TÜRKİYE’DE KAMU HARCAMA REFORMU NELER İÇERMELİ?
Doç.Dr. Ahmet ULUSOY
Karadeniz Teknik Üniversitesi İ.İ.B.F. Maliye Bölümü
GİRİŞ
Türkiye’de kamu harcamalarının makro ekonomik değişkenler üzerindeki
bozucu etkisi 1987 sonrası dönemde daha ağır hissedilmeye başlamıştır.
Kamu harcamalarının GSYİH’ya oranında meydana gelen artışlar gayri safi
ulusal tasarrufları (dolayısıyla yatırımları) azaltıcı etkide bulunmuştur.
Özellikle 1986 yılından itibaren ekonomiye net dış kaynak girişi azalmış,
vergi gelirleri düşük düzeyde kalmış ve artan harcamaların finansmanı için
iç borçlanma zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca, vergi oranlarının yüksekliği
ve denetim eksikliğinden toplanamayan vergiler ve borçlanma kaynaklarıyla
finansman yöntemine aşırı yüklenme maliye politikasının etkinliğini büyük
ölçüde azaltmıştır.
Kamu borçlarının boyutları, maliyeti, vadesi ve ekonomi üzerindeki etkileri
borçlanma politikasının finansman aracı olarak kullanılması sakıncaları
sürdürülemez boyutlara ulaştığını göstermektedir. Gerek iç borç, gerekse
dış borç rakamları konuyla ilgili olarak ciddi bir düzenleme yapılması
gerekliliğini ortaya koymaktadır. Borç stokunu azaltmanın, sağlıklı bir
bütçe ve kamu mali politikası uygulayabilmenin tek yolu faiz dışı bütçe
fazlası vermekten, yani kamu mali disiplini sağlamaktan geçmektedir.
Fakat ülkemizde uygulanan kamu mali yönetimi; gerek devlet hesaplarının
bilgi üretecek bazda olmaması, gerek harcamacı kuruluşların kendilerini
motive edecek yeterli mali araçları bulamaması, gerekse bütçeleme sürecinin
etkinlikten uzak olması gibi nedenlerle modern bir mali yönetimin gereklerini
yerine getirmekten uzaktır.
Konuyla ilgili olarak gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar incelendiğinde;
özellikle son on yıldan bu yana kamu kesiminde ciddi bir “yeniden yapılanma-reform”
çabalarının arttığı ve bu çabaların hukuki düzenlemelerle de desteklenmeye
çalışıldığı görülmektedir. Ülkemizdeki kamu mali portresine bakıldığında
ise ciddi bir “mali disiplin” sağlanması gerekliliği açık bir şekilde görülmektedir.
Bu makalede kamunun yeniden yapılanması çerçevesinde mali alanda ne
gibi reformlar yapılabileceği özet olarak ele alınmaya çalışılmıştır.
1. BÜTÇENİN HAZIRLANMASI AŞAMASINDA YAPILMASI
GEREKENLER
Bütçe hazırlık aşamasında iyi bir şekilde tasarlanmış orta vadeli bir
harcama sistemi; makro disiplininin sağlanması, stratejik önceliklere göre
kaynakların dağıtılması, dağıtılan kaynakların uygulamada istenilen düzeyde
verimli ve etkin bir şekilde kullanılması hedeflerinin gerçekleştirilmesinde
çok önemli bir rol oynayacaktır.
Orta vadeli bir harcama programına dayanan, yani planlarla bütçeler
ve programlar arasındaki ilişkiyi hedefleyen kamusal karar alma süreci
ana hedef olarak belirlenmeli ve bütçe sistemi (plan-program bütçe sistemi
veya çıktı-sonuç bazlı muhasebe sistemi gibi) bunun üzerine inşa edilmelidir.
Ekonomik ve mali yapının tam bir resmi çıkartılmalı ve buna göre belli
varsayımlarla gelecek üç yıllık dönem için gelir ve harcama projeksiyonları
yapılmalıdır. Makroekonomik politikaların başarılı bir şekilde tasarlanmış
olması için de iyi bir muhasebe ve raporlama sistemi gereklidir. Ayrıca
merkezi kuruluşlar (Devlet Planlama Teşkilatı, Maliye Bakanlığı, Merkez
Bankası...gibi) yanında Sayıştay gibi dış denetim kuruluşları da bu süreçte
görev ve sorumluluk almalıdır. Bu aşamada raporlama yükümlülükleri
getirilmeli ve denetimi, yürütmeden bağımsız bir denetim organı tarafından
yapılmalıdır. Denetim ve raporlama mekanizması uygulamanın etkinliğini
arttıracaktır.
