YENİ TÜRK LİRASI’NI ZORUNLU KILAN KOŞULLAR, YTL’NİN MUHTEMEL YARAR VE SAKINCALARI, EKONOMİK VE SOSYAL ETKİLERİ
Yrd.Doç.Dr. Timur Han GÜR
Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü
|
Para reformunun çok kısa vadede bile tartışmalı enflasyonu
artırıcı etkisi bir yıl içerisinde ortadan kaybolmakta, tam tersine
iyi uygulandığında enflasyonu düşürücü bir uygulama olacağı gerçeği karşımıza
çıkmaktadır. |
 |
Yapılan bir hesaba göre yazılım sektörüne ödenecek tutar
yaklaşık 500 milyon dolar civarında olacaktır. Bunların önemli bir kısmı
da kamu bütçesinden karşılanacaktır. Bankalar, belediyeler, vergi daireleri,
SSK, Bağkur, Emekli Sandığı, hastaneler, postane, telekom gibi dev kamu
kuruluşları ve diğer özel kuruluşların hepsi yazılım tadilatına gitmek
zorunda kalacaktır. Bu tadilatların toplamda önemli bir maliyet getireceği
aşikardır. Bu anlamda kamu veya özel tüm kuruluşlar ciddi bir ek maliyet
ile karşılaşacakları için şimdiden hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu
nedenle, enflasyon ile mücadele açısından en büyük endişe, bu maliyetlerin
ürün fiyatları üzerinden halka yansıtılmasıdır. Hiçbir kurum bu anlamda
maliyetleri öz kaynaklarından karşılamak istemeyecektir. |
Türk ekonomisi, 1970’li yılların başından beri çok ciddi anlamda enflasyon
sorunu yaşayan ekonomilerin başında gelmektedir. Türkiye’de enflasyon,
hiper olmasa bile oldukça yüksek, hem de yıldan yıla yüzde değişiklikler
anlamında çok oynak bir yapıdadır. Enflasyonun son otuz yılda hem değişken
hemde bu derece yüksek yapısı nedeniyle Türk ekonomisi, hemen hemen her
alanda kısa vadeye hapsolmuştur.
Bunun sonucu olarak da temel makro ekonomik politikalar, bir türlü uzun
vadeli uygulanma şansı bulamamıştır. Ekonomik alanda enflasyonun yol açtığı
bu istikrarsızlık, siyasi alana da ciddi biçimde yansımış ve tam anlamıyla
bir sarmala dönüşmüştür. Yüksek enflasyon ekonomik istikrarsızlığa, ekonomik
istikrarsızlık da siyasi istikrarsızlığa yol açmış ve doğal olarak kararlı
ve uzun vadeli anti-enflasyonist politikaların uygulanması bir türlü mümkün
olmamıştır.
Ulusal Merkez Bankalarının uygulamaya koyduğu para politikalarının farklı
ana hedefleri olabilir. Bu ana hedefler ekonomik büyüme, yüksek istihdam,
fiyat istikrarı, ödemeler dengesi, bütçe dengesi, finansal piyasaların
istikrarı ve döviz piyasalarında istikrar olarak özetlenebilir. Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası, (T.C.M.B.), son yirmi yılda para politikaları
uygulamasında ana hedef olarak, birkaç istisna dışında, dezenflasyon veya
diğer bir ifade ile fiyat istikrarını seçmemiş veya seçme şansını yakalayamamıştır.
Bunun anlamı, siyasi iradenin enflasyonu tek haneli rakamlara indirme hedefini
göze alamadığı, bu derece ciddi ve sıkı dezenflasyon programlarını yürütme
kararlılığını gösteremediğidir. Enflasyonu düşürmeyi hedef alan en ciddi
program olan 2000 yılı Döviz Çapalı program ise, hepimizin bildiği gibi
istenen hedefe ulaşmadan, özellikle bankacılık ve finans kesiminde ortaya
çıkan kriz nedeniyle yarıda kesilmiş ve sonucunda Türk ekonomisi yakın
tarihindeki en ağır ekonomik krizin içerisine girmiştir.
YENİ TÜRK LİRASI VE PARA REFORMU
Bugün için Türkiye, gerek siyasi gerekse ekonomik nitelikli değişik
etkenler nedeniyle, yakın tarihinde ilk kez enflasyonu yenecek konuma gelmiştir.
