemez noktaya
getiren başlıca icraat, 1992 yılında emeklilik yaşının azaltılması olmuştur.
Türkiye' de sosyal sigorta programlarının kapsadığı nüfusun toplam nüfusa
oranı 10 yılda 20 puan yükselmiştir. 1990 yılında %67 olan sigortalı nüfus
oranı 2000 yılında %87’ye yükselmiştir. 1990 yılında sağlık hizmetleri
bakımından toplam nüfusun %61’ine ulaşılırken bu oran 2000 yılında
%83' e çıkmıştır.
Aktif sigortalılar ile pasif sigortalılar arasındaki denge olumsuz yönde
gelişmesini sürdürmektedir. Sosyal güvenlik sistemine prim ödeyen aktif
sigortalı sayısındaki artış - 1998 yılı hariç - pasif sigortalı sayısındaki
artışın gerisinde kalmıştır. 2001 yılında aktif sigortalı sayısı %-6.9
oranında azalırken pasif sigortalı sayısı %6.6 oranında artmıştır. 1997
yılında ortalama 1.77 aktif sigortalıya 1 pasif sigortalı düşerken 2001
yılında bu sayı 1.38' e gerilemiştir.
Tablo 3
SSK’DA AKTİF/PASİF SİGORTALI DENGESİ
|
Yıllar
|
İşyeri Sayısı
|
Zorunlu Sigortalı Sayısı
(I)
|
Yıllık Artış
(%)
|
Aylık Alan Sayısı
(II)
|
Yıllık Artış
%
|
Aktif/Pasif Dengesi
(I/II)
|
|
1997
|
781.911
|
4.830.056
|
-
|
2.731.793
|
-
|
1.77
|
|
1998
|
813.010
|
5.299.533
|
9.72
|
2.926.994
|
7.1
|
1.81
|
|
1999
|
769.674
|
5.005.403
|
-5.55
|
3.143.921
|
7.4
|
1.59
|
|
2000
|
753.275
|
5.254.125
|
4.97
|
3.332.936
|
6.0
|
1.58
|
|
2001
|
723.503
|
4.886.881
|
-6.99
|
3.551.674
|
6.6
|
1.38
|
Kaynak: SSK İstatistik Yıllıkları, 1997-2001
Sosyal Sigortalar Kurumu'nda prim gelirlerinin toplam gelirlere oranı
1997 yılında %80 iken bu oran 2001’de %69’a inmiştir.
Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi üzerine yapılan tartışmalar en çok
emeklilik yaşı üzerinde odaklanmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi,
1992 yılında çıkartılan erken emeklilik yasası ile, yasal olarak 18 yaşında
çalışmaya başlayan kadınlar 38, erkekler ise 43 yaşında emekli olabilir
hale gelmişti. Bu hatalı husus 1999 yılında yapılan gerçekçi değişiklik
ile düzeltilmiş ve emeklilik yaşı geçiş dönemi hariç 58 ve 60’a yükseltilmiştir.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih olan
8 Eylül 1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların,
58 (Kadın), 60 (Erkek) yaşını doldurmak ve en az 7000 gün prim ödemek,
ya da 58 (Kadın), 60 (Erkek) yaşını doldurmak, en az 4500 gün prim ödemek
ve 25 yıldan beri sigortalı olmak koşulu ile emekli olabilecekleri şeklinde
düzenlemeye gidilmiştir. Bu, 3246 sayılı Kanundan sonra, yaşlılık aylığı
konusundaki en kapsamlı düzenlemedir
Tablo 4
YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANAN SİGORTALILARIN
DAĞILIMI VE YAŞ ORTALAMALARI
|
Yıllar
|
Yıl İçinde Yaşlılık Aylığı Bağlanan Sigortalı Sayısı
|
Ortalama Yaş
|
|
Kadın
|
Erkek
|
Toplam
|
|
1997
|
179.951
|
47
|
50
|
49
|
|
1998
|
181.999
|
47
|
50
|
49
|
|
1999
|
198.879
|
47
|
49
|
49
|
|
2000
|
188.628
|
47
|
49
|
49
|
|
2001
|
209.281
|
49
|
49
|
49
|
Kaynak:SSK İstatistik Yıllıkları, 1997-2001
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sigortalı olarak çalışmakta olanlar
için de kademeli geçiş öngörülmüş ve 4759 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiştir.
Ancak yeni düzenlemenin finansman dengesine olumlu yansıması zaman alacaktır.
Nitekim, emeklilik aylığı almak için başvuranların ortalama yaşına ilişkin
SSK İstatistiklerine göre, 2001 yılı itibariyle SSK’da fiili ortalama
emeklilik yaşı, erkek ve kadınlarda 49’dur.
Emeklilik yaşının belirlenmesinde, ortalama hayatta kalma süresinin
bilinmesi önem taşır. DPT’nin verilerine göre doğuşta yaşam beklentisi
68.55’tir. Ancak 10 yaşında bu rakam 71.84, 20 yaşında 72.47, 40 yaşında
73.89, 50 yaşında 75.03 olmaktadır. Ortalama emekli yaşının 50 olduğu
ve 50 yaşında yaşam beklentisinin ortalama 75 yaş olduğu düşünülürse,
Türkiye’de emeklilik sonrası ortalama maaş alma süresi 25 yıldır. Diğer
ülkelerle karşılaştırıldığında, bu sürelerin uluslararası ölçülerin
çok üzerinde olduğu görülmektedir.
SSK’da işçi ve işveren kesimlerinin yönetimdeki inisiyatiflerinin artması
ve ekonominin imkanlarını aşan politik müdahalelerden kaçınılması ülkemiz
için önem taşımaktadır.
Kaynaklar:
· “Tackling The Economic Consequences Of Aging”,
OECD Observer, 25 Eylül 2001
· “Increasing Employment: the Role of Later Retirement”,
OECD Observer, 5 Aralık 2002.
· OECD Economic Outlook, December 2002.
· “Retiring later makes sense”, OECD Observer,
13 Ocak 2003.
· “TÜSİAD'ın Sosyal Güvenlik Raporunun Ardından”
http://www.cmis.org.tr/dergi/1mak981.htm
· TİSK XXI.Olağan Genel Kurul Çalışma Raporu,
Bölüm :6 s. 195 “Sosyal Güvenlik Yasalarımız”
· “Sosyal Güvenlik Sisteminin Yeniden Yapılandırılması
Tartışmaları ve Çözüm Önerileri” * http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/teblig/97/ayse.pdf
· DPT, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler, (1950-2001)
· SSK İstatistik Yıllıkları, 1997-2001
· Deniz Gökçe, “ Daha uzun yaşıyoruz ama yaşayamıyoruz!”,
3 Ocak 2003 Akşam Gazetesi
MAYIS 2003
|