Ekonomik ve mali yapıyı ortaya koyan “Güncelleştirme Raporları”
hem kamusal harcama alanlarını, hem de özel ekonomiyi kapsamalıdır.
Ancak yapılan güncelleştirmeler politik baskılardan uzak tutulmalıdır.
Bilgilerin ve varsayımların doğruluğunun Anayasal bir kuruluş tarafından
incelenerek onaylanması sağlanmalıdır. Ayrıca, hükümetin gelecek üç yıllık
dönem için öngördüğü kamusal büyüklükleri ve uygulamayı hedeflediği politikaları
topluma beyan etmesi için meclisin onayını alan bir “Bütçe Politikası Beyanı”
hazırlanmalıdır. Bu beyan ile hem özel sektör kamunun gelecek üç yılki
faaliyet alanları hakkında daha net bir fikre sahip olacak, hem de kamu
kuruluşları kendi bütçelerini hazırlarken bu beyanda öngörülen hedefleri
kendilerine başlangıç noktası olarak alacaklardır.
Bakanlar, programlanan hizmetlerin istenen düzeyde ve kalitede sağlanabilmesi
için bağlı kuruluşlara yetki devretmeli, ancak bu yetkinin nasıl kullanıldığını
gerek uygulama aşamasında gerekse uygulama sonrasında denetlemelidir. Bir
diğer konu da belirlenen tavanlar çerçevesinde kuruluş bütçelerinin hazırlanması
ve uygulanması sorumluluğunun harcamacı kuruluşlara verilmesi, merkezi
kuruluşların daha çok düzenleme ve denetim aşamalarında rol almasıdır.
Kurumların harcama alanları için yapılan detaylı analizler gelirler için
de yapılmalı, kaynak yapısı bütçe hazırlanması sürecinde ayrıntılı
bir şekilde ortaya konulmalıdır. Kuruluşların bütçeleri bütün faaliyetleri
yansıtacak yapıda olmalıdır. Ayrıca konjonktürel dalgalanma sonucu önceliklerin
değişme olasılığına karşılık kaynakların bu alanlara tahsisini kolaylaştıracak
mekanizmalar geliştirilmelidir.
2. BÜTÇENİN UYGULANMASI AŞAMASINDA YAPILMASI
GEREKENLER
a. Roller ve sorumluluklar belirlenmelidir. Bütçe uygulamasında
görevlilerin rol ve sorumlulukları açıkça tanımlanmalı ve bu çerçevede
kamu kaynağı kullanan kişi ve kurumların bu kaynakları doğru ve etkin bir
şekilde kullanmasını sağlamak için hesap verme sorumluluğu getirilmelidir.
b. Bütçe uygulamasında sorumlu olan alt birimlere ve kişilere kaynak
kullanım sürecinde olabildiğince yetki devri yapılmalıdır. Kuruluş
bütçelerinden yapılan harcamalardan ve giderin gerçek ihtiyaçlardan kaynaklanmasından
ita amirleri birinci derecede sorumlu olmalıdır. Bütçenin uygulanmasında
yerel birimlerin karar alma süreçlerine katılımı sağlanmalı ve cezai sorumluluklar
yaygınlaştırılmalıdır.
c. Mali disiplin sağlanmalıdır. Kaynak ayırma ve harcama prosedürlerinin
çok karmaşık ve uzun süreleri olan bir yapıya bürünmesi, mevcut mevzuatın
günün koşullarını karşılamaktan uzak olması, kuruluşların hazırladıkları
bütçelere inançlarının kalmaması gibi nedenler bütçeden beklenen mali disiplinden
uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Mali disiplini sağlayabilmek için satın
alma prosedürü tek tip yöntemler kullanılarak tasarlanmalı, mevcut ödeme
uygulamasını daha etkin kılabilmek için bankacılık sistemi daha fazla kullanılmalı,
gerek mali mevzuatta gerekse yapılan idari düzenlemelerde kontrol ve prosedürlerin
uzun süreler alması ve yinelenmesi önlenmelidir.