Ekonomimizde, enflasyon ile mücadele politikaları içerisinde direk olarak
yer almayan ama yüksek enflasyonu kırma kararlılığı içerisindeki birçok
ülke tarafından uygulanan “yeni para birimine geçiş”in ön koşullarının
sağlanmış olduğu görülmektedir. Enflasyonu düşürmenin ana hedef olmadığı,
enflasyonu yenmenin büyüme ve istihdam maliyetlerinin göze alınamadığı
ve uygun politika araçlarının seçilmemiş olduğu dönemlerde, hem para politikalarını,
hem de neden daha önce paradan sıfır atılması gibi reformların yapılmadığını
eleştirmek doğru bir yaklaşım değildir.
Böyle bir para reformun bugüne değin yapılamamasının en büyük nedeni,
yukarıda da bahsedildiği gibi, bir türlü tek haneli rakamlara çekilemeyen
enflasyon oranları olmuştur. Bu oranlar sağlanmadan yapılan para reformları
birçok ülkede istenen sonuçları vermemiş ve ulusal paralar tekrar eski
bol sıfırlı banknotlarına dönmüştür. Bu anlamda Yeni Türk Lirası’nın uygulamaya
girmesi için enflasyon cephesinde olumlu gelişmeler beklenmiş, T.C. Merkez
Bankası oldukça iyi bir zamanlama ile 2005 yılı Ocak ayını reformun başlama
tarihi olarak belirlemiştir.
Dolayısıyla, fiyat artış hızının son iki yıldır düzenli olarak düşürülmesi
ve neticesinde enflasyonun yıllık yüzde 10’un altına doğru gerilemesi sürecini
dikkate alan T.C. Merkez Bankası, Türk Lirası’ndan altı sıfırın atılması
yoluyla 2005 yılının başında “Yeni Türk Lirası”na geçiş kararı almıştır.
ÜLKE DENEYİMLERİ
Parasından sıfır atma yoluyla para reformu yapan 10 ulke deneyimi incelendiginde
ortaya çıkan belli başlı sonuçlar sunlardır. Enflasyon kontrol altına alınmaz
ise para reformundan beklenen sonuçlara ulaşılamamaktadır. Bu durumda ulusal
banknotlar tekrar bol sıfırlı küpürlere dönüşmekte, Ulusal Merkez Bankaları
kredibilitelerini kaybetmekte ve enflasyona karşı verilen mücadele sekteye
uğramaktadır. Bu nedenle esas önemli olan nokta, enflasyonu doğuran nedenleri
ortadan kaldırıcı ekonomi politikalarının kararlılıkla sürdürülebilmesidir.
Para reformuna giden ülkelerde paradan sıfır atılması Arjantin, Meksika,
Peru, Polonya ve Bulgaristan’da, Türkiye örneğinde olduğu gibi, enflasyona
karşı öncelikle bir başarı kazanılması ve fiyat artış hızlarının sıkı para
politikaları ile düşürülmesi sonrasına bırakılmış Brezilya, Bolivya, İsrail,
İzlanda, Moldova, Polonya’da ise para reformu dezenflasyon politikaları
ile birlikte eş anlı uygulanmıştır.
Para reformu sonrasında ise temel makroekonomik göstergelerde ortaya
çıkan gelişmeler farklılık göstermekte, dolayısı ile ortak bir sonuç çıkarmak
pek mümkün olmamaktadır. Bununla birlikte enflasyon oranları yıllık bazda
reform sonrasında hemen hemen her uygulamada düşüş göstermiştir. Dolayısı
ile para reformunun çok kısa vadede bile tartışmalı enflasyonu artırıcı
etkisi bir yıl içerisinde ortadan kaybolmakta, tam tersine iyi uygulandığında
enflasyonu düşürücü bir uygulama olacağı gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
NEDEN SIFIR ATMA YÖNTEMİ? GEREKÇELER
T.C. Merkez Bankası’nın diğer ülke örneklerinden de faydalanarak oluşturduğu
altı sıfır atma yöntemi, ulusal duygularda incinme yaşanmaması ve uluslararası
kayıt ve istatistiklerde en az kargaşa yaratacak olması nedeniyle en akılcı
yöntem olarak gözükmektedir. Yeni Türk Lirası uygulamasına geçmenin temel
gerekçelerinden biri de, dünya enflasyon şampiyonu olan ülkemizin aynı
zamanda dünyada en yüksek küpürlü paraya da sahip olduğu gerçeğidir. Türk
Lirasının yüksek enflasyon oranlarına paralel bir biçimde artırılan emisyon
artış oranları neticesinde paranın satın alma gücü son otuz yıldır sürekli
düşmüştür. Bu gerçekten hareket eden T.C.Merkez Bankası, ortalama
her iki yılda bir üst değerde yeni bir küpür dolaşıma çıkarmıştır. Dolaşımdaki
en büyük küpürlü banknot durumundaki 20 000 000 TL aynı zamanda dünyanın
en büyük küpürlü banknotu konumundadır.
