MİLLİ GELİR HESAPLAMA YÖNTEMİNDEKİ DEĞİŞME İLE NE İDİK, NE OLDUK?
Prof. Dr. Ömer Faruk ÇOLAK
Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü TİSK Akademi Dergisi Editörü
I- GİRİŞ
İktisat tarihinin son yüzyılına bakıldığında birçok ülkenin iktisadi
krizlerden sonra kimi zaman para birimleri değiştirdiği, kimi zaman da
temel makro değişkenlerin tanımlarını veya hesaplama yöntemlerini değiştirerek
ekonomilerinde yeni birer sayfa açmaya çalıştığı görülmektedir. Yakın yüzyılın
başında, 1924-1925 yılları arasında Almanya yaşadığı enflasyonist dönemin
ardından para birimini değiştirirken, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan
IMF birçok ülkenin temel makro değişkenlerine yeni tanımlamalar getirmeye
çalışmıştır. Son 25 yılda da Türkiye’nin de içinde bulunduğu farklı ülkelerce
buna benzer değişim hareketlerinin yapıldığını görmekteyiz.
Türkiye’de temel makroekonomik göstergelerden biri olan Milli Gelir,
1929 yılından beri hesaplanmaktadır. Bu hesaplamalarda 1972 yılından bu
yana Birleşmiş Milletlerin SNA sınıflaması tanımlamaları ve yöntemleri
kullanılmaktadır. Ülkemizde de 1923 yılından sonra sürdürülen milli gelir
serisi 1948, 1968 ve 1987 temel yılları alınarak tanımlamalarda ve hesaplamalardaki
alt kalemlerde değişikliklere gidilmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) son yaptığı değişiklik ile Birleşmiş
Milletler (BM) SNA sisteminden vazgeçmekte ve Avrupa Birliği’nin Avrupa
Hesaplar Sistemine (ESA-95) geçmektedir. TUİK böylece GSYİH ve GSMH hesaplarında
temel alınan yılı değiştirmenin yanında, bazı alt kalemlerin tanımlamalarını
ve bunların nasıl hesaplanacağına ilişkin yöntemleri de değiştirmektedir.
Ancak yeni sistemin SNA ile uyumlu olması, istatistiksel olarak önemli
kopmalara neden olmamaktadır.
II- ESA’ya GEÇİŞ İLE NELER DEĞİŞTİ?
TUİK’in vazgeçtiği SNA ile ESA arasındaki farklılıkları ortaya koymadan
önce ESA sisteminin temel özelliklerini kısaca özetlememiz gerekmektedir.
ESA’da kullanılan kavramların sekiz önemli özelliği bulunmaktadır.
Bunlar:
a) Uluslararası uyumluluk;
b) Diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumluluk;
c) Tutarlılık;
d) İşlevsellik;
e) İyi oluşturulmuş ve uzun bir dönem için sabitlenmiş yöntemler bütünlüğü;
f) Parasal ve gözlemlenebilir terimlerle ekonomik süreçleri tanımlamaya
odaklılık;
g) Esneklik ve çok amaçlılık.
ESA ile kurulan yapılanmada kavramlar uluslararası karşılaştırmalarda uyumluluk
göstermektedir. Nitekim AB üyesi ülkelerin ulusal hesap bilgileri, bütün
uluslararası örgütlere bildirmek için ESA standartındadır. Sadece ulusal
yayınlarda ESA’ ya bağlılık şart değildir. Diğer yandan ESA’daki kavramlar
her açıdan birçok ulusal hesap yönergeleriyle tutarlıdır; buna SNA da dahildir.
ESA’da kavramlar diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumluluk gösterir.
