"ÇALIŞMA HAYATINDA DEĞİŞİM VE TÜRK ÇALIŞMA MEVZUATI" SEMİNERİ
Başesgioğlu: "Sosyal Taraflar 15 Şubat’a Kadar Uzlaşamazsa, Siyasi
İrade Olarak Gereğini Yapacağız"
 |
"Çalışma Hayatında Değişim ve Türk Çalışma Mevzuatı", Kızılcahamam’da
24-26 Ocak 2003 tarihlerinde Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nca düzenlenen
Seminer’de masaya yatırıldı.
|
Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı’nın düzenlediği “Çalışma Hayatında Değişim ve
Türk Çalışma Mevzuatı” Seminerine; başta Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat
Başesgioğlu, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, TBMM Sağlık,
Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Mahfuz Güler olmak
üzere çok sayıda öğretim üyesi, işçi ve işveren sendika ve konfederasyonları
başkan ve temsilcileri ile ilgili bürokratlar katıldı.
Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Semineri açış konuşmasında; değişimi
kamu yönetiminden başlatma kararı aldıklarını, buna paralel bir değişime
çalışma hayatının da ihtiyacı bulunduğunu; tüm ülkeler üretimden yönetime
kadar değişirken Türkiye’nin farklı hareket edemeyeceğini, özellikle çalışma
hayatında değişim için bir yandan elimizdeki yol haritalarını, bir yandan
da ülke gerçeklerini dikkate alacaklarını vurgulayarak şunları ifade etti:
“Çalışma hayatında değişimi başlatacak İş Kanunu Tasarısı hazır.Diğer
taraftan 4773 sayılı İş Güvencesi Yasası da 15 Mart 2003 tarihinde uygulanmaya
başlayacak. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi
Grev ve Lokavt Kanunu üzerinde de ortak çalışmalar başlayacak. Ancak biz
kolayı seçmeyip, sosyal tarafları anlaşmaya çağırdık. Bu Tasarıları bir
mücadele aracı olarak görmüyoruz, uzlaşmadan yanayız.Fakat olayı zamana
yaymak niyetinde de değiliz. Onun için taraflara 15 Şubat 2003 tarihine
kadar süre verdik. Bu süre zarfından bütün gelişmelere rağmen mutabakat
sağlanamaması halinde siyasi irade olarak ülke gerçeklerini de gözeterek
gereğini yapacağız. Taraflar birbirine güven duymalıdır, güvensizlik olumsuzluklara
neden olabilir.”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ise; hükümet
olarak “diyalog ve işbirliği”ne büyük önem verdiklerini, bu seminere işçi
ve işveren sendikaları konfederasyonları başkanlarının önerilerinden, değerli
Akademisyen ve konuşmacıların tebliğlerinden yararlanmak, görüş alışverişinde
bulunabilmek amacıyla katıldıklarını belirterek, günümüzde kilit kelimenin
“değişim” olduğunu vurguladı. Hükümet olarak değişimi önce kamu yönetiminde
yapmaya kararlı olduklarını da ifade eden Şahin, bu konudaki çalışmaların
başladığını dile getirdi.
Konfederasyonumuz Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur,
Seminer’in açılışında yaptığı konuşmada; Türk Dünyası Araştırmaları Vafı’nın
çalışma hayatımızla ilgili her yıl yaptığı bu periyodik toplantıların ülkemiz
çalışma hayatının sorunlarının ortaya konulabilmesi ve çözüm arayışlarının
belirlenmesi açısından fevkalade önemli gördüğünü; Vakıf Başkanı Prof.Dr.
Turan Yazgan’ın bu gayretlerini takdirle karşıladığını; Vakfın çalışmalarının
her zaman desteklendiğini belirterek şunları ifade etti:
“80’li ve 90’lı yıllardan bu yana dünyada giderek hızlanan değişimin
ve küreselleşme olgusunun beraberinde getirdiği “rekabet gücü” kazanma
gereği tüm toplumları etkilemiştir. Bu süreçte çalışma hayatının bazı temel
kavramları değişime uğramış, özellikle “işletme” odaklı ve “esneklik” uygulamalarına
imkan tanıyan politikalar önem kazanmıştır. Bu süreç işçi ve işveren kesimlerinin
menfaatlerini işletmenin korunması ve geliştirilmesi noktasında birleştirmiştir.
Bu hızlı değişim süreci içinde Ülkemizde mevcut İş Mevzuatı, artık
işçi ve işveren ilişkilerinde yetersiz kalmış, birçok yeni uygulama kanunlarla
örtüşmemesine rağmen yargı kararları ile sisteme girmiştir.
