2004 YILINDA EKONOMİK GELİŞMELER ve BEKLENTİLER
Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI
Çankaya Üniversitesi, İİBF
|
Bu yılın ilk çeyreğinde toplam imalat sanayii üretim değeri
içinde kamunun payı %21, özel kesimin payı ise %79 olarak gerçekleşmiş
olup, bu dönemde kamu kesimi yatırımlarında %11.3’lük bir azalışa rağmen,
bu oran özel kesimde %60.6’lık bir artış göstermiştir. |
Giriş
Bu makalede 2003 yılı gerçekleşmeleri ile 2004 yılı hedeflerinin kısa
bir özeti verildikten sonra, yılın ilk yarısında elde edilen ekonomik verilerin
ışığı altında, 2004 ve 2005 yıllarının beklentileri de değerlendirilecektir.
Konuya girmeden önce 2000 ve 2001 krizlerinden bu yana, ekonomik açıdan,
Türkiye’de gerçekleştirilmiş olan yapısal yasal düzenlemelere de bir göz
atmak gerekir.
Kasım 2000 Likidite Krizi ve Şubat 2001 Finans Krizi sonrası IMF destekli
bir Ekonomik İstikrar Programına ek olarak, ekonomi yönetiminde politik
müdahaleleri asgari düzeye indirebilmek için BDDK ve Kamu İhaleleri Üst
Kurulu gibi 10 Üst Kurul kurulmuş, ilaveten, Bankalar Kanunu, Hazinenin
İç Borçlanma Kanunu ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yasası gibi kurumların
özerkliğinin ve Türkiye’de siyasi istikrarın sağlanmasının müspet etkileri,
ayrıca Ekonomik Programda mali disipline uyulmasının piyasalara güven vermesi
sonucu Türk ekonomisi düzlüğe çıkmak üzeredir. Ekonomide son durumu
ele almadan önce 2002 ve 2003’deki gelişmeleri özetleyelim.
2003 yılı gerçekleşmeleri: GSMH Büyüme Hızı %5.9 artmış, ortalama
dolar fiyatının 2002 seviyesinde (1.5 milyon TL) kalması sonucu, GSMH hedefi
200 milyar $ iken, 239 milyar $’a çıkmıştır (2002’den 2003’e %32 artış).
FBG 2609 $’dan 3384 $’a (2002’ye göre %29.7 artış) gerçekleşmiştir. İthalat
68.7 ve ihracat ise 46.9 milyar dolar, Dış Ticaret Açığı -21.9 ve Cari
İşlemler Dengesi açığı da -6.8 milyar dolardır. 2003’de yıllık enflasyon
hızları TÜFE’de %18.4’e, TEFE’de de %13.9’a inmiştir. 2003’te Bütçe Harcamaları
140 katrilyon TL, Gelirleri 100.2 katrilyon TL olup, Bütçe Açığı da –39.8
katrilyon TL’ye (26.5 milyar $), (SGK açıkları 15.9 katrilyon (ktr) TL=10.6
milyar $’a) ulaşmış, Toplam Faiz Harcamaları ise 58.6 ktr.TL’dir.
2004 yılı hedefleri: (Bakınız, Tablo-1) GSMH yaklaşık 262 milyar $,
FBG 3645 $, Satınalma Gücü Paritesine (SGP) göre FBG 8200 $, GSMH büyüme
hızı %5, yıllık Enflasyon hızları da TÜFE ve TEFE’de de %12’şer, İthalat
75 milyar $ (%11.5 artış), İhracat ise 51.5 milyar $ (%12.3 artış) olup,
Dış Ticaret Açığı 23.5 milyar $, CİD Açığı da -7.6 milyar $’dır. CİD Açığı
/ GSMH oranı da % -2.9 hedeflendiği için (2000’de bu oran % -4.9 idi) 2004’te
bir döviz krizi beklenmemektedir. Çünkü, bu oran %4’ü geçmediği sürece
Türkiye’de bir döviz krizi olmaz. Zaten 2002’den 2003’e Merkez Bankası
(MB) döviz rezervleri 26.7 milyardan 33.6 milyar $’a çıkmıştır.
2004 yılı Devlet Bütçesi Hedefleri: Harcamalar 160.9 Katrilyon
(Ktr) TL; Transferler 108.2 ktr (66.1 ktr. faiz ödemesi), Cari Harcamalar
45.2 ktr. TL (28.6 ktr. Personel Giderleri), Yatırım ise 7.6 ktr. TL’dir.