ESA, AB üye devletleri için kullanılan diğer sosyal ve ekonomik istatistiklerde
(Örneğin; Üretim istatistikleri, dış ticaret istatistikleri, işgücü istatistikleri)
kullanılan birçok kavram ve sınıflandırmaları (NACE rev.1) kullanmaktadır
ve kavramsal farklılıklar en aza indirgenmiştir. SNA gibi, ESA kavramları
da aynı zamanda bazı diğer uluslararası ekonomik istatistik yönergelerine
uyumludur; özellikle IMF, BPM (Ödemeler Dengesi Kılavuzu), IMF Devlet Finans
İstatistikleri (GFS), OECD Gelir İstatistikleri ve ILO’nun istihdam, çalışma
saatleri ve işgücü maliyeti verileri.
ESA diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumu, bu sayılarla bağlantı
ve karşılaştırmayı kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak, daha iyi ulusal hesap
verileri derlenebilir. Dahası, bu belirli istatistiklerde yer alan bilgi
ulusal ekonominin genel istatistikleriyle (örneğin GSMH, sektör ya da endüstri
katma değeri) daha iyi ilişkilendirilebilinir.
Hesaplama çerçevesindeki özdeşlikler, farklı ekonomik süreçleri (üretim,
gelir dağılımı, gelirin kullanımı, sermaye birikimi) tanımlayan kavramların
tutarlılığını sağlar. Bu iç tutarlığın sonucu olarak, hesaplama çerçevesinin
farklı bölümlerindeki istatistikler birbirleriyle kolayca ilişkilendirilir.
Böylece, aşağıdaki oranlar hesaplanabilir:
a) Üretim rakamları kullanılarak, örneğin saatlik katma değer;
b) Kişi Başına Net Milli Gelir;
c) Sabit sermaye stokunun yüzdesi olarak sermaye birikimi;
d) GSYİH’nın yüzdesi olan Kamu Kesimi Bütçe Açığı ve borçları;
ESA’daki temel kavramlar iyi oluşturulmuştur ve uzun bir zaman için değiştirilmeyeceği
kabulüne dayalıdır. Çünkü AB tarafından önümüzdeki on yıllar için uluslararası
standart olarak onaylanmışlardır. Bu kavramsal devamlılık zaman serilerinin
yeniden hesaplanması ve yeni kavramların öğrenilmesi ihtiyacını en aza
indirir. Dahası, kavramların ulusal ve uluslararası siyasi baskılardan
etkilenmelerini sınırlandırmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, ulusal hesap
rakamları ekonomi politikası ve dönemsel analizlerde objektif veri olarak
kullanılabilmektedir.
Diğer yandan ESA kavramları, ekonomik süreçlerin parasal ve gözlemlenebilir
terimlerle ifade edilmesine odaklanmıştır. Çoğunlukla, parasal terimlerle
gözlemlenemeyen ya da net parasal karşılığı olmayan stoklar ve akımlar
hesaba katılmaz. ESA kavramlarının kapsamı bazı önemli kısıtlar düşünülerek
belirlenmiştir.
Buna göre aşağıdaki faaliyetler ESA ‘nın kısıtları içinde yer almaktadır.
a) Kişisel üretimler ve devlet tarafından üretilen hizmetler.
b) Mal sahiplerinin emlak hizmetlerinin kendilerince yapılması.
c) Nihai tüketim için mal üretimi, örneğin kendi ihtiyaçları için tarımsal
ürün üretmek.
d) Kendi hesabına yapım/inşaat, (hane halkı tarafından yapılanlar da
dahil edilmektedir).
e) Kanunlar ile yasaklanan faaliyetler; örneğin insan ticareti ve uyuşturucu
üretimi
f) Mali otoritelere gelirleri tam olarak bildirilmemiş üretim, (Türkiye
için merdiven altı tekstil üretimi gibi).
Aşağıdakiler faaliyetler ise yukarıdaki kısıtların dışında kalmaktadır:
a) Aynı hanede üretilen ve tüketilen hane içi ve kişisel hizmetler,
örneğin temizlik, aşçılık ya da yaşlı insanların bakımı.
b) Gönüllü yapılan hizmetler, (örneğin ücretsiz bakım ve temizlik).
c) Kişisel ya da hanehalkı için yapılan balıkçılık.
