TEMMUZ 2002
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



TÜRKİYE'DE YATIRIM ORTAMI

Melek US
Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü


Bir ülkedeki yatırım ortamı, o ülkenin tüm ekonomik, siyasal, sosyal, demografik, coğrafik ve daha pek çok unsurunun da içinde bulunduğu geniş bir yelpazede yer alan faktörlerin tamamının tek başına ve/veya birbiriyle etkileşiminin yarattığı etkilerin şekil verdiği bir olgudur. Ancak daha basit bir yaklaşımla yatırım ortamını büyük ölçüde etkileyen dört temel unsurdan sözetmek mümkündür: ekonomik ve siyasi koşullar ile, yatırımları teşvik etme felsefesine sahip genel bir yasal çerçeve ve idari düzenlemeler. Bu dört unsurdan ilk ikisinde yaşanan değişiklikler, içten veya dıştan gelen etkiler, gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkelerin zaman zaman gündemini işgal etmektedir. Diğer iki faktör, yasal çerçevenin ve idari düzenlemelerin niteliğinin  yatırım ortamı üzerindeki etkisi ise, diğer ikisine göre nisbeten daha kontrol edilebilir görünmektedir. Dolayısıyla gerçekçi bir yaklaşımla, yatırım ortamına pozitif etkisi olabilecek tedbirler bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Stratejik coğrafi konumuna, geniş iç pazarına, vasıflı ve maliyet-etkin bir işgücünün ve yüksek kalitede ara mal tedariki sağlayabilen güçlü bir yerel sanayinin  varlığına karşın ülkemizin dünyadaki doğrudan yabancı yatırım hareketliliğinden hak ettiği payı alamamasında, uzun zamandır yaşadığı siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın olumsuz etkisi bilinmektedir. Makroekonomik performanstaki dalgalanmalar ve sürdürülebilir  kalkınmayı sağlayacak sürekli bir reform sürecinin bulunmaması potansiyel yatırımcılar açısından bariz bir caydırıcılık unsuru olmuştur. Öte yandan, 80’li yılların başından itibaren sürdürülen liberalizasyon çabaları, 1995 yılında Gümrük Birliğine katılımla birlikte yeni bir boyut kazanmış, gerek AB aday üyeliği süreci doğrultusunda, gerekse IMF ve Dünya Bankası desteğiyle sürdürülen reform programı ile pek çok ileri adım atılmıştır.

Bu çerçevede bugüne kadar yürütülen yapısal reformlar üç ana başlık altında ele alınabilir:

- Bankacılık reformu
- Kamu finansmanı reformu
- Özel sektörün rolünü daha etkin kılmaya yönelik reformlar
Bu reformlar kendi alanlarındaki tıkanıkları veya etkin olmayan ve dolayısıyla makroekonomik dengeler üzerinde olumsuz etki yaratan unsurları ortadan kaldırırken, nihai hedef olan daha fazla yatırım, daha fazla üretim ve dolayısıyla daha yüksek bir yaşam standardını getirebilmek amacına bizleri yaklaştırmaktadır. Bu nedenle kimi kez birbirinden bağımsız görünen kimi reform hareketlerinin aslında belli bir silsileyi izlediği, yatırım ortamının iyileştirilmesi hedefine doğru adımlar olduğu gözardı edilmemelidir.

Bu çabaların yanı sıra, bizatihi yatırım ortamının kendisine yönelik çalışmalar mevcuttur. Nitekim, Dünya Bankası ve IFC’nin ortak kuruluşu Yabancı Yatırımlar Danışmanlık Servisi (FIAS) ile birlikte ciddi bir kararlılıkla gerçekleştirilen çalışmalar bu yöndedir. Bu kapsamda tamamlanan, Şubat 2001 tarihli “Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırım Ortamı Analizi”  başlıklı çalışmada, ülkemizin yatırımcı dostu bir yasal çerçevenin oluşturulmasında ve uygulanmasında geri kaldığı, bürokrasinin zaman alıcı ve etkin olmayan bir işleyişe sahip olduğu, şeffaf olmayan  idari yapının yolsuzluğun engellenmesi yolunda bir engel teşkil ettiği tesbitleri yapılmıştır. Aynı  çalışmada, hukuki ve idari çerçeveye ilişkin genel sorunların yanısıra, Türkiye’nin özelleştirme, vergi sistemi ve yatırım promosyonu konularında rakip ülkelere göre geri kaldığı ve en kısa zamanda yeni politikalar geliştirmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

