TÜRKİYE'DE YATIRIM ORTAMI
Melek US
Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü
Bir ülkedeki yatırım ortamı, o ülkenin tüm ekonomik, siyasal, sosyal,
demografik, coğrafik ve daha pek çok unsurunun da içinde bulunduğu geniş bir
yelpazede yer alan faktörlerin tamamının tek başına ve/veya birbiriyle
etkileşiminin yarattığı etkilerin şekil verdiği bir olgudur. Ancak daha basit
bir yaklaşımla yatırım ortamını büyük ölçüde etkileyen dört temel unsurdan
sözetmek mümkündür: ekonomik ve siyasi koşullar ile, yatırımları teşvik etme
felsefesine sahip genel bir yasal çerçeve ve idari düzenlemeler. Bu dört
unsurdan ilk ikisinde yaşanan değişiklikler, içten veya dıştan gelen etkiler,
gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkelerin zaman zaman gündemini işgal
etmektedir. Diğer iki faktör, yasal çerçevenin ve idari düzenlemelerin
niteliğinin yatırım ortamı üzerindeki etkisi ise, diğer ikisine göre nisbeten
daha kontrol edilebilir görünmektedir. Dolayısıyla gerçekçi bir yaklaşımla,
yatırım ortamına pozitif etkisi olabilecek tedbirler bu çerçevede
değerlendirilmelidir.
Stratejik coğrafi konumuna, geniş iç pazarına, vasıflı ve maliyet-etkin bir
işgücünün ve yüksek kalitede ara mal tedariki sağlayabilen güçlü bir yerel
sanayinin varlığına karşın ülkemizin dünyadaki doğrudan yabancı yatırım
hareketliliğinden hak ettiği payı alamamasında, uzun zamandır yaşadığı siyasi ve
ekonomik istikrarsızlığın olumsuz etkisi bilinmektedir. Makroekonomik
performanstaki dalgalanmalar ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayacak sürekli
bir reform sürecinin bulunmaması potansiyel yatırımcılar açısından bariz bir
caydırıcılık unsuru olmuştur. Öte yandan, 80’li yılların başından itibaren
sürdürülen liberalizasyon çabaları, 1995 yılında Gümrük Birliğine katılımla
birlikte yeni bir boyut kazanmış, gerek AB aday üyeliği süreci doğrultusunda,
gerekse IMF ve Dünya Bankası desteğiyle sürdürülen reform programı ile pek çok
ileri adım atılmıştır.
Bu çerçevede bugüne kadar yürütülen yapısal reformlar üç ana başlık altında
ele alınabilir:
- Bankacılık reformu - Kamu finansmanı reformu - Özel
sektörün rolünü daha etkin kılmaya yönelik reformlar Bu reformlar
kendi alanlarındaki tıkanıkları veya etkin olmayan ve dolayısıyla makroekonomik
dengeler üzerinde olumsuz etki yaratan unsurları ortadan kaldırırken, nihai
hedef olan daha fazla yatırım, daha fazla üretim ve dolayısıyla daha yüksek bir
yaşam standardını getirebilmek amacına bizleri yaklaştırmaktadır. Bu nedenle
kimi kez birbirinden bağımsız görünen kimi reform hareketlerinin aslında belli
bir silsileyi izlediği, yatırım ortamının iyileştirilmesi hedefine doğru adımlar
olduğu gözardı edilmemelidir.
Bu çabaların yanı sıra, bizatihi yatırım ortamının kendisine yönelik
çalışmalar mevcuttur. Nitekim, Dünya Bankası ve IFC’nin ortak kuruluşu Yabancı
Yatırımlar Danışmanlık Servisi (FIAS) ile birlikte ciddi bir kararlılıkla
gerçekleştirilen çalışmalar bu yöndedir. Bu kapsamda tamamlanan, Şubat 2001
tarihli “Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırım Ortamı Analizi” başlıklı çalışmada,
ülkemizin yatırımcı dostu bir yasal çerçevenin oluşturulmasında ve
uygulanmasında geri kaldığı, bürokrasinin zaman alıcı ve etkin olmayan bir
işleyişe sahip olduğu, şeffaf olmayan idari yapının yolsuzluğun engellenmesi
yolunda bir engel teşkil ettiği tesbitleri yapılmıştır. Aynı çalışmada, hukuki
ve idari çerçeveye ilişkin genel sorunların yanısıra, Türkiye’nin özelleştirme,
vergi sistemi ve yatırım promosyonu konularında rakip ülkelere göre geri kaldığı
ve en kısa zamanda yeni politikalar geliştirmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
Sözkonusu analiz raporunu takiben, daha detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmuş
ve 2000 yılında Hazine Müsteşarlığınca yatırımların önündeki idari engellerin
tespitine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Müsteşarlığımız ve FIAS’ın ortak
yürüttüğü bu çalışma ile hazırlanan “Yatırımların Önündeki İdari Engeller”
raporunun sonuçlarının tartışıldığı Eylül 2001 tarihli çalıştayın sonucunda
“mevcut sorunlar” ile “öneri ve önlemler” belirlenmiş; hazırlanan eylem planı
Türkiye’ de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı olarak 11/12/2001
tarihinde Bakanlar Kurulu Prensip Kararı ile hükümetçe benimsenmiştir. Reform
kapsamında kurulan Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) ve
bağlı teknik komite faaliyetleri halen devam etmektedir. Kararda, kapsamlı
bir girişim başlatmak amacıyla, yatırım ortamında idari engel olarak telaffuz
edilmeyen “Doğrudan Yabancı Yatırım Mevzuatı” ve “Yatırım Promosyonu”
konularının da, reform programına dahil edilmesi uygun görülmüş ve aşağıda
belirtilen konularda kamu ve özel sektörün ortak katılımıyla teknik komiteler
kurulmasına karar verilmiştir :
1. Şirket kuruluşu 2. İstihdam 3. Sektörel lisanslar 4.
