MART 2003
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



İSTİHDAM ODAKLI YATIRIM VE TEŞVİK POLİTİKALARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER - İKTİBAS

Doç. Dr. Yusuf Ziya AKSU
ATİAD Bilim Kurulu Başkanı


ATİAD Dergisi’nin Ocak-Şubat 2003 tarihli 3. sayısından alıntılar yapılmıştır.

Ülkemizin son yıllarda karşılaştığı derin ekonomik ve sosyal boyutlu sorunlar ve bu sorunların genel olarak toplumda yarattığı ağır ahlaki çöküntü ve özel olarak da genç ve eğitimli kesimlerde doğurduğu ümitsizlik ve karamsarlık, düşünürleri ülke sorunlarına yaklaşımlarında yeni arayışlara yöneltmektedir.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarının gelenekçi ve olağan yaklaşımlarla çözüm olanağı kalmamıştır. Bu nedenle klasik teorik yaklaşımlar yerine yenilikçi olağan dışı ve global çözümlere yönelme zorunluluğu vardır. Bu noktada yola çıkan ATİAD (Avrupa İşadamları ve Sanayicileri Derneği), başkanlığını yürüttüğüm ATİAD Bilim Kurulu aracılığıyla yeni çözüm arayışlarına yeni perspektifler getirmek amacıyla 2000-2001-2002 yıllarında “Yurtdışındaki Sermaye Birikiminin Türk Ekonomisine Kazandırılması İle İlgili Görüşler”, “Yabancı Sermaye ve Türk Ekonomisi”, “Yurtdışındaki Birikimler ve Özelleştirme” gibi araştırma ve yayınlarla uygulamaya dönük, küresel ve yurtdışındaki uygulamaları da içeren düşüncelerini kamuoyuna duyurmuş ve işbaşındaki Türk Hükümetlerine planı özeti biçiminde sunmuştur. Bu çalışmalardan dolayı ATİAD’a bir geri dönüş olmamıştır.

Ekonomi Politikalarında Öncelikler Sorunu

Ülkemiz ve benzeri ülkelerin (Brezilya, Arjantin, Endonezya.....) ekonomik hedef ve amaçların önceliği yönünden önemli sıkıntılar yaşadığı bir gerçektir.

Geleneksel ekonomi politikaları yaklaşımında tam istihdama yöneliş dış ödemeler dengesi, sürekli ve sürdürülebilir kalkınma ve fiyat istikrarı yanında adil gelir dağılımı eş zamanlı ve eşgüdümlü hedefler olarak gösterilmekle birlikte ülkemizde bu eşgüdüm sağlanamadığından hedeflerden hiçbirisi tutturulamamış ve bu nedenle oluşan ekonomik istikrarsızlık siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getirmiştir. Ekonomik istikrarla siyasi istikrar arasındaki ilişkinin tek taraflı bir etkileme olmadığı, siyasi istikrarsızlığın da ekonomik istikrarsızlığı tetiklediği bir gerçektir.

Bu nedenle hedefler belirlenirken bu etkileşimin yaratacağı ek tesirler ve çarpanlar göz ardı edilmemelidir. Diğer taraftan Türkiye’nin içinde yer almayı arzuladığı ve 21. yüzyılın medeniyet projesi olarak adlandırılan Avrupa Birliği hedefi, içerdiği ekonomik ve siyasal kriterler (Kopenhag ve Maastrich) nedeniyle sadece Türk Dış Politikasının değil aynı zamanda da Türkiye’nin ekonomik politikalarında belirleyici bir rol oynamaktadır.

Bütün bunların dışında Türkiye’nin geçmişte izlediği popülist ve ekonomik gerçeklerden uzak, plansız ve programsız ekonomik ve sosyal politikalar nedeniyle içine düşmüş olduğu ekonomik zorluklar hükümetleri IMF’nin koyduğu parametreler ve anlaşmalar çerçevesinde hareket etmeye zorlamaktadır.

İstihdam Odaklı Yatırım ve Özendirme Politikaları

Klasik ekonomik kalkınma modellerinde devletin tam istihdama ulaşmak amacıyla kriz dönemlerinde yatırımlara girişerek piyasaya ek alım gücü pompalaması ve bu suretle yaratılacak ek talebin ek yatırımları tetiklemesi ve burada yaratılacak genişleme ve katlama ile tam istihdama yönelineceği savından hareket edilmekle birlikte ne Türkiye’nin ne de IMF ile anlaşma yapan diğer ülkelerin IMF’nin koyduğu parametreler nedeniyle böyle bir politikayı harakete geçirmeleri olanaksızdır. Bu nedenle yukarıda bahsi geçen tam istihdam, sürdürülebilir kalkınma, dış ticaret dengesi ve fiyat istikrarı ve hatta adil gelir dağılımı hedeflerini eşgüdümlü ve eşzamanlı gerçekleştirmek için yeni bir hedefleme ve yatırım politikasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu politikaların odak noktasını, istihdama yönelik yatırım ve bu yatırımlarda kullanılacak sermayenin özendirilmesine yönelik çalışmalar oluşturacaktır. Diğer bir deyişle devleti kriz dönemlerinde üstlendiği istihdama yönelik yatırımları özel sektör üstlenecektir. Bu nedenle özel sektörün bu yatırımlara güçlü bir şekilde özendirilmesi zorunludur. Özendirme önlemlerinde yabancı-yerli sermaye ayrımcılığı da son bulmalıdır. Zira istihdama yönelik etki açısından iki sermaye arasında bir fark yoktur.