Diğer taraftan dünyadaki gelişmelerle uyuşmayan ve 57. Hükümet döneminde
bir seçim tavizi olarak Parlamento tarafından kabul edilen, 4773 sayılı
İş Güvencesi Kanunu’nun Türk çalışma hayatı ve ekonomisine getireceği yükün
mutlaka hafifletilmesi gerekmektedir.
Bu Yasa, 1475 sayılı İş Kanununun bütünü içinde değerlendirilmediğinden
AB ve ILO normlarının da üstünde son derece ağır yükümlülükler getirmiştir.
AB ülkelerinde çalışma mevzuatının esnekleştirilmesi çabaları sürerken
bu yasa ile OECD ülkeleri arasında en katı çalışma mevzuatına sahip olan
ülkemiz, daha da katı düzenlemelerle karşı karşıya bırakılmıştır.
Dengeleri bu kadar bozacak ve hatta kökünden yıkacak bir uygulamanın
tek taraflı olarak yürürlüğe sokulması fevkalade hatalı olacaktır. İş güvencesinin
yarattığı sakıncaları ancak; esneklik uygulamalarına yer veren İş Kanunu
Tasarısı’nın 15 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girecek İş Güvencesi Kanunu
ile birlikte uygulanması ile giderebiliriz. Zira istihdam sorunlarına getirilecek
her türlü çözüm işçi ve işveren kesimlerinin sosyal ve ekonomik çıkarlarının
dengelenmesine bağlıdır.
Ülkemiz endüstri ilişkileri sistemi kendi ayakları üzerinde durabilecek
yapıya ve güce kavuşmuştur. Ancak siyasi iktidarlarca bir oy potansiyeli
ve seçim tavizi verilebilecek en kolay alan olarak görülmesi nedeni ile
her seçim dönemi yaklaştığında bu sisteme dışardan müdahaleler artmakta
ve bir kesim lehine kurallar değiştirilmeye çalışılmaktadır. Bunun en son
örneğini 4773 sayılı İş Güvencesi Kanunu’nun kabulü ile yaşadık. 26 Haziran
2001 günü dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, üç işçi konfederasyonu
ve tarafımdan imzalanan Protokol gereğince 1475 sayılı İş Kanunu bir bütün
olarak oluşturulan 9 kişilik Bilim Komisyonu’nca yeniden hazırlanacaktı.
Söz konusu Tasarı Komisyon’ca hazırlanmış ve 26 Haziran 2002 tarihinde
Bakanlığa sunulmuştur. Fakat dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
bu Tasarının tamamının Meclise sevk edilmesi yerine sadece iş güvencesi
ve bir takım maddelerini çekerek, bu bölümleri TBMM’ye göndermiş ve yasalaştırmıştır.
İş güvencesinin tek taraflı yürürlüğe girmesi sanayi kesiminde büyük
endişelere yol açmaktadır. Kanunun getirdiği yeni yükümlülükler karşısında
ayakta kalabilmek için işletmeler personel rejimleri bakımından norm-kadro
pozisyonlarına dönmektedirler.”
Baydur, Türkiye için iş mevzuatının değişiminin bir ihtiyaç olduğunu,
işveren kesiminin değişime hazır bulunduğunu, Yeni Bakan Murat
Başesgioğlu liderliğinde İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi
Grev ve Lokavt Kanunu ile ilgili çalışmalara başlandığını belirterek, “Elimizde
bitmiş son rötuşları yapılmış İş Kanunu Tasarısı bulunmaktadır. 2821 ve
2822 sayılı Kanunlarla ilgili çalışmalar da en kısa sürede bitirilerek
Meclis’e sevk edilmeleri gerekmektedir.” dedi.
HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Salim Uslu da yaptığı konuşmada;
1475 , 2821 ve 2822’nin amaca uygun sonuçlar yaratmadığının görülerek yeni
çalışmalara başlanıldığını; değişimin kaçınılmaz ancak dayatmacı tutumun
yanlış olduğunu; ekonominin düzeltilerek sosyal gelişme anlayışının da
onunla birlikte eş zamanlı yürütülmesinin önemli olduğunu ifade ederek
değişimin tüm yasalarla ve diyalogla topyekün ve sürekli olması gereğini
vurguladı.