Yatırım yeri (arazi-arsa edinimi) 5. Vergi ve teşvikler 6. Gümrükler ve
standartlar 7. Fikri mülkiyet hakları
A. Doğrudan yabancı yatırım mevzuatı B.Yatırım
promosyonu YOİKK teknik komitelerce yürütülen çalışmaları
izlemek ve yönlendirmek üzere periyodik toplantılar tertip etmektedir. Bugüne
kadar Doğrudan Yabancı Yatırım Mevzuatı Teknik Komitesi çalışmalarını tamamlamış
olup, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasa Tasarısı’nın TBMM’ye sevkedilmesini
sağlamıştır. Ayrıca, şirket kuruluşu işlemlerinin tek merkezde doğrudan ticaret
sicil memurluklarınca sonuçlandırılmasını mümkün kılan gerekli yasal değişiklik
tasarıları hazırlanmıştır.
İlgili tüm tarafların bir araya getirilmesi ve çözüme odaklı işleyişleriyle
Teknik Komiteler, sağlıklı bir yönetişim modeli teşkil etmektedir. Çalışma
hızlarının, kapsanan konuların karmaşıklığı, genişliği ve muhatap idarelerin
fazlalığı ile ters orantılı olması, somut sonuçlara varma sürecinde mutabakat
arayışı esasına dayanmalarından kaynaklanmaktadır.
Yukarıda değindiğim yapısal reformlar açısından yatırım ortamına
baktığımızda, yasal düzenleme aşamasının büyük ölçüde tamamlandığını, yapılan
düzenlemelerin uygulamaya etkin ve doğru bir biçimde aktarılmasının ön plana
geçtiğini görmek mümkündür. Yatırım ortamının bizatihi kendisine yönelik yatırım
ortamını iyileştirme çalışmalarının büyük bir kısmında teknik hazırlık safhası
geride bırakılmıştır. İçinde bulunduğumuz aşama yasal ve idari düzenlemelerin
yapılması aşamasıdır ve kazanılan ivme kaybedilmeksizin çalışmaların hayata
geçirilmesi çok önemlidir. Tüm bu çabalar tamamlandığında, ülkemiz ekonomik ve
siyasi gelişmeleri veri olarak ele alınırsa, gerek yerli gerek yabancı
yatırımcının daha kısa zamanda şirketi kuracağı, yatırım yeri edinebileceği,
sektörel izinlerini süratle ve daha az sayıda belge sunarak alabileceği şeffaf
ve öngörülebilir bir yatırım ortamına kavuşmuş olacağız.
İstihdam ilişkilerini düzenleyen kurallar, ülkemiz yatırım ortamının en
rekabetçi yönlerinden birini oluşturmaktadır.. Nitekim, IMD International
tarafından hazırlanan 2002 Dünya Rekabet Gücü Raporu’nda istihdam
ilişkilerinin esnekliği konusunda Türkiye’nin 49 ülke arasında 11. olduğu
belirtilmektedir.
FIAS tarafından yürütülen “Yatırımların Önündeki İdari Engeller” konulu
çalışmada da istihdama ilişkin düzenlemelerin yatırımcılar açısından önemli bir
sorun yaratmadığı; görüşülen yabancı yatırımcılardan çoğunun var olan mevzuatı
makul bulduğu ifade edilmiştir. Yatırımcıların yeni bir düzenleme gerektirdiğini
belirttikleri alanlar ise kısa dönemli yabancı personel istihdamı ve özel
gruplardan (özürlü, eski hükümlü, terörist saldırı kurbanı ) işçi çalıştırma
zorunluluğudur.
İfade edilen hususlar, YOİKK kapsamında çalışmalarını sürdüren “İstihdam”
konulu teknik komite tarafından ele alınmakta, yakın dönemde çözüme ulaşacağı
umut edilmektedir.
|