Gelirler 114.5 ktr. TL (Vergiler 99.2 ktr. TL). 2003’ten 2004’e Bütçe Harcamaları
içinde, Transferler / Harcamalar %68’den %67.2’ye (Faiz Ödemeleri / Harcamalar
%41.9’dan %41.1’e), Cari Ödemeler / Harcamalar %27.3’ten %28.1’e, Yatırımlar
/ Harcamalar %4.6’dan %4.7’ye, Vergi Gelirleri / Harcamalar %61.5’ten
%61.6’ya, Faiz Ödemeleri / Vergiler %68.1’den %66.7’ye, Harcamalar / GSMH’de
%39.5’ten %38.3’e hedeflenmiştir. Bu durum 2004 Bütçesinin de bir Transfer
ve Cari Harcamalardan oluştuğunu ve Bütçe esnekliğinin yok denecek kadar
az olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
İşçi emeklileri maaşları ile asgari ücrete beklenenin üzerinde verilen
%33’lük zammın getirdiği ek yük, yukarıdaki 2004 yılı bütçe rakamları hedeflerinde
yer almamıştı. Bu ilave yükün giderilmesi için içki ve sigaralar ile petrol
ürünlerine yapılan zamların yeterli olmaması sonucu, memur ve emekli maaşları
dışındaki kalemlerde %13’lük bir bütçe kısıtlamasına gidilecektir. Neticede,
2004 Bütçesindeki 160.9 katrilyon TL’lik Harcamaların yaklaşık 150 katrilyon
TL’ye indirilmesi hedeflenmiştir.
2004’de Ekonomik Gelişmeler
• Ocak-Haziran 2004 döneminde enflasyon hızları TÜFE’de %3.1’e, TEFE’de
ise %8.1’e artmış, yıllık bazda ise bu oranlar sırası ile %8.9’a ve %10.5’ye
inmiştir. Nisan sonu ile Mayıs başlarında döviz fiyatlarındaki tırmanma,
bir yandan ihracatçılara nefes aldırırken, öte yandan, çekirdek enflasyon
diye bilinen özel sektör imalat sanayii aylık fiyat artışlarını %1’in üzerinde
artmasına yola açarak, yaz aylarındaki aylık negatif enflasyon beklentilerini
asgari düzeye indirebilir. Nitekim, Mayıs ve Haziran 2004’de TÜFE ve TEFE
artışları yüzde sıfıra yakın olduğu halde Çekirdek Enflasyon (Maliyet Enflasyonu)
Mayıs’da %1.8, Haziran’da ise %1.2 artmıştır.
• 2002’den 2003’e İç Borç Stoku 149.9 katrilyon TL’den 194.4 katrilyon
TL’ye (100 milyar $’dan 130 milyar $’a) çıkarak Dış Borç Stokuna (147 milyar
$) yaklaşmıştır. Mayıs 2004 de ise, İç Borç Stoku 209.8 katrilyon TL’ye
(139.8 milyar $’a) çıkmıştır (ortalama dolar kuru 2002-2004 döneminde 1.5
milyon TL’dir). Nisan 2004’de 206.2 ktrilyon TL’lik İç borç stokunun %19’u
döviz cinsinden veya dövize endeksli, %38’i sabit faizli, %43’ü de değişken
faizli olup, bu stokun alıcılara göre dağılımında piyasanın payı %58.5,
Kamu’nun payı da (MB, Kamu Bankaları ve Diğer Kamu) %41,5’tir (DPT, Mali
Piyasalardaki Gelişmeler, Nisan 2004 sayfa 12-13). Kamu’nun toplam borç
stokunun yaklaşık 2/3’ü İç Borç Stoku, 1/3’ü de Dış Borç Stoku olup, toplam
Dış Borcun da yaklaşık yarısı kamu kesimine aittir.
• Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, 2002’den 2003’e ; Toplam Kamu
Borç Stoku (Brüt) / GSMH Oranı %93.6’dan %83.5’e, Toplam Kamu Borç Stoku
(Net) / GSMH Oranı da %79’dan %70’e gerilemiştir. Bu (Net) oran 2000’de
%57 iken, ekonomik kriz sonucu 2001’de %91’e fırlamış idi. AB’de parasal
birliğe katılımın ön şartlarını kapsayan Maastricht Kriterlerinde kamu
borç stoku/GSMH oranı %60 olmakla birlikte, Türkiye’de İç Borç Stoku ortalama
vade yapısının çok kısa vadeli olmasından dolayı, Türkiye’nin uluslararası
piyasalarda güvenini sağlayabilmesi ve bu piyasalardan düşük faizli orta
ve uzun vadeli krediler çekebilmesi için Brüt oranın %50, Net oranın da
%40 dolayına çekilmesi gerekmektedir. Mesela, Mart 2004’te 203.7 katrilyon
TL’lik İç Borç Stokunun %73’ünü oluşturan Tahvil+Bono’dan oluşan Nakit
borçların (119+22=141 katrilyon TL) ortalama vade yapısı sadece 12.7 aydır
(Tahvilde 14,5 ay Bono’da 2,7 ay, DPT, Nisan 2004, s.11),
• İmalat Sanayiinde Kapasite Kullanım Oranı Mayıs 2003’de %78.7 iken,
Mayıs 2004’te %84.3’e (Özel Sektörde %76.9’dan %83.6’ya) çıkmıştır.