Sözkonusu analiz raporunu takiben, daha detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmuş ve 2000 yılında Hazine Müsteşarlığınca yatırımların önündeki idari engellerin tespitine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Müsteşarlığımız ve FIAS’ın ortak yürüttüğü bu çalışma ile hazırlanan “Yatırımların Önündeki İdari Engeller” raporunun sonuçlarının tartışıldığı Eylül 2001 tarihli çalıştayın sonucunda “mevcut sorunlar” ile “öneri ve önlemler” belirlenmiş; hazırlanan eylem planı Türkiye’ de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı olarak 11/12/2001 tarihinde Bakanlar Kurulu Prensip Kararı ile hükümetçe benimsenmiştir. Reform kapsamında kurulan Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) ve bağlı teknik komite faaliyetleri halen devam etmektedir.
Kararda,  kapsamlı bir girişim başlatmak amacıyla, yatırım  ortamında idari engel olarak telaffuz edilmeyen “Doğrudan Yabancı Yatırım Mevzuatı” ve “Yatırım Promosyonu” konularının da, reform programına dahil edilmesi uygun görülmüş ve aşağıda belirtilen konularda kamu ve özel sektörün ortak katılımıyla teknik komiteler kurulmasına karar verilmiştir :

1. Şirket kuruluşu
2. İstihdam
3. Sektörel lisanslar
4. Yatırım yeri (arazi-arsa edinimi)
5. Vergi ve teşvikler
6. Gümrükler ve standartlar
7. Fikri mülkiyet hakları

A. Doğrudan yabancı yatırım mevzuatı
B.Yatırım promosyonu

YOİKK teknik komitelerce yürütülen çalışmaları izlemek ve yönlendirmek üzere periyodik toplantılar tertip etmektedir. Bugüne kadar Doğrudan Yabancı Yatırım Mevzuatı Teknik Komitesi çalışmalarını tamamlamış olup, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasa Tasarısı’nın TBMM’ye sevkedilmesini sağlamıştır. Ayrıca, şirket kuruluşu işlemlerinin tek merkezde doğrudan ticaret sicil memurluklarınca sonuçlandırılmasını mümkün kılan gerekli yasal değişiklik tasarıları hazırlanmıştır.

İlgili tüm tarafların bir araya getirilmesi ve çözüme odaklı işleyişleriyle Teknik Komiteler, sağlıklı bir yönetişim modeli teşkil etmektedir. Çalışma hızlarının,   kapsanan konuların karmaşıklığı, genişliği ve muhatap idarelerin fazlalığı ile ters orantılı olması, somut sonuçlara varma sürecinde mutabakat arayışı esasına dayanmalarından kaynaklanmaktadır.

Yukarıda değindiğim yapısal reformlar açısından yatırım ortamına baktığımızda, yasal düzenleme aşamasının büyük ölçüde tamamlandığını, yapılan düzenlemelerin uygulamaya etkin ve doğru bir biçimde aktarılmasının ön plana geçtiğini görmek mümkündür. Yatırım ortamının bizatihi kendisine yönelik yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının büyük bir kısmında teknik hazırlık safhası geride bırakılmıştır. İçinde bulunduğumuz aşama yasal ve idari düzenlemelerin yapılması aşamasıdır ve kazanılan ivme kaybedilmeksizin çalışmaların hayata geçirilmesi çok önemlidir. Tüm bu çabalar tamamlandığında, ülkemiz ekonomik ve siyasi gelişmeleri veri olarak ele alınırsa, gerek yerli gerek yabancı yatırımcının daha kısa zamanda şirketi kuracağı, yatırım yeri edinebileceği, sektörel izinlerini süratle ve daha az sayıda belge sunarak alabileceği şeffaf ve öngörülebilir bir yatırım ortamına kavuşmuş olacağız.

İstihdam ilişkilerini düzenleyen kurallar, ülkemiz yatırım ortamının en rekabetçi yönlerinden birini oluşturmaktadır.. Nitekim, IMD International tarafından hazırlanan 2002 Dünya Rekabet Gücü Raporu’nda   istihdam ilişkilerinin esnekliği konusunda Türkiye’nin 49 ülke arasında 11. olduğu belirtilmektedir.

FIAS tarafından yürütülen “Yatırımların Önündeki İdari Engeller” konulu çalışmada da istihdama ilişkin düzenlemelerin yatırımcılar açısından önemli bir sorun yaratmadığı; görüşülen yabancı yatırımcılardan çoğunun var olan mevzuatı makul bulduğu ifade edilmiştir. Yatırımcıların yeni bir düzenleme gerektirdiğini belirttikleri alanlar ise  kısa dönemli yabancı personel istihdamı ve özel gruplardan (özürlü, eski hükümlü, terörist saldırı kurbanı ) işçi çalıştırma zorunluluğudur.

İfade edilen hususlar, YOİKK kapsamında çalışmalarını sürdüren “İstihdam” konulu teknik komite tarafından ele alınmakta, yakın dönemde çözüme ulaşacağı umut edilmektedir.