Önlemler ve Öneriler

Özet olarak ele alacak olursak ATİAD Planı, şimdiye kadarki uygulamalardaki eksiklik ve aksaklıklardan hareketle yeni yatırımlar yoluyla işsizliğin giderilmesine yönelik tam istihdam politikasını öncelikli politika olarak benimsemekte ve devletin parasal olanaksızlığından hareketle yatırımcıya yaratacağı istihdam ve işyeri karşılığında bütçeye ek yük getirmeyen destek politikaları öngörmektedir. Burada tek kriter istihdam yaratma kriteridir. Bölge, çalışma ve yatırım alanı, gelişmişlik, teknoloji, finansman kaynağı, fizibilite, kuruluş yeri, ihracata yönelik yatırım kriterleri, sermaye büyüklüğü, serbest bölge, organize sanayi bölgeleri gibi kriterlerin yerine çalıştırılacak elaman sayısı ve sürekliliği kriteri ön plana çıkmaktadır. Başka bir deyişle özendirmenin en önemli hatta tek kriteri yeni veya ek yatırımın yaratacağı yeni ve ek istihdam, ve yeni işe alınacak elemanların sayısı ve uzun süreli istihdamı olacaktır. Yatırımcının, yatırıma başladığı andan itibaren işe alacağı ve bordrosuna dahil edeceği personel sayısı ile ilgili olarak bir taahhütte bulunacak ve yükümlülük belgesine dayanarak bölgesel yatırım ofisi gerekli teşvik belgelerini düzenleyecektir. Bölgesel yatırım ofisi taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini denetleyecek ve aksaklıklar açısından yatırımcıyı uyaracaktır. Uyarıya karşın yükümlülüklerini yerine getirmeyen yatırımcıya öngörülen yaptırımlar uygulanacaktır.

Özendirme Unsurları ve Kurumsal Düzenlemeler

A) Unsurlar
• Gümrük vergisi istisnası
• Yatırım çerçevesinde bordroya alınan elemanlar için SSK işveren payı için süreli muafiyet

İlk yıl %100
2-3 yıl %70
3-5 yıl %50
5-7 yıl %25
• Yatırımla ilgili her türlü harç, vergi, resim istisnası
• Yatırımda kullanılacak kredi için harç ve vergi istisnası
• Kurumlar vergisi istisnası
İlk 7 yıl %100
8-10 yıl %75
10-12 yıl %50
• Makine ve teçhizattan alınan KDV’nin istisnası
• Sanayi arsası tahsisi
• İşsiz elemanların meslek sahibi yapılmaları ve yeniden mesleklendirilmeleri için işletme içi çalışmalara yapılacak harcamaların SSK prim ödemelerinden veya gelir vergisinden düşülme imkanı

B) Kurumsal Düzenlemeler

a) Bölgesel Teşvik Ofisleri

İstihdam yaratıcı çalışmaları hızlandırmak amacıyla bölgesel yatırım ofisleri oluşturulması ve bu ofislerde yatırım başvurularının ivedilikle sonuçlandırılması yerinde olacaktır. Bu ofisler aynı zamanda da yatırım teşvik belgesi tanzimi ve yukarıda bahsi geçen istihdam yükümlülüklerinin yerine getirilmesini denetleyecek konumda olacaklardır.

b) İşlemlerin Basitleştirilmesi

Teşvik belgeleri yalnızca yatırımcı beyan ve taahhüde bağlı değerleneceğinden işlemin sonuçlandırılması belli bir süreye bağlanacaktır. Bunun dışında yatırımcı istihdamcı işletmeden belge, ön müsaade v.s. istenmeyecektir.

c) Teşvik tedbirleri sadece yeni yatırım için değil tüm ek istihdam yaratan girişimler için geçerli olacaktır.

Sonuç

Ekonomik açıdan Türkiye’nin önündeki 10 yılda Avrupa Birliği üyeliği hedefini tutturması yıllık %6-8 gibi yüksek bir kalkınma hızının yakalanmasına bağlıdır. Bu hedefe varabilmek için ise Türkiye’nin yılda en az 10 milyar dolarlık bir ek yatırıma ihtiyacı vardır. Kanımızca bu kaynaklar siyasi istikrarın sağlanması ön koşulunun ve yatırım ortamının iyileştirilmesi sayesinde kendi iç ve dış dinamiklerini harekete geçirmek suretiyle sağlanabilir.

Bu yazının giriş bölümünde bahsedilen çalışmalarda sadece Türk girişimci ve vatandaşlarının yıllık 5 milyar dolar kadar bir kaynağı Türkiye’ye aktarabileceklerine işaret edilmiştir. Önerilen teşvik tedbirleri gerek yabancı gerekse yerli sermayeyi hareketlendirecek mahiyettedir.

Bu sağlanabildiği takdirde yıllık olarak istenilen 10 milyar doların üzerinde bir yatırım sermayesi Türkiye’yi tam istihdam-sürekli ve sürdürülebilir kalkınma-ödemeler dengesi ve adil gelir dağılımı hedeflerinden ve IMF parametrelerinden sapmadan yıllık %8’lik bir kalkınma hızıyla AB’ye taşıyabilir.

MART 2003