d. Bütçe uygulamasında bütçedeki ödeneklerle ilişkisi kurulan bir
taahhüt modeline geçilmelidir. Sisteme taahhüt modelinin eklenmesi
suretiyle cari yıl içinde girişilen taahhütler mevcut ödeneklerden düşülmeli
ve gerçekte yeterli ödeneği olmayan taahhütlere girişilmemeli ve başlangıç
ödenekleri aşılmamalıdır. Kamunun taahhüt özelliği taşıyan tasarruflarında,
öncelikle orta vadeyi kapsayacak şekilde kapsamlı bir maliyet hesaplaması
yapılmalıdır. Şöyleki, kamuya personel alımı uygulamasıyla devlet
sadece alınan personelin maaşı kadar değil, en az 3-4 kişinin sağlık, eğitim
ve diğer giderleri gibi taahhütler altına girmektedir.
e. Bilgi akış sistemleri geliştirilmelidir. Bütçenin hazırlanması
ve uygulanması sırasında, karar alma süreçlerinin etkinliğinin sağlanabilmesi
için bilgisayar teknolojileri yoğun bir şekilde kullanılmalıdır. Bütçenin
uygulanmasında otomasyon ve enformasyon sistemlerinin kullanılmaması nedeniyle
çok sayıdaki bütçe dairesi başkanlıkları ve saymanlıklarının gerçekte ne
derece önemli ve etkin olduğuna dair bir analiz yapılmalı ve gerekiyorsa
bu dairelerin sayısı azaltılmalıdır.
f. Kamu kesimi muhasebe ve raporlama sisteminde iyileştirmeler yapılmalıdır.
Bu iyileştirmelerin sağlanabilmesi için ise önce bu iyileştirmeleri gerçekleştirecek
bir kurul oluşturulmalıdır. Bu kurulda kamu kesimi temsilcileri yanında
özel kesim temsilcileri de yer almalıdır. Hazırlanan raporlar yönetim amaçlı,
anlaşılabilir ve standart olmalıdır. Muhasebe sistemi sadece bütçenin kavradığı
kurumların işlemlerini değil, bütçe dışında kalan kurumların faaliyetlerini
de izlemelidir. Bütçe dışında kalan kurumların özel muhasebe sistemlerini
oluşturmalarına izin verilmemeli, kamuda muhasebe birliği sağlanmalıdır.
Kamu kesiminde belediyeler, özel idareler, fonlar, sosyal güvenlik kuruluşları
gibi ellerinde mali kaynak tutan ve kullanan kurumlar bulunmaktadır.
Bunların varlıkları ve sorumlulukları da muhasebe sistemi tarafından kavranmalıdır.
Devlet muhasebe sistemi konu itibarıyla sadece bütçe işlemlerini izlememeli,
kamu kesiminin tüm işlemlerini muhasebeleştirmelidir.
g. Devlet muhasebe sisteminde uygulanacak muhasebe esası yeniden
belirlenmelidir. Nakit esasına dayanan bir muhasebe sistemi, devletin
varlıkları ve sorumlulukları ile ilgili bilgilerin tam ve zamanında kayıt
altına alınmasını engellemektedir. Kısa dönemde geçiş uygulaması daha kolay
olan değiştirilmiş tahakkuk esası, uzun dönemde ise raporlama esnekliği
yüksek olan tahakkuk esaslı muhasebe sistemi benimsenmelidir.
h. Devletin bütçe uygulama sonuçlarının hesabını verdiği merkezi
raporlar finansal tablolarla desteklenmelidir. İyi ve etkin bir yönetimi
geciken bir enformasyonla sağlamak mümkün değildir. Muhasebe ve raporlama
sisteminin kendisinden beklenen faydayı gerçekleştirmesi hızlı ve yeterli
enformasyon ile mümkündür. Bu nedenle muhasebe ve raporlama sisteminin
üzerinde çalışacağı bilgisayar altyapısı bir an önce kurulmalı ve oluşturulacak
sistemin tüm muhasebe birimlerince kullanılacak standart bir uygulama olması
gereklidir. Sisteme bilgiye ihtiyaç duyan tüm kurumlar kolayca ulaşabilmelidir.
Etkin bir yönetim için bütün muhasebe sistemlerinin online olarak gerçekleştirilmesi
ve anlık raporlar üretilmesi bir zorunluluktur. Bu kapsamda Muhasebat
Genel Müdürlüğünce “say2000i” adı verilen bir proje yürütülmektedir.
i. Tamamlayıcı ödenek verilmesi uygulaması kamu bütçelerine olan
güveni zedelediğinden bu uygulamaya çok istisnai durumlarda başvurulmalıdır.