ESA’nın esnek hesaplama yöntemi Sosyal Hesaplama Matrisine (SAM) dahil
edilebilmektedir. SAM arz, kullanım tabloları ve sektör hesapları arasındaki
bağlantıları inceleyen bir matristir. SAM, çalışan türlerine göre, çalışan
tazminatlarının alt gruplara ayrılmasıyla, işsizlik, istihdam düzeyleri
ve niteliği ile ilgili ek bilgi sağlar.
Alt gruplama, hem kullanım tablolarında gösterildiği gibi endüstride
işgücü kullanımına, hem de sektör hane halkının alt sektörleri için esas
gelir hesabında gösterildiği gibi sosyo-ekonomik alt grupların işgücü arzına
uygulanır. Bu yolla, çeşitli kategorilerdeki işgücünün arzı ve kullanımı
sistematik bir şekilde gösterilebilmektedir.
1995 ESA ve 1993 SNA
ESA (ESA 1995) gözden geçirilmiş dünyadaki bütün ülkelere ulusal muhasebe
ile ilgili yol gösteren Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA 1993) ile tamamıyla
tutarlıdır. Yine de, ESA ve SNA arasında bazı farklılıklar vardır.
Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:
* Sunum konusunda farklılıklar bulunmaktadır. ESA ‘da ürün
hareketleri için ayrı bölümler vardır, dağıtım hareketleri ve finansal
hareketler. Buna karşın, SNA’ da bu hareketler yedi bölümde açıklanmıştır,
örneğin üretim hesabıyla ilgili bölümler, gelir hesabının esas dağlımı,
sermaye hesabı.
* ESA bir kavramı; tanımını, içerik listesi ve içermedikleri listesi
sağlayarak tarif eder. SNA ise kavramları daha geniş terimlerle açıklar
ve kabul edilen kuralların arkasında yatan rasyonaliteyi açıklamayı amaçlar.
* ESA bölgesel ve üç aylık hesap bölümleri içerir.
* ESA aynı zamanda uydu hesaplarla ilgili bir bölüm de içerir.
* ESA kavramları SNA kavramlarına göre çok daha spesifik ve kesindir.
* ESA somut kayıtlama eşikleri belirtmiştir, örneğin; küçük alet ve
cihazlar ara tüketim olarak kaydedilir.
* ESA çeşitli hanehalkı mal üretimini, giysi ve mobilya gibi, AB ülkeleri
için önem taşımadığını farz ettiği için kaydetmez.
* ESA, AB’deki Birlik içerisindeki mal akımlarını kaydeden INTRASTAT
sistemi ve AB ülkelerinin AB’ye katkıları gibi belli kurumsal düzenlemelere,
açık gönderme yapar.
* ESA bütün dış hareketler için ek sınıflandırmalar içerir: Bunlar AB’de
yerleşik olanlar ve olmayanlar olarak ayrılır.
* ESA, SNA ’ya göre çok daha spesifiktir, çünkü ESA öncelikle AB üyelerine
uygulanır.
İki sistemin temel özellikleri çerçevesinde TÜİK’in yaptığı değişikliklerin
neler olduğunu yine TÜİK’in verdiği bilgiler çerçevesinde şöyle açıklayabiliriz:
• “Öncelikle belirtmemiz gereken değişim, temel yılın 1987
yerine 1998 alınmış olmasıdır. Temel yılda 1987’den 1998’e geçilmiştir.”
• “1998 temel yıl alınarak oluşturulan yeni seride, iktisadi faaliyetler
ve ürünler için güncel sınıflamalar kullanılmaya başlanmıştır 1987 temel
GSYH serisinde ISIC Rev.2 sınıflaması (Birleşmiş Milletler Sınıflaması)
kullanılırken, 1998 temel GSYİH serisinde NACE Rev.l (Avrupa Birliği Sınıflaması)
sınıflaması kullanılmıştır.”
