MART 2008
 
Arama  
 
 
 « Dergi İndeksi
   Son Sayı
   Tüm Sayılar
   TİSK Ana Sayfa



MİLLİ GELİR HESAPLAMA YÖNTEMİNDEKİ DEĞİŞME İLE NE İDİK, NE OLDUK?

Prof. Dr. Ömer Faruk ÇOLAK
Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü
TİSK Akademi Dergisi Editörü



I- GİRİŞ

İktisat tarihinin son yüzyılına bakıldığında birçok ülkenin iktisadi krizlerden sonra kimi zaman para birimleri değiştirdiği, kimi zaman da temel makro değişkenlerin tanımlarını veya hesaplama yöntemlerini değiştirerek ekonomilerinde yeni birer sayfa açmaya çalıştığı görülmektedir. Yakın yüzyılın başında, 1924-1925 yılları arasında Almanya yaşadığı enflasyonist dönemin ardından para birimini değiştirirken, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan IMF birçok ülkenin temel makro değişkenlerine yeni tanımlamalar getirmeye çalışmıştır. Son 25 yılda da Türkiye’nin de içinde bulunduğu farklı ülkelerce buna benzer değişim hareketlerinin yapıldığını görmekteyiz.

Türkiye’de temel makroekonomik göstergelerden biri olan Milli Gelir, 1929 yılından beri hesaplanmaktadır. Bu hesaplamalarda 1972 yılından bu yana Birleşmiş Milletlerin SNA sınıflaması tanımlamaları ve yöntemleri kullanılmaktadır. Ülkemizde de 1923 yılından sonra sürdürülen milli gelir serisi 1948, 1968 ve 1987 temel yılları alınarak tanımlamalarda ve hesaplamalardaki alt kalemlerde değişikliklere gidilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) son yaptığı değişiklik ile Birleşmiş Milletler (BM) SNA sisteminden vazgeçmekte ve Avrupa Birliği’nin Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA-95) geçmektedir. TUİK böylece GSYİH ve GSMH hesaplarında temel alınan yılı değiştirmenin yanında, bazı alt kalemlerin tanımlamalarını ve bunların nasıl hesaplanacağına ilişkin yöntemleri de değiştirmektedir. Ancak yeni sistemin SNA ile uyumlu olması, istatistiksel olarak önemli kopmalara neden olmamaktadır.

II- ESA’ya GEÇİŞ İLE NELER DEĞİŞTİ?

TUİK’in vazgeçtiği SNA ile ESA arasındaki farklılıkları ortaya koymadan önce ESA sisteminin temel özelliklerini kısaca özetlememiz gerekmektedir. ESA’da kullanılan kavramların sekiz önemli özelliği bulunmaktadır.

Bunlar:

a) Uluslararası uyumluluk;
b) Diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumluluk;
c) Tutarlılık;
d) İşlevsellik;
e) İyi oluşturulmuş ve uzun bir dönem için sabitlenmiş yöntemler bütünlüğü;
f) Parasal ve gözlemlenebilir terimlerle ekonomik süreçleri tanımlamaya odaklılık;
g) Esneklik ve çok amaçlılık.
ESA ile kurulan yapılanmada kavramlar uluslararası karşılaştırmalarda uyumluluk göstermektedir. Nitekim AB üyesi ülkelerin ulusal hesap bilgileri, bütün uluslararası örgütlere bildirmek için ESA standartındadır. Sadece ulusal yayınlarda ESA’ ya bağlılık şart değildir. Diğer yandan ESA’daki kavramlar her açıdan birçok ulusal hesap yönergeleriyle tutarlıdır; buna SNA da dahildir. ESA’da kavramlar diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumluluk gösterir. ESA, AB üye devletleri için kullanılan diğer sosyal ve ekonomik istatistiklerde (Örneğin; Üretim istatistikleri, dış ticaret istatistikleri, işgücü istatistikleri) kullanılan birçok kavram ve sınıflandırmaları (NACE rev.1) kullanmaktadır ve kavramsal farklılıklar en aza indirgenmiştir. SNA gibi, ESA kavramları da aynı zamanda bazı diğer uluslararası ekonomik istatistik yönergelerine uyumludur; özellikle IMF, BPM (Ödemeler Dengesi Kılavuzu), IMF Devlet Finans İstatistikleri (GFS), OECD Gelir İstatistikleri ve ILO’nun istihdam, çalışma saatleri ve işgücü maliyeti verileri.