Açılış konuşmalarının
ardından Başkanlığını Prof.Dr.Yusuf Alper’in yaptığı Oturumda; Prof.Dr.Algun
Çifter “İş Hukukunda Yeni Açılımlar ve Türk Çalışma Mevzuatı:
Genel Hükümler” konulu tebliğinde Bilim Komisyonunca hazırlanan “İş Kanunu
Tasarısı”nın «Genel Hükümler» başlıklı bölümü hakkında bilgi sundu. TİSK
Yönetim Kurulu Üyesi Erdoğan Karakoyunlu, TÜRK-İŞ’i temsilen
Mustafa Başoğlu, HAK-İŞ ‘i temsilen Yusuf Engin ve Prof.Dr.Fevzi
Şahlanan yorumları ile katıldılar.
Seminerin ikinci gününde Başkanlığını Prof.Dr.Nuri Çelik’in yaptığı
Oturumda; Prof.Dr.Devrim Ulucan “İş İlişkisinin Sona
Ermesi: İş Güvencesi ve Kıdem Tazminatı” konulu tebliğinde özellikle İş
Güvencesi Yasasını, kapsam, geçerli ve geçersiz nedenler üzerinde durarak
özetledi.Tebliğin ardından TİSK Başkan Vekili Necmettin Öztemir,
TÜRK-İŞ’i temsilen Zeki Polat, HAK-İŞ ’i temsilen Mahmut
Aslan ve Prof.Dr.Tankut Centel yorumcu olarak katıldılar.
Başkanlığını Prof.Dr.Toker Dereli’nin yaptığı son Oturumda; Prof.Dr.Öner
Eyrenci’nin “Çalışma Türlerinde Yeni Gelişmeler ve
Türk Mevzuatı” konulu tebliğini takiben TİSK Genel Sekreteri
Bülent Pirler, TÜRK-İŞ’i temsilen Cemail Bakındı, HAK-İŞ
‘i temsilen Feridun Tankut, DİSK’i temsilen Tamer Ateş ve
Prof.Dr.Can Tuncay yorumları ile katıldılar.
Toplantı Prof.Dr. Metin Kutal’ın Başkanlığını yaptığı ve TİSK
Danışma Konseyi Üyesi Dr.Nihat Yüksel, TÜRK-İŞ Başkanı Salih
Kılıç, HAK-İŞ Başkanı Salim Uslu, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Mahfuz Güler, ÇSGB Çalışma Genel
Müdürü Ömer Benokan’ın katıldığı “Genel Değerlendirme” konulu oturumla
sona erdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı kapanışta son olarak; İş Kanunu Tasarısı’nın
“Bilim Komisyonu Tasarısı” olarak ifade edilmesini talep etti ve bunun
bir “vefa örneği “ olacağını vurguladı. Bakan Başesgioğlu ayrıca
işçi ve işveren kesimlerine seslenerek; “Çalışma alanı sizlerin. Onun
sağlıklı işleme sorumluluğu sizde. Ben kamu otoritelerini belli bir
süre için sizlere devrettim. Geleceği kurmak istiyorsak daha kararlı, daha
sorumlu ve cesur olmak zorundasınız” dedi.
Seminerin Genel Değerlendirmesi, Prof.Dr.Metin Kutal tarafından
şu şekilde özetlendi:
-
1475 sayılı İş Kanunu artık yetersiz kalmıştır ve yeni bir iş kanununa
ihtiyaç vardır. Bilim Komisyonunca bu amaçla hazırlanan Tasarı, baz alınması
gereken bir belgedir.
-
Bu Tasarı, taraflarca ciddi olarak incelenmiştir; görüşler değerlendirilmelidir.
-
İş Güvencesi’nin ayrı bir Kanun olması yanlıştır. İş Güvencesi, İş Kanunu
Tasarısı içinde yer almalıdır. İş Güvencesi Kanunundaki diğer hususlar,
ilgili kanunlarda düzenlenmelidir.
-
İş Kanunu Tasarısı’na ilişkin somut öneriler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı için bir fırsattır.
-
T.İş Kurumu, Sosyal Sigortalar Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun teşkilat
yasalarının henüz çıkartılamamış olması büyük sıkıntı yaratmaktadır.
-
Unutulmaması gereken bir husus; her yeni yasanın, başlangıçta endişe yarattığıdır.
Ancak zamanla sistem kendi dinamiğini bulur.
-
Güven duygusu çok önemlidir. Bu toplantıda da siyasi iktidara güven
duyulduğunun ortaya çıkması sevindiricidir ve Çalışma ve sosyal Güvenlik
Bakanlığı da konunun öneminin bilincindedir.
|