• “Sektörel katma değerler temel fiyatlarla hesaplanmıştır. 1987 temel
seride sektörel katma değer tahminleri üretici fiyatları ile hesaplanmakta
olup, tüm dolaylı vergiler sektörün üretim değeri içerisindedir, 1998 temel
serideki hesaplamada ürün üzerindeki vergiler hariç, ürün üzerindeki sübvansiyonların
dahil olduğu temel fiyatlarla hesaplamalar yapılmıştır.”
• “Yapılan en büyük değişiklik mali sistemindeki faaliyetlere ilişkindir.
Mali aracılık hizmetlerinin bölümü ve elde edilen büyüklüğün kurumsal birimlere
göre ayrıştırılmasında köklü değişiklikler yapılmıştır. Eski sistemde izafi
banka hizmetleri olarak adlandırılan bankaların toplam faiz ödemeleri ile
faiz gelirleri arasındaki farklılık ekonomiye girdi olarak ele alınırken,
yeni sistemde girdi ve nihai tüketim harcaması olarak işlem görmektedir.
Yeni hesaplamada, mali aracılık hizmetleri doğrudan ve dolaylı üretim
olmak üzere iki ayrı alt kalemde hesaplanmaktadır. Doğrudan üretim bankacılık
hizmetlerinden doğan gelirleri içermektedir. Dolaylı olan üretim ise faiz
işlemlerinde kredi ve mevduat sahiplerinden örtülü olarak alındığı varsayılan
hizmet bedelini içermektedir. Bu hizmet bedeli ekonomide üretim yapan diğer
sektörlerce kullanılıyorsa, toplam ekonomi için girdi olarak işlem görmektedir.
Bu değer mali aracılık hizmetlerinin dolaylı ölçümü (FISIM) olarak üretim
yöntemi ile GSYİH hesaplamalarının sonunda negatif kalem olarak görülmektedir.
Dolaylı ölçülen üretim değerinin kurumsal sektörlerin nihai tüketimlerine
karşılık gelen kısmı GSYİH’da artışa neden olmaktadır.”
• “Ekonomilerde giderek ağırlık kazanan kar amacı olmayan kuruluşlar
yeni sistemde piyasaya dönük olarak hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşlar
(Ticaret Odaları, Sanayi Odaları gibi) ve kâr amacı gütmeyen diğer kuruluşlar
(vakıflar, dernekler gibi) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu kuruluşların
üretim değerleri piyasaya dönük olup olmama durumuna göre değişmektedir.
ESA-95 standartlarına uygun biçimde, piyasaya dönük üretim yapanların katma
değer hesabı üretim esasına, piyasa dışı faaliyet gösteren kar amacı olmayan
kuruluşlarınki maliyet esasına göre hesaplanmaktadır.”
NE İDİK, NE OLDUK? (2006 yılı itibariyle)
Kaynak: TCMB EVDS, Hazine Müsteşarlığı, TÜİK İstatistikleri
• “1998 temelli GSYİH hesaplamalarında zincirleme endeks yöntemi
kullanılmıştır. Bu yönteme göre temel yıldan sonraki dönemlerde ürünlerin
fiyatlarındaki nispi değişimlerin etkisini de içerecek şekilde bir önceki
yıl ortalama fiyatları ile hesaplamalar yapılmaktadır.”
• “İmalat sanayi sektöründe üretim artış hızına dayalı katma değer hesaplamaları
(sabit girdi-çıktı kullanımı) yerine, yıllar itibariyle değişen girdi-çıktı
katsayıları kullanılmıştır.”
• “İmalat sanayinde kayıtdışılığın kapsanabilmesi için 1987 temelli
seride, sadece toplam imalat sanayi düzeyinde kullanılan işgücü girdi yaklaşımı,
yeni seride imalat sanayinin alt sektörlerinde de kullanılmıştır.”
• Önceki seride hizmet sektörlerinin hesaplanmasında ağırlıklı olarak
diğer sektörlerin gelişme hızları kullanılmaktaydı. Yeni sistemde ise sektöre
ilişkin istihdam verileri ve sektörel fiyat artışları dikkate alınmaktadır.”