ESA diğer sosyal ve ekonomik istatistiklere uyumu, bu sayılarla bağlantı ve karşılaştırmayı kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak, daha iyi ulusal hesap verileri derlenebilir. Dahası, bu belirli istatistiklerde yer alan bilgi ulusal ekonominin genel istatistikleriyle (örneğin GSMH, sektör ya da endüstri katma değeri) daha iyi ilişkilendirilebilinir.

Hesaplama çerçevesindeki özdeşlikler, farklı ekonomik süreçleri (üretim, gelir dağılımı, gelirin kullanımı, sermaye birikimi) tanımlayan kavramların tutarlılığını sağlar. Bu iç tutarlığın sonucu olarak, hesaplama çerçevesinin farklı bölümlerindeki istatistikler birbirleriyle kolayca ilişkilendirilir.

Böylece, aşağıdaki oranlar hesaplanabilir:

a) Üretim rakamları kullanılarak, örneğin saatlik katma değer;
b) Kişi Başına Net Milli Gelir;
c) Sabit sermaye stokunun yüzdesi olarak sermaye birikimi;
d) GSYİH’nın yüzdesi olan Kamu Kesimi Bütçe Açığı ve borçları;
ESA’daki temel kavramlar iyi oluşturulmuştur ve uzun bir zaman için değiştirilmeyeceği kabulüne dayalıdır. Çünkü AB tarafından önümüzdeki on yıllar için uluslararası standart olarak onaylanmışlardır. Bu kavramsal devamlılık zaman serilerinin yeniden hesaplanması ve yeni kavramların öğrenilmesi ihtiyacını en aza indirir. Dahası, kavramların ulusal ve uluslararası siyasi baskılardan etkilenmelerini sınırlandırmaktadır. Bu nedenlerden ötürü, ulusal hesap rakamları ekonomi politikası ve dönemsel analizlerde objektif veri olarak kullanılabilmektedir.

Diğer yandan ESA kavramları, ekonomik süreçlerin parasal ve gözlemlenebilir terimlerle ifade edilmesine odaklanmıştır. Çoğunlukla, parasal terimlerle gözlemlenemeyen ya da net parasal karşılığı olmayan stoklar ve akımlar hesaba katılmaz. ESA kavramlarının kapsamı bazı önemli kısıtlar düşünülerek belirlenmiştir.

Buna göre aşağıdaki faaliyetler ESA ‘nın kısıtları içinde yer almaktadır.

a) Kişisel üretimler ve devlet tarafından üretilen hizmetler.
b) Mal sahiplerinin emlak hizmetlerinin kendilerince yapılması.
c) Nihai tüketim için mal üretimi, örneğin kendi ihtiyaçları için tarımsal ürün üretmek.
d) Kendi hesabına yapım/inşaat, (hane halkı tarafından yapılanlar da dahil edilmektedir).
e) Kanunlar ile yasaklanan faaliyetler; örneğin insan ticareti ve uyuşturucu üretimi
f) Mali otoritelere gelirleri tam olarak bildirilmemiş üretim, (Türkiye için merdiven altı tekstil üretimi gibi).
Aşağıdakiler faaliyetler ise yukarıdaki kısıtların dışında kalmaktadır:
a) Aynı hanede üretilen ve tüketilen hane içi ve kişisel hizmetler, örneğin temizlik, aşçılık ya da yaşlı insanların bakımı.
b) Gönüllü yapılan hizmetler, (örneğin ücretsiz bakım ve temizlik).
c) Kişisel ya da hanehalkı için yapılan balıkçılık.
ESA’nın esnek hesaplama yöntemi Sosyal Hesaplama Matrisine (SAM) dahil edilebilmektedir. SAM arz, kullanım tabloları ve sektör hesapları arasındaki bağlantıları inceleyen bir matristir. SAM, çalışan türlerine göre, çalışan tazminatlarının alt gruplara ayrılmasıyla, işsizlik, istihdam düzeyleri ve niteliği ile ilgili ek bilgi sağlar.

