BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNİN MAKRO EKONOMİK ETKİLERİ
Ali Haydar ELVEREN
Hazine Müsteşarlığı Özel Emeklilik Dairesi Başkanı
Ülkemizde sosyal güvenlik reformun bir parçası olarak hazırlanan Bireysel
Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu 7 Nisan 2001 tarih ve
24366 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, yayımı tarihinden itibaren
6 ay sonra 7 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bireysel emeklilik sistemi, emekliliğe yönelik tasarruf ve yatırım sistemi
olup, kamu sosyal sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı özellik arzetmektedir.
Yapılan düzenlemeler ile kamu sosyal güvenlik sistemine ek olarak bireylere
istedikleri takdirde yani gönüllü katılımlarına bağlı olarak ikinci bir
emeklilik geliri elde edebilmelerinin yasal altyapısının oluşturulması
amaçlanmaktadır. Böylelikle bireyler, kendi tasarrufları ve bunların getirileri
ile orantılı olarak emekliliklerinde ek bir gelire sahip olacaklardır.
Burada, esas amaç, emeklilikte elde edilecek ek bir emeklilik geliri ile
katılımcının refah düzeyinin artmasına katkıda bulunmaktır.
Bireysel emeklilik sistemi ile bireyler emekliliğe yönelik tasarrufta
bulunulurken, bu tasarrufların kendi nam ve hesaplarına yatırıma yönlendirilmesi
ile aynı zamanda ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlayarak istihdamın
artırılması ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunulması da mümkün olacaktır.
Diğer bir ifade ile, bireyler kendi emekliliklerine yönelik gönüllü
katkıları ile yarınlara daha güven içerisinde bakabileceklerdir. Ayrıca,
oluşturulacak fonlar, toplumun bugunünü ilgilendiren istihdam ve ekonomik
büyümeye de katkı sağlayacaktır.
Bunlara ek olarak, bu sistemin ulusal tasarruf eğiliminin artması,
kamunun uzun vadeli borçlanma olanağını olumlu etkilenmesi ve sermaye piyasalarının
derinleşmesine katkıda bulunması da beklenmektedir.
Bireysel emeklilik sistemi ile ülkemizde yeni bir dönem başlayacaktır.
Bireysel emeklilik sistemi, ülkemizin demografik fırsat penceresini avantaja
dönüştürecek önemli işlevleri üstlenebilir bir yapıdadır. Ayrıca, emekliliğe
yönelik uzun vadeli fonların da ülkemiz mali sisteminde önemli değişimlere
neden olacağı açıktır. Bu değişimin sonucunda, daha istikrarlı, daha rekabetçi
ve dinamik bir mali sistem ile finansal açıdan daha sağlam bir sosyal güvenlik
sistemine geçiş yönünde geçiş yönünde olumlu gelişmeler beklenmektedir.
Bu sistem aracılığı ile birikecek fonlar hem kişilerin emekliliklerinde
ek bir gelir elde etmelerine hem de ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratılmasına
olanak sağlayacaktır. Uzun vadeli fonların oluşması ile kurumsal yatırımcılar
artacak, vadeler uzayacak, piyasalar derinleşecek, özel kesimin borçlanabilme
olanağı genişleyecektir. Böylelikle, istihdam artırıcı yatırımlar için
daha kolay kaynak bulunacak, istihdam artacak, kayıtdışılık azalacak ve
sürdürülebilir ekonomik büyüme olanağına kavuşulacaktır.
Diğer taraftan, ülkemizde kurumsal yatırımcıların para ve sermaye piyasalarında
etkinliği azdır. Bireysel emeklilik sistemi bu açıdan ülkemizde kurumsal
yatrımcıların oluşmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesine neden
olacak önemli bir gelişmedir.
Bireysel emeklilik sisteminde bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarından
oluşan uzun vadeli fonlar, bu fonları işleten şirketlerin üstlendikleri
riskleri azaltmak amacıyla artan oranda uzun vadeli yatırım araçlarına
olan talebi artıracaktır. Bireysel emeklilik sisteminde yaratılan uzun
vadeli fon arzının para ve sermaye piyasalarında yatırım araçlarının çeşitlenmesine
ve daha uzun vadeli yatırım araçlarının geliştirilmesine olanak sağlayacaktır.
Piyasalarda uzun vadeli fonların varlığı beraberinde hem kamu kesiminin
hem de özel kesimin sermaye talebi yapısında değişime katkıda bulanacaktır.
Böylelikle hem kamu hem de özel kesim daha uzun vadede borçlandıkça piyasalardaki
faiz oranının volatilitesi azalacak, bireyler ve işletmeler ekonomik kararlarında
daha uzun vadeli hareket edebileceklerdir. Özellikle, özel kesimin uzun
vadeli borçlanabilmesi ve faiz oranların tahmin edilebilir olması ekonomik
büyümenin ivmesini oluşturacaktır.
Ayrıca, hem kamunun ve özel kesimin hem de bireylerin ve işletmelerin
beklentilerindeki değişim, ekonominin istikrara kavuşmasına ve enflasyonla
mücadelede önemli kazanımlar elde edilmesine de katkıda bulunacaktır.
Ülkenin bugünü ve geleceğini ilgilendirmesi nedeniyle sosyal güvenlik
sisteminin sağlam idari ve finansal bir yapıya kavuşturulması uzun yıllar
ülkemizin gündemini oluşturmaya devam edecektir.
Sosyal güvenlik alanındaki uluslararası uygulamalara bakıldığında reformların
nedenlerinin her ülkede büyük farklılıklar gösterdigi görülmektedir. Gelişmekte
olan ülkelerde sorunun temel nedeni, nüfusun yaşlanması ve dağıtım esaslı
sistemlerin zaman içerisinde finansal dengelerinin bozulacağına ilişkin
beklentidir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise, sağlam finansal temellere oturan bir
sosyal güvenlik sistemi ile daha nitelikli ve daha geniş kesimlere hizmet
sunulmasının amaçlandığı görülmektedir.
Ülkemizin oldukça genç bir nufüsa sahip olduğu ve ileriki yıllarda bu
nufus yapısının tersine döneceği görülmektedir. Bu noktada, bireysel emeklilik
sistemi, demografik fırsat pencerisini kullanmada bize önemli seçenekler
sunmaktadır. Ülke olarak bu gunun genç nüfusunun yarın yarşlanacağı ve
yaşlı nüfusun toplan nüfus içerindeki payının artacağı dikkate alınarak
gelecek sosyal güvenlikte gereksinme duyulacak fonların bu gunden biriktirilmesi
gerekecektir. Bu husus, daha az çalışanın daha çok emeklinin olacağı ileriki
yıllarda sosyal güvenlik sisteminin finansal yapısının daha sağlam mali
temeller üzerine kurulmasına ve güçlenmesine olanak sağlayacaktır.
Birey olarak da, kendi emekliliğinmizde kullanılmak çalışma dönemimizde
gelirimizin bir kısmının tasarruf edilmesi gereklidir. Böylelikle kamu
emeklilik sistemlerinden sağlananacak emeklilik gelirine ek olarak ikinci
bir gelir elde edilecek ve emeklilikte daha yüksek bir refah düzeyine ulaşılması
mümkün olacaktır.
Bu açıdan, ülkemizin daha yarınlarına bireysel emeklilik sisteminin
önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
MAYIS 2003
|