• “1987 temelli hesaplamalarda inşaat istatistiklerinden elde edilen
yapı kullanma izin belgeleri, inşaat ruhsatnameleri ve inşaatların ortalama
tamamlanma sürelerine ilişkin dönemlik inşaat istatistikleri kullanılmaktaydı.
1998 temelli hesaplamalarda ise, sektörün genişlemesi ve kayıtdışılığına
ilişkin durumu göz önüne alınmıştır. Buna göre, mal akım yöntemi yardımıyla,
imalat sanayide üretilen ve inşaat sektöründe kullanılan girdileri de dikkate
alacak biçimde inşaat sektörünün toplam üretim değerlerindeki olası kapsam
eksiklikleri giderilmiştir.”
• “Kendi konutunda ikamet eden hanehalkları için eski seride kullanılan
tek tip izafi kira yerine, yeni seride gerçek kira bedeli, konut tipi ve
ısınma sistemi ayrıntısında kullanılmıştır.”
• “Dış Ticaret verilerinde ESA-95 standartlarına uyum kapsamında serbest
bölgeler Türkiye’nin ekonomik sınırlarına dahil edilmiştir. Böylece, Özel
Ticaret Rejiminden Genel Ticaret Rejimine geçiş sağlanmıştır. “
* “2000 yılında yapılan Bina Sayımı sonuçlan ve mesken elektrik abone
sayılan dikkate alınarak, konut sahipliği sektörünün üretim değeri hesaplanırken,
konut stokuna eksik kapsam ilavesi yapılmıştır. Bu bağlamda, 1987 temelli
yıllı seride, 2000 yılı için öngörülen konut sayısı 13.9 milyon iken, yeni
seride bu sayı 19.2 milyon olmuştur.”
• “2001 Tarım Sayımı sonuçlarına göre elde edilen bilgiler ışığında,
tarım sektöründeki bazı büyüklüklerin hesaplanmasında kullanılan teknik
katsayılar güncellenmiştir. Ayrıca, tarım sektöründe ihracatı olup, üretim
istatistiklerinde görülmeyen ürünler sisteme dahil edilmiştir. Hayvancılık
sektöründe daha önce sisteme dahil olmayan kaz eti, ördek eti ve deve eti
gibi et ürünleri yeni sistemde kapsanmıştır.”
• “Hizmet sektörlerinde işgücü girdi yaklaşımı kullanılarak işyerlerinde
kayıtlı çalışanlar ile Hanehalkı İşgücü Anketlerinden elde edilen istihdam
arasındaki farklılığına dayalı kapsam genişlemesi gerçekleştirilmiştir.”
• “1998 temelli hesaplamalarda bir çoğu son yıllarda ekonomiye giren
internet hizmet sağlayıcıları, mali kiralama şirketleri, faktöring şirketleri,
katılım bankaları, özel emeklilik fonları, kâr amacı olmayan mali aracı
kuruluşlar eklenmiştir.”
• “1987 temelli seride özel ticaret sistemine göre hesaplanan ithalat
ve ihracat kalemleri, yeni serinin genel ticaret sistemine göre oluşturulmasıyla
birlikte, serbest bölgelerde meydana gelen üretim değeri de milli gelir
hesaplarına dahil edilmiştir.”
• “Döner sermayeli kuruluşlar devlet hizmetleri sektörüne dahil edilmiştir.”
• “Eski seride devlet sektöründe yer alan eğitim, sağlık, diğer toplumsal
ve kişisel hizmetler, yeni seride kendi sektöründe yer almıştır.”
• “Vergiler Ulusal Hesaplar Sistemi açısından ikiye ayrılmaktadır.
a. Ürün vergileri (KDV, ÖTV gibi miktara bağlı değişen vergiler)
b. Üretim vergileri (Harçlar, fonlar gibi miktara bağlı olmayan vergiler)
1998 temelli GSYİH hesaplamalarında Maliye Bakanlığından alınan vergilere
ilişkin veriler ürün ve üretim üzerindeki ayrımı gerçekleştirilerek ürün
üzerindeki vergiler sisteme alınmıştır.”