Bu nedenle Türk lirası, günümüz itibarıyla emisyon-enflasyon sarmalı
nedeniyle oldukça aşınmış, alım gücü ve değer saklama ünitesi olarak özelliğini
tamamen yitirmiş bulunmaktadır. Sıfır atma operasyonunun diğer reform seçenekleri
içerisinde öne çıkmasınındaki diğer bir gerekçesi de, Türk Halkının bu
seçeneğe daha olumlu bakıyor olması ve halihazırda bile böyle bir uygulamaya
oldukça yatkın olmasındandır. Giderek daha az belirgin olarak banknotlarda
yer alan sıfırlar nedeniyle, vatandaş açısından sıfır atma operasyonu zaten
gerçekleşmiş durumdadır. Birçok satıcı etiketlerde, zaten uygun bulduğu
oranda sıfırları silmiş ve ya “milyar”, “milyon” ibareleri ile kısaltmış
durumdadır. Ücretliler, bodroların başına eklenen ifadeler ile en azından
kafalarında üç sıfırı silmiş, menülerin çoğu sıfırlardan arındırılmıştır.
Hepimizin yakından bildiği gibi aslında gerçek hayatta hemen hemen tüm
işlemlerde pratik olarak yapılan bu tür uygulamalar, Yeni Türk Lirası (YTL)
uygulaması ile sadece “resmiyet”e dönüşecektir. Dolayısı ile para reformu
sürecinde ortaya çıkacak maliyetlerin en aza indirilmesi için bir ekonomide
bulunması gereken uyum gücü ve hızı, halihazırda büyük ölçüde Türk ekonomisinde
mevcut durumdadır.
ENDİŞELER
Paradan altı sıfır atılması yöntemi ile bol sıfırlı banknotların ve
fiyatların yarattığı birçok sıkıntı göreli olarak az bir maliyet ile giderilebilecektir.
Ama herşeye rağmen, iyi uygulanmadığı taktirde ortaya çıkacak maliyetleri
dikkate almakta büyük yarar vardır.
Bu maliyetleri üç temel başlık altına indirgemekte yarar görüyorum:
-
genel ekonomik maliyetler (Enflasyon - Fiyat yuvarlamaları),
-
halkın katlanacağı maliyetler (Zaman Maliyetleri),
-
işletmelerin katlanacağı maliyetler (Menü Maliyetleri)
FİYAT YUVARLAMALARI
Genel ekonomik maliyetler kapsamında en önemli maliyet “enflasyon” olacaktır.
Para reformunun enflasyon maliyeti, etiketlerdeki küsüratların yuvarlanması
nedeniyle oluşacak fiyat artışlarından kaynaklanacaktır. Aslında fiyat
etiketlerinin bir yıl süre ile TL ve YTL değerlerini birlikte gösterir
bir şekilde düzenlenecek olması ile bu sorunun önemli ölçüde aşılabileceği
ve beklenen fiyat artışlarının oluşmayacağı düşünülebilir.
T.C. Merkez Bankası, yuvarlamadan kaynaklanacak enflasyonu engellemek
için en az bir yıl süreyle çift etiket sistemi uygulanmasını zorunlu kılmıştır.
Ama, özellikle etiket kullanmama oranının oldukça yaygın olduğu ve marjinal
sektörlerin fiyatlarını sözlü olarak tüketicilere iletme geleneğinin olduğu
Türk ekonomisinde, bu sorunun kurumsallaşmış ekonomilerde olduğundan daha
zor aşılabileceğini tahmin etmekteyiz.
Türk ekonomisinde böyle bir uygulamanın ancak kayıt içi sektörler ve
ekonominin kurumsallaşmış kesimi için geçerli olacağını ve dolayısı ile
fiyatların “yukarı” yuvarlanmasının yaratacağı fiyat artışlarının özellikle
ilk aylarda ortaya çıkacağını düşünmekteyiz.
ZAMAN MALİYETLERİ
Diğer maliyet unsurları ve endişe kaynakları zaman ve menü maliyetleridir.
Euro’ya geçişte Avrupa’da ortalama işlem zamanının 18 saniye artış gösterdiğini
ölçen çalışmalarda, ortalama işlem zamanı 32 saniyeye yükselerek iki katına
çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Ortalama işlem zamanının uzamasına rağmen,
aynı çalışmalarda hesaplanan “kuyrukta bekleme” süresi, önemli bir zaman
maliyeti ortaya çıkarmamış gözükmektedir.