Bu doğrultuda mali yıl içerisinde ek bütçe kanunu çıkarılması zorlaştırılmalı,
sadece acil durumlarda başvurulmalıdır.
j. Türk hukuk sisteminde ekonomik suç ve mali suç kavramlarına yeterince
açıklık getirilmelidir. Sayıştay faaliyetlerinde yargısal işlevlerin
ağırlıklı olması, Meclis adına yapılması gereken denetimin gerçekleşmesine
engel teşkil etmemelidir. Çünkü Sayıştay denetiminin asıl amacı, Meclis
adına denetim yapmak ve denetim sonuçlarını Meclise raporlamaktır. Bu durum
Anayasal ve yasal gereklilikten kaynaklanmalıdır. Anayasanın 160. ve 164.,
Sayıştay Kanununun 25.,28., 32., 47., 55.,81.,87.,88. ve Ek 10. maddelerine
göre Sayıştay’ın Genel Uygunluk Bildirimleri yanında Meclise sunması gereken
çok sayıda rapor bulunmaktadır. Oysa uygulamada Sayıştay, Genel Uygunluk
Bildirimleri ve istisnai olarak hazırlanan ve Meclise sunulmayan raporlar
hariç bu yasal görevlerin gereğini dışsal nedenlerle yerine getirememektedir
(8. Beş yıllık kalkınma planı, s.128).
k. Hükümetlerin kamu borçlanmasına kolayca sığınmasının önüne geçebilmek
için kamu sektörünün, borçlanmada özel sektörden farklı bir uygulamaya
tabii olmaması hedeflenmelidir. Merkez Bankasının kamu borçlanma araçlarını
portföyünde bulundurmasına sınırlama getirilmelidir. Bütçe uygulama yasası
hükümetin bir yılda edinebileceği borçlanma miktarını belli kriterlere
bağlamalıdır. Örneğin, Almanya’da bütçe yasası toplam borçlanmanın toplam
yatırım harcamalarından daha fazla olamayacağını hükme bağlamıştır.
l. Orta vadeli bütçe açık limitleri yasal olarak belirlenmelidir.
Örneğin, Fransa’da 1994 yılından başlayarak 1994-1997 dönemi için harcama
artışını ve bütçe açığının GSYİH’ya oranını sınırlayan bir yasa kabul edilmiştir.
İngiltere’de orta dönem planla, kamu açıklarının belli bir limitte olması
öngörülmektedir.ABD’de ise bütçe açığında hedeflenen azalış, “Omnibus Budget
Reconciliation Act” içerisinde yer almaktadır. Eğer limitin aşılacağı anlaşılırsa
otomatik harcama kesintisine gidilmektedir.
3. MALİ SAYDAMLIĞIN SAĞLANMASI
Yetki ve sorumlulukların iyi bir şekilde ayrıştırılamaması, bütçe kapsamının
kamusal harcama alanlarının ancak bir kısmını kavraması, muhasebe ve raporlama
yapısının yetersiz olması ve standartların geliştirilememesi gibi nedenlerle
Türk kamu mali yönetim sisteminin etkin ve sorumlu bir şekilde çalıştığını
söylemek mümkün değildir. Mali sistemin etkinliğinin sağlanması, kaynakların
stratejik önceliklere göre dağıtılması ve etkin kullanılması gibi bir takım
hedeflerin gerçekleştirilmesinde mali saydamlık önemli bir araçtır. Mali
saydamlığın sağlanabilmesi için ise;
-
bütçe kapsamı genişletilmeli, kamu kaynağı kullanan tüm kurumların aynı
tip mali raporlar hazırlaması sağlanmalı,
-
bütçe tahminleri analiz yapmayı mümkün kılacak yapıda hazırlanmalı, hükümet
işlemleri brüt bazda raporlanmalı, yıllık bütçe ve sonuç hesaplarında kullanılan
veri ve muhasebe standartları açıklanmalı,
-
mali bilgiler ve raporlar düzenli olarak yayınlanmalı,
-
merkezi hükümetin borçları, varlıklarının yapısı ve seviyesi düzenli olarak
açıklanmalı,
-
kamu kaynaklarının kullanılmasında uygulanan prosedürlerde standartlaşma
sağlanmalı,
-
mali mevzuat bugünkü karmaşık yapısından kurtarılmalı, basitleştirilmeli
ve ülkedeki tüm yasal düzenlemelerin kamuoyunda tartışılması sağlanmalı,
-
bütçe kapsamının genişletilmesine paralel olarak Sayıştay denetiminin kapsamı
genişletilmeli.