• “1987 temelli seride sektörler üretici fiyatlan ile hesaplandığı için
sadece ithalat vergileri sektörel katma değerlere eklenerek GSYİH değerine
ulaşılmaktaydı. 1998 temelli seride sektörler temel fiyatlarla hesaplandığı
için (ürün üzerindeki vergiler hariç) GSYİH değerine ulaşmak için ithalat
vergilerinin de dahil olduğu ürün üzerindeki vergiler - sübvansiyonlar
satırı oluşturulmuştur. Toplam sektörel büyüklüklere bu yeni kalemin eklenmesiyle
GSYİH büyüklüğüne ulaşılmaktadır” (TÜİK, GSYİH Günceleme Çalışmalar, www.
tuik.gov.tr).
III- SONUÇ YA DA NE İDİK, NE OLDUK?
TÜİK tarafından yapılan Milli Gelir hesaplama yöntemlerindeki değişiklik
Ülkemizde ne yazık ki yeterince önemsenmedi. Sadece Türkiye’nin GSYİH’sının
bir günde %31,66’lık artışla 400 Milyar Dolardan 526,5 Milyar Dolara yükselmesi
şeklinde algılandı. Oysa, vermiş olduğumuz tablodan da görüleceği üzere,
yapılan değişiklik ile Türkiye’nin makro ekonomik görünümünü ciddi biçimde
değişmiştir.
TÜİK yapmış olduğu değişiklerle AB’ne uyum açısından önemli bir işi
başarmıştır. Son bir buçuk yıldır AB ile ilgili nerede ise hiçbir ciddi
faaliyete girişmeyen Hükümete rağmen, TÜİK’in kurumsal altyapıyı oluşturma
yönündeki bu çabasını kutlamak gerekmektedir. Ancak yapılan değişiklikler
gelecek dönemlere ilişkin bazı riskleri taşıdığı gibi, düzeltmeler yapılan
kimi kalemlerin abartıldığını belirtmek durumundayız. Bunları kısaca şöyle
sıralayabiliriz:
• Eski seri ile yeni seri arasındaki en önemli farklılık mali
aracılık faaliyetlerine atfedilen önemdir. Yeni seri ile bu faaliyetlerin
GSYİH içindeki payı artmaktadır. Ancak bu sektörün faiz oranlarına (TÜİK
bunu referans faiz oranına göre belirleneceğini söylemektedir) karşı olan
duyarlılığı sektörün büyüklüğünü ve gelirini önemli ölçüde etkilemektedir.
Küresel bir krizin eşiğinde olan dünyanın ve bundan hızla etkileneceğini
düşündüğümüz Ülkemizin bu riskin gerçekleşmesi durumunda hızla yükselen
GSYİH’nın yine hızla düşeceği de kesindir.
• Diğer yandan kâr amacı olmayan kurumların sisteme girmesi sadece GSYİH
büyüklüğünü etkiler ancak hizmet üretimini etkilemez.
• Bina sayımına yönelik getirilen düzenleme sonrası bina sayısı yaklaşık
%50 artmıştır. Bu oran abartılı durmaktadır. TÜİK buna ilişkin ham verileri
araştırmacılara sağlayarak yapmış olduğumuz bu eleştirin doğruluğunu ortaya
koymalıdır.
Kısaltmalar
- ESA, European System of Accounts
- FISIM, Financial Intermeditation Services Indirectly Measured
- INTRASTAT, Intra Community Trade Statistics
- ISIC Rev.3, International Standart Industrial Classification of All
Economic Activities
- NACE Rev.1, General Industrial Classification of Economic Activities
Within European Communities
- SAM, Social Accunting Matrix
- SNA, System of National Accounts
KAYNAKÇA
- EU, ESA 1995, www.eu.int
- EURUSTAT, NACE Rev.1, www.eu.int
- TUİK, GSYİH Günceleme Çalışmalar, www. tuik.gov.tr
- United Nations, SNA, www.un.org
MART 2008
|