Alt gruplama, hem kullanım tablolarında gösterildiği gibi endüstride işgücü kullanımına, hem de sektör hane halkının alt sektörleri için esas gelir hesabında gösterildiği gibi sosyo-ekonomik alt grupların işgücü arzına uygulanır. Bu yolla, çeşitli kategorilerdeki işgücünün arzı ve kullanımı sistematik bir şekilde gösterilebilmektedir.

1995 ESA ve 1993 SNA

ESA (ESA 1995) gözden geçirilmiş dünyadaki bütün ülkelere ulusal muhasebe ile ilgili yol gösteren Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA 1993) ile tamamıyla tutarlıdır. Yine de, ESA ve SNA arasında bazı farklılıklar vardır.

Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

* Sunum konusunda farklılıklar bulunmaktadır. ESA ‘da ürün hareketleri için ayrı bölümler vardır, dağıtım hareketleri ve finansal hareketler. Buna karşın, SNA’ da bu hareketler yedi bölümde açıklanmıştır, örneğin üretim hesabıyla ilgili bölümler, gelir hesabının esas dağlımı, sermaye hesabı.

* ESA bir kavramı; tanımını, içerik listesi ve içermedikleri listesi sağlayarak tarif eder. SNA ise kavramları daha geniş terimlerle açıklar ve kabul edilen kuralların arkasında yatan rasyonaliteyi açıklamayı amaçlar.

* ESA bölgesel ve üç aylık hesap bölümleri içerir.

* ESA aynı zamanda uydu hesaplarla ilgili bir bölüm de içerir.

* ESA kavramları SNA kavramlarına göre çok daha spesifik ve kesindir.

* ESA somut kayıtlama eşikleri belirtmiştir, örneğin; küçük alet ve cihazlar ara tüketim olarak kaydedilir.

* ESA çeşitli hanehalkı mal üretimini, giysi ve mobilya gibi, AB ülkeleri için önem taşımadığını farz ettiği için kaydetmez.

* ESA, AB’deki Birlik içerisindeki mal akımlarını kaydeden INTRASTAT sistemi ve AB ülkelerinin AB’ye katkıları gibi belli kurumsal düzenlemelere, açık gönderme yapar.

* ESA bütün dış hareketler için ek sınıflandırmalar içerir: Bunlar AB’de yerleşik olanlar ve olmayanlar olarak ayrılır.

* ESA, SNA ’ya göre çok daha spesifiktir, çünkü ESA öncelikle AB üyelerine uygulanır.

İki sistemin temel özellikleri çerçevesinde TÜİK’in yaptığı değişikliklerin neler olduğunu yine TÜİK’in verdiği bilgiler çerçevesinde şöyle açıklayabiliriz:
• “Öncelikle belirtmemiz gereken değişim, temel yılın 1987 yerine 1998 alınmış olmasıdır. Temel yılda 1987’den 1998’e geçilmiştir.”

• “1998 temel yıl alınarak oluşturulan yeni seride, iktisadi faaliyetler ve ürünler için güncel sınıflamalar kullanılmaya başlanmıştır 1987 temel GSYH serisinde ISIC Rev.2 sınıflaması (Birleşmiş Milletler Sınıflaması) kullanılırken, 1998 temel GSYİH serisinde NACE Rev.l (Avrupa Birliği Sınıflaması) sınıflaması kullanılmıştır.”