Bunların gerçekleştirilmesi için ise, orta vadeli bütçe sistemine geçilmesi,
tahakkuk bazlı muhasebe sisteminin uygulanmaya başlanması, devlet bilançosunun
çıkarılması, mali risk analizlerinin yapılarak mali sürdürebilirliğin değerlendirilmesi
gereklidir.
Kısa vadede kamuoyuna düzenli, doğru ve güvenilir bilgiler aktarılmasını
sağlamak için özel ve kamu kesiminin uluslararası standartlarda veri yayınlanmasına
ilişkin düzenlemeler yapılmalıdır. Hem bu verilerin izlenmesini
hem de uzun dönemde kamu ve özel sektör için uygulanabilecek ortak muhasebe
standartlarının geliştirilmesini sağlayacak bir kurul oluşturulmalıdır.
Uzun vadede ise, tahakkuk bazlı muhasebe ilkelerinin uygulanabilmesi için
ise Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile Sayıştay Kanunu’nda değişiklikler yapılmalıdır.
Ülkemizde ki mevcut borç seviyesi göz önünde bulundurularak bir “borçlanma
kanunu” hazırlanmalıdır. Kamu kaynağını kullananlara “hesap verme sorumluluğu”
yüklenmelidir.
Kamu hizmetlerinin miktar, kalite ve maliyet boyutlarının tanımlanması
ve bu boyutlardaki değişkenlerin birbirleriyle ilişkilendirilmesi anlamına
gelen performans saydamlığı konusuna da önem verilmelidir. Bu değişkenler
arasında hizmetlerin etkinliği (hizmetlerin ihtiyaçlara ne ölçüde cevap
verdiği) ve hizmet arzının verimliliği (hizmetin maliyeti) sayılabilir.
Halen kamu kuruluşlarının böyle bir sorumlulukları yoktur ve sundukları
hizmetler hakkında herhangi bir performans bilgisine sahip değildirler.
Hizmetlerinin etkinliği ve verimliliği konusunda bilgi üretmeyen bir kuruluşun
“iyi” yönetilmesi imkansızdır.
4. KURUMSAL ANLAMDA YENİDEN YAPILANMA
Devlete yüklenen görevlerin gittikçe artması, artan görevlerin oldukça
yüksek maliyetler gerektirmesi, kaynak kullanımındaki sıkıntıların hızla
giderilememesi, planlama anlayışından gittikçe uzaklaşılması ve planlama
anlayışının yeniden canlandırılması isteği, devletin kurumsal örgütlenmesini
ve bu örgütlerin mali yönetiminin yeniden yapılandırılmasını gerekli kılmıştır.
Bu nedenle merkezi ve yerel kamu mali yönetim birimleri arasında hizmet
ve kaynak paylaşımı etkin bir planlama anlayışıyla yeniden tasarlanmalıdır.
Kurumlar arasında sıkı bir işbirliği sağlanmalı ve gereksiz bölünmeler
ortadan kaldırılmalıdır. Mali yönetimle ilgili işleri gerçekleştirecek
görevliler yeterli bilgi ve deneyime sahip olmalıdır. Yapılacak hizmetlerin
belirlenmesine yönelik sürece merkezi idarenin yanı sıra valilikler ve
kaymakamlıklar gibi taşra teşkilatları ile sivil toplum örgütleri de katılmalıdır.
Hizmetlerin yerine getirilmesi sürecinde taşra teşkilatlarının rolü arttırılmalı,
özellikle mülki idare amirliklerinin yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenmeli,
bürokrasinin azaltılması ve karar sürecine katılımın genişletilmesine yönelik
kurumsal düzenlemeler yapılmalıdır(8. Beş yıllık kalkınma planı, s. 134).
Vatandaşlardan bağış ve yardım adı altında toplanan kaynaklarla beslenen
dernek, vakıf veya sandıklar kamusal kaynaklarla beslenmelerinin önü tıkanarak
tasfiye sürecine girmeye zorlanmalıdır.
Kamu mali yapısında istenen değişimlerin temel hareket noktası planlama
olmalıdır. Planları kendini tekrarlayan ve uygulamaya düşük oranda yansıyan
belgeler olmaktan çıkaracak, kamu yönetimi ve kamu maliyesindeki dağınıklık
ve etkinsizliği bütçesel süreçle ortadan kaldıracak çerçeve kanunlar hazırlanmalıdır.