Bu sonucun ortaya çıkmasında en büyük etken, özellikle süper marketlerin
çalışanlarına verilen “eğitim” olmuştur. Avrupa’da Euro’ya geçilmeden önce
başlayan eğitim çalışmaları çerçevesinde öncelikle çalışanlara yeni para
birimini tanıtılmış ve ayrıştırma zamanını düşürerek kuyruklarda beklemenin
zaman maliyetlerini aşağılara çekmiştir. Bu nedenle özellikle ilk aylarda,
uzayan işlem süreleri nedeniyle ortaya çıkacak zaman maliyeti dikkate alınmalı
ve özellikle perakende sektöründe çalışanların eğitimine gereken önem verilmelidir.
MENÜ MALİYETLERİ
YTL’ye geçişle birlikle özellikle işletmelerin tüm menülerinin değiştirilecek
olması nedeniyle ortaya çıkacak menü maliyeti de dikkate alınması gereken
maliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca tüm yazılım, elektronik
işlemci, muhasebe kayıtları, tüm ödeme sistem ve araçlarının yeniden ayarlanması,
bilanço ve tüm istatistiklerin uyumu ve geriye dönük düzeltilmesinden kaynaklanacak
harcamalar ile şirketlerin sermaye yapılarına ilişkin yapılacak değişiklikler
nedeniyle oluşacak ilan, tescil, noter, meslek odası, harç, damga vergisi
dahil birçok harcamaları da eklemek gerekmektedir.
Yapılan bir hesaba göre yazılım sektörüne ödenecek tutar yaklaşık 500
milyon dolar civarında olacaktır. Bunların önemli bir kısmı da kamu bütçesinden
karşılanacaktır. Bankalar, belediyeler, vergi daireleri, SSK, Bağkur, Emekli
Sandığı, hastaneler, postane, telekom gibi dev kamu kuruluşları ve diğer
özel kuruluşların hepsi yazılım tadilatına gitmek zorunda kalacaktır. Bu
tadilatların toplamda önemli bir maliyet getireceği aşikardır. Bu anlamda
kamu veya özel tüm kuruluşlar ciddi bir ek maliyet ile karşılaşacakları
için şimdiden hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu nedenle, enflasyon
ile mücadele açısından en büyük endişe, bu maliyetlerin ürün fiyatları
üzerinden halka yansıtılmasıdır. Hiçbir kurum bu anlamda maliyetleri öz
kaynaklarından karşılamak istemeyecektir.
GENEL DEĞERLENDİRME
Ancak tüm bu maliyetlere ve uygulamada ortaya çıkacak birçok olumsuzluğa
rağmen YTL uygulaması, enflasyonist sürecin kırılmasında ve fiyat istikrarının
sağlanmasında para politikası, maliye politikası ve gelirler politikasının
başarı ile kullanıldığı bir sürece oldukça yardımcı olacaktır. Böyle bir
para reformu, ulusal paramıza hakettiği uluslarası saygınlığı kazandırması,
ortaya çıkacak olumlu psikolojik etki ile para talebini istikrara kavuşturması,
ulusal paradan kaçış durdurması ve hesap yapmayı kolaylaştıracak olması
nedeniyle oldukça olumlu bir uygulama olacaktır.
Türk lirası, günümüz itibarıyla emisyon-enflasyon sarmalı dolayısı ile
oldukça aşınmış, alım gücü ve değer saklama ünitesi olarak özelliğini tamamen
yitirmiş konumdadır. Türk lirasının bu konumu ve paranın değişim ünitesi
olma, değer saklama aracı olma, gelecek ödemelerin ve birikimin aracı olma
gibi temel özellikleri dikkate alındığında, acil bir reforma ihtiyaç olduğu
görülmektedir. Bu anlamda YTL uygulamasının en az maliyetle sağlanacak
yararlı bir uygulama olacağı gerçeği, para reformu uygulamasına toplum
olarak destek verilmesine de gerekçe oluşturmaktadır. T.C. Merkez Bankası’da
bu nedenle ortaya çıkacak maliyetleri ve uygulamada karşılaşılabilecek
sorunları en aza indirmek amacıyla oldukça kapsamlı ve memnuniyet verici
bir çalışma planı yapmıştır. Bu ön çalışma taktirle karşılanmakta,
yaptığımız uyarıların da dikkate alınmasını ile YTL geçiş sürecinin en
az maliyetli ve en az sancılı bir uygulama olmasını temenni etmekteyiz.
EKİM 2004
|