• “Sektörel katma değerler temel fiyatlarla hesaplanmıştır. 1987 temel seride sektörel katma değer tahminleri üretici fiyatları ile hesaplanmakta olup, tüm dolaylı vergiler sektörün üretim değeri içerisindedir, 1998 temel serideki hesaplamada ürün üzerindeki vergiler hariç, ürün üzerindeki sübvansiyonların dahil olduğu temel fiyatlarla hesaplamalar yapılmıştır.”

• “Yapılan en büyük değişiklik mali sistemindeki faaliyetlere ilişkindir. Mali aracılık hizmetlerinin bölümü ve elde edilen büyüklüğün kurumsal birimlere göre ayrıştırılmasında köklü değişiklikler yapılmıştır. Eski sistemde izafi banka hizmetleri olarak adlandırılan bankaların toplam faiz ödemeleri ile faiz gelirleri arasındaki farklılık ekonomiye girdi olarak ele alınırken, yeni sistemde girdi ve nihai tüketim harcaması olarak işlem görmektedir.

Yeni hesaplamada, mali aracılık hizmetleri doğrudan ve dolaylı üretim olmak üzere iki ayrı alt kalemde hesaplanmaktadır. Doğrudan üretim bankacılık hizmetlerinden doğan gelirleri içermektedir. Dolaylı olan üretim ise faiz işlemlerinde kredi ve mevduat sahiplerinden örtülü olarak alındığı varsayılan hizmet bedelini içermektedir. Bu hizmet bedeli ekonomide üretim yapan diğer sektörlerce kullanılıyorsa, toplam ekonomi için girdi olarak işlem görmektedir. Bu değer mali aracılık hizmetlerinin dolaylı ölçümü (FISIM) olarak üretim yöntemi ile GSYİH hesaplamalarının sonunda negatif kalem olarak görülmektedir. Dolaylı ölçülen üretim değerinin kurumsal sektörlerin nihai tüketimlerine karşılık gelen kısmı GSYİH’da artışa neden olmaktadır.”

• “Ekonomilerde giderek ağırlık kazanan kar amacı olmayan kuruluşlar yeni sistemde piyasaya dönük olarak hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşlar (Ticaret Odaları, Sanayi Odaları gibi) ve kâr amacı gütmeyen diğer kuruluşlar (vakıflar, dernekler gibi) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu kuruluşların üretim değerleri piyasaya dönük olup olmama durumuna göre değişmektedir. ESA-95 standartlarına uygun biçimde, piyasaya dönük üretim yapanların katma değer hesabı üretim esasına, piyasa dışı faaliyet gösteren kar amacı olmayan kuruluşlarınki maliyet esasına göre hesaplanmaktadır.”

NE İDİK, NE OLDUK? (2006 yılı itibariyle)

Kaynak: TCMB EVDS, Hazine Müsteşarlığı, TÜİK İstatistikleri
• “1998 temelli GSYİH hesaplamalarında zincirleme endeks yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre temel yıldan sonraki dönemlerde ürünlerin fiyatlarındaki nispi değişimlerin etkisini de içerecek şekilde bir önceki yıl ortalama fiyatları ile hesaplamalar yapılmaktadır.”

• “İmalat sanayi sektöründe üretim artış hızına dayalı katma değer hesaplamaları (sabit girdi-çıktı kullanımı) yerine, yıllar itibariyle değişen girdi-çıktı katsayıları kullanılmıştır.”

• “İmalat sanayinde kayıtdışılığın kapsanabilmesi için 1987 temelli seride, sadece toplam imalat sanayi düzeyinde kullanılan işgücü girdi yaklaşımı, yeni seride imalat sanayinin alt sektörlerinde de kullanılmıştır.”

• Önceki seride hizmet sektörlerinin hesaplanmasında ağırlıklı olarak diğer sektörlerin gelişme hızları kullanılmaktaydı. Yeni sistemde ise sektöre ilişkin istihdam verileri ve sektörel fiyat artışları dikkate alınmaktadır.”