Bunlar planın temel kaynağı olmalıdır. Planlama merkezde oluşturulmalı,
aşağıdan yukarı-yukarıdan aşağı kademeli karşılıklı bir etkileşim içinde
gerçekleştirilmelidir. Bütçeyle plan arasındaki ilişkileri güçlendiren
kısa ve orta vadeli politikalar her sene siyasi yapı tarafından planla
ilişkisi kurularak açıklanmalıdır (Bütçe Politikası Beyanı gibi).
Ekonomik işleyişe yapılacak müdahaleler karmaşık bir yapıya bürünmemeli
ve piyasaya mümkün olan en az müdahale yapılmalıdır. Merkezi yönetimin
kendi içindeki birimleri arasında olduğu kadar, merkezi yönetim ile yerel
yönetim birimleri arasındaki görev yetki-sorumluluk ve kaynak paylaşımı,
çatışma ve çakışma olmaksızın açık olarak belirlenmeli, aynı veya benzer
hizmetlerin aynı hizmet bakanlığında toplanması sağlanmalıdır. Merkez yada
yerel yönetim birimleri arasında hizmet açısından bütünsellik sağlanmalıdır.
Karar verme, uygulama ve denetim süreçleri ile hukuki, idari ve mali yapı
arasında uyum sağlanmalıdır.
5. DENETİM SİSTEMİNİN ETKİNLİĞİNİN ARTTIRILMASI
VE PERFORMANS DENETİMİNİN SAĞLANMASI
- Denetim sistemimizi bütünüyle kavrayan bir yasa çıkarılmalıdır. Bu
yasada denetime ilişkin hususlar ilkeler bazında ele alınmalıdır.
- Denetim standartlarının oluşumuna katkıda bulunmakla, ülke içi ve
dışındaki gelişmeleri izlemekle, denetim ile ilgili araştırmaları
yapmak veya yaptırmakla, denetimde karşılaşılan sorunları tartışmak ve
gerektiğinde ilgili mercilere tavsiyelerde bulunmakla, denetim metodları
ve tekniklerini içeren el kitaplarının ve rehberlerin hazırlanmasıyla görevli
bir “Ulusal Denetim Komitesi” oluşturulmalıdır. Kamu kesiminin ihtiyaçları
göz önünde bulundurularak denetim standartları belirlenmeli ve ulusal denetim
standartları bir an önce hazırlanmalıdır.
- Denetim elemanları mesleğe alınmadan önce meslek kuruluşlarınca denetimle
ilgili temel konularda eğitimden geçirilmeli, mesleğe alındıktan sonra
da gelişmeleri izleyebilecek tarzda sürekli bir biçimde eğitilmelidir.
- Denetim birim, organ ve kurumların teknolojik imkanlardan mümkün olduğunca
yararlanması sağlanmalıdır.
- Denetim elemanlarının bağımsızlığını uluslararası standartlara uygun
bir biçimde güvence altına alınmalıdır.
- Denetimi sınırlayan yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalar kaldırılmalıdır.
- Kamu kaynaklarının parlamento denetimi dışında kalmasına yol açan
yasal düzenlemeler kaldırılmalı, kamu kurum ve kuruluşlarının üst yönetime
yakın merkez birimlerinin denetim dışı bırakılması uygulamasına son verilerek
denetimsiz alan bırakılmamalıdır. Denetim ve teftiş birimi bulunmayan kamu
kurum ve kuruluşlarında denetim birimleri oluşturulmalı, denetim elemanlarının
yetersiz olduğu kuruluşlarda ise denetim birimleri ek elemanlarla takviye
edilmelidir.
- Performans denetim uygulamalarına en kısa zamanda başlanılmalıdır.
Bu konuda gelişme göstermiş Kanada, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda
gibi ülkelerin uygulamalarından yararlanma imkanları yaratılmalıdır. Performans
denetimine ilişkin eğitim çalışmaları uluslararası kabul görmüş eğitim
programları çerçevesinde tasarlanıp uygulanmalıdır. Dünyada da yeni olan
performansa dayalı bütçe sistemleri, kamu harcamalarının etkinliğini, vatandaşın
ihtiyaçlarına uygun olarak arttıran en önemli araçlardan biri olarak kabul
edilmektedir.
- Mali tabloların güvenirliliği ve doğruluğunu esas alan mali
(finansal) denetiminin önem ve yaygınlık kazanması sağlanmalıdır.
OCAK 2003
|