• “1987 temelli hesaplamalarda inşaat istatistiklerinden elde edilen yapı kullanma izin belgeleri, inşaat ruhsatnameleri ve inşaatların ortalama tamamlanma sürelerine ilişkin dönemlik inşaat istatistikleri kullanılmaktaydı. 1998 temelli hesaplamalarda ise, sektörün genişlemesi ve kayıtdışılığına ilişkin durumu göz önüne alınmıştır. Buna göre, mal akım yöntemi yardımıyla, imalat sanayide üretilen ve inşaat sektöründe kullanılan girdileri de dikkate alacak biçimde inşaat sektörünün toplam üretim değerlerindeki olası kapsam eksiklikleri giderilmiştir.”

• “Kendi konutunda ikamet eden hanehalkları için eski seride kullanılan tek tip izafi kira yerine, yeni seride gerçek kira bedeli, konut tipi ve ısınma sistemi ayrıntısında kullanılmıştır.”

• “Dış Ticaret verilerinde ESA-95 standartlarına uyum kapsamında serbest bölgeler Türkiye’nin ekonomik sınırlarına dahil edilmiştir. Böylece, Özel Ticaret Rejiminden Genel Ticaret Rejimine geçiş sağlanmıştır. “

* “2000 yılında yapılan Bina Sayımı sonuçlan ve mesken elektrik abone sayılan dikkate alınarak, konut sahipliği sektörünün üretim değeri hesaplanırken, konut stokuna eksik kapsam ilavesi yapılmıştır. Bu bağlamda, 1987 temelli yıllı seride, 2000 yılı için öngörülen konut sayısı 13.9 milyon iken, yeni seride bu sayı 19.2 milyon olmuştur.”

• “2001 Tarım Sayımı sonuçlarına göre elde edilen bilgiler ışığında, tarım sektöründeki bazı büyüklüklerin hesaplanmasında kullanılan teknik katsayılar güncellenmiştir. Ayrıca, tarım sektöründe ihracatı olup, üretim istatistiklerinde görülmeyen ürünler sisteme dahil edilmiştir. Hayvancılık sektöründe daha önce sisteme dahil olmayan kaz eti, ördek eti ve deve eti gibi et ürünleri yeni sistemde kapsanmıştır.”

• “Hizmet sektörlerinde işgücü girdi yaklaşımı kullanılarak işyerlerinde kayıtlı çalışanlar ile Hanehalkı İşgücü Anketlerinden elde edilen istihdam arasındaki farklılığına dayalı kapsam genişlemesi gerçekleştirilmiştir.”

• “1998 temelli hesaplamalarda bir çoğu son yıllarda ekonomiye giren internet hizmet sağlayıcıları, mali kiralama şirketleri, faktöring şirketleri, katılım bankaları, özel emeklilik fonları, kâr amacı olmayan mali aracı kuruluşlar eklenmiştir.”

• “1987 temelli seride özel ticaret sistemine göre hesaplanan ithalat ve ihracat kalemleri, yeni serinin genel ticaret sistemine göre oluşturulmasıyla birlikte, serbest bölgelerde meydana gelen üretim değeri de milli gelir hesaplarına dahil edilmiştir.”

• “Döner sermayeli kuruluşlar devlet hizmetleri sektörüne dahil edilmiştir.”

• “Eski seride devlet sektöründe yer alan eğitim, sağlık, diğer toplumsal ve kişisel hizmetler, yeni seride kendi sektöründe yer almıştır.”

• “Vergiler Ulusal Hesaplar Sistemi açısından ikiye ayrılmaktadır.

a. Ürün vergileri (KDV, ÖTV gibi miktara bağlı değişen vergiler)
b. Üretim vergileri (Harçlar, fonlar gibi miktara bağlı olmayan vergiler) 1998 temelli GSYİH hesaplamalarında Maliye Bakanlığından alınan vergilere ilişkin veriler ürün ve üretim üzerindeki ayrımı gerçekleştirilerek ürün üzerindeki vergiler sisteme alınmıştır.”
• “1987 temelli seride sektörler üretici fiyatlan ile hesaplandığı için sadece ithalat vergileri sektörel katma değerlere eklenerek GSYİH değerine ulaşılmaktaydı. 1998 temelli seride sektörler temel fiyatlarla hesaplandığı için (ürün üzerindeki vergiler hariç) GSYİH değerine ulaşmak için ithalat vergilerinin de dahil olduğu ürün üzerindeki vergiler - sübvansiyonlar satırı oluşturulmuştur. Toplam sektörel büyüklüklere bu yeni kalemin eklenmesiyle GSYİH büyüklüğüne ulaşılmaktadır” (TÜİK, GSYİH Günceleme Çalışmalar, www. tuik.gov.tr).
III- SONUÇ YA DA NE İDİK, NE OLDUK?

TÜİK tarafından yapılan Milli Gelir hesaplama yöntemlerindeki değişiklik Ülkemizde ne yazık ki yeterince önemsenmedi. Sadece Türkiye’nin GSYİH’sının bir günde %31,66’lık artışla 400 Milyar Dolardan 526,5 Milyar Dolara yükselmesi şeklinde algılandı. Oysa, vermiş olduğumuz tablodan da görüleceği üzere, yapılan değişiklik ile Türkiye’nin makro ekonomik görünümünü ciddi biçimde değişmiştir.

TÜİK yapmış olduğu değişiklerle AB’ne uyum açısından önemli bir işi başarmıştır. Son bir buçuk yıldır AB ile ilgili nerede ise hiçbir ciddi faaliyete girişmeyen Hükümete rağmen, TÜİK’in kurumsal altyapıyı oluşturma yönündeki bu çabasını kutlamak gerekmektedir. Ancak yapılan değişiklikler gelecek dönemlere ilişkin bazı riskleri taşıdığı gibi, düzeltmeler yapılan kimi kalemlerin abartıldığını belirtmek durumundayız. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:

• Eski seri ile yeni seri arasındaki en önemli farklılık mali aracılık faaliyetlerine atfedilen önemdir. Yeni seri ile bu faaliyetlerin GSYİH içindeki payı artmaktadır. Ancak bu sektörün faiz oranlarına (TÜİK bunu referans faiz oranına göre belirleneceğini söylemektedir) karşı olan duyarlılığı sektörün büyüklüğünü ve gelirini önemli ölçüde etkilemektedir. Küresel bir krizin eşiğinde olan dünyanın ve bundan hızla etkileneceğini düşündüğümüz Ülkemizin bu riskin gerçekleşmesi durumunda hızla yükselen GSYİH’nın yine hızla düşeceği de kesindir.

• Diğer yandan kâr amacı olmayan kurumların sisteme girmesi sadece GSYİH büyüklüğünü etkiler ancak hizmet üretimini etkilemez.

• Bina sayımına yönelik getirilen düzenleme sonrası bina sayısı yaklaşık %50 artmıştır. Bu oran abartılı durmaktadır. TÜİK buna ilişkin ham verileri araştırmacılara sağlayarak yapmış olduğumuz bu eleştirin doğruluğunu ortaya koymalıdır.


Kısaltmalar
- ESA, European System of Accounts
- FISIM, Financial Intermeditation Services Indirectly Measured
- INTRASTAT, Intra Community Trade Statistics
- ISIC Rev.3, International Standart Industrial Classification of All Economic Activities
- NACE Rev.1, General Industrial Classification of Economic Activities Within European Communities
- SAM, Social Accunting Matrix
- SNA, System of National Accounts

KAYNAKÇA
- EU, ESA 1995, www.eu.int
- EURUSTAT, NACE Rev.1, www.eu.int
- TUİK, GSYİH Günceleme Çalışmalar, www. tuik.gov.tr
- United Nations, SNA, www.un.org

MART 2008