• İmalat Sanayii üretimi 2001 yılında %-9.9 gerilemiş iken, bu oran
2002’de %10.7’lik bir artışa dönüşmüş, 2003 yılında ise %9.7 artmıştır.
Ocak-Mayıs 2003’de %6.4 olan bu artış, Ocak-Mayıs 2004’de ise %14.6’ya
yükselmiştir.
• 2003 yılında ihracat %30, ithalat da %33.3 artmıştır. Ancak, ihracat
artışının belli bir kısmının dolar-euro çapraz kur’undaki dolar aleyhine
değişmeden kaynaklandığı unutulmamalıdır. Ocak-Nisan 2004 döneminde ihracat
artışı %29.8, ithalat artışı ise %46.2’dir. Bu dönemde ithalatımızda ara
malları ve hammaddelerin payı %68, sermaye malları %17.8 ve tüketim malları
da %13.5’dir. Ocak-Nisan 2004 döneminde -6.9 milyar dolarlık Cari İşlemler
Dengesi (CİD) açığı, yaz aylarında Turizm gelirleri ile bavul ticareti
artışları sayesinde normale seviyelere inmesi beklenmektetir.
• Türkiye’nin ihracat dışı başlıca döviz gelirleri ise, 2000’den 2003’e;
milyar dolar olarak, bavul ticareti 3’ten 4’e, turizm gelirleri 7.6’dan
13.2’ye yükselmiş, müteahhitlik 1’den 0.7’ye, taşımacılık 3’ten 2.7’ye
ve işçi dövizleri de 4.6’dan 2.3 milyar $’a inmiş, (2003 yılı toplamı 25
milyar dolar), gelen yıllık turist sayısı da 10.4 milyondan 14 milyon kişiye
ulaşmıştır.
• Ocak-Nisan 2004 dönemi; ihracat ve ithalatımızda, sırasıyla AB’nin
payı %52.3 ve %45’dir. 10.4 Milyar $’lık toplam Dış Ticaret Açığının sadece
%32.7’si (3.4 milyar $’ı) AB ülkeleriyle, %22.1’i (2.3 milyar $) KEİ Ülkeleriyle,
%21.2’si (2.2 milyar $) Uzak Doğu (Diğer Asya) Ülkeleriyle, %17.3’ü (1.8
milyar $) Diğer OECD Ülkeleriyle ve %4.8’i de (0.5 milyar $) İslam (İKT)
ülkeleriyledir. Demek ki, Dış Ticaret Açığının tek sebebi AB ile yapılmış
olan Gümrük Birliği (GB) değildir. Toplam ihracatımızda Almanya’nın payı
%15, İngiltere %8.3, ABD %8, İtalya %6.7, Fransa %6.4 ve İspanya %4.1’dir.
Toplam ithalatımız da ise, Almanya’nın payı %13, Rusya %8.5, İtalya ve
Fransa %7.1’er, ABD %4.8, İngiltere %4.6 ve Çin %4.5’dir.
• 2001’den bu yana Türkiye’nin esas meselelerinden biri de artan işsizliktir.
DİE verilerine göre, işsizlik oranları 2001’de %8.4, 2002’de %10.3, 2003’de
de %10.5 olarak gerçekleşti. Ayrıca, 2000-2003 döneminde, reel olarak işçi
ücretleri %25.3 geriledi. Reel ücretlerdeki bu erime 2001’de %13.4, 2002’de
%8, 2003’de de %6.3’tür. Bu düşüş özel sektörde daha yüksektir. 2003 yılında
döviz fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, dış rekabet gücümüzün korunması
ve 2003’deki ihracat artışındaki başarıda reel ücretlerdeki düşüşün de
büyük bir payı vardır.
• Doğrudan Yabancı Sermaye (DYS) yatırımlarında 2002’de 1milyar 32 milyon
$’lık giriş, 55 milyon $’lık çıkışla net DYS girişi 977 milyon $ iken,
2003 yılında ise 578 milyon $ giriş ve -499 milyon $ çıkış olduğu için
net DYS girişi sadece 79 milyon $’dır. Ocak-Nisan 2004’te giriş 461, çıkış
–280 milyon $ olup, net DYS girişi 181 milyon $’dır. Dünyada 2002’de DYS
yatırımı stoku 7.1 trilyon $’dır. Türkiye’nin payı ise sadece %0.3 (binde
3) ile 18.6 milyar $’dır.
• 2003 Yılı itibariyle Türkiye’nin dünya ekonomisindeki yeri ise; toplam
üretimde (GSMH’de 18.ci, nüfus itibariyle 15.ncidir. Dünya dış ticaretinde
Türkiye’nin payı ihracatta %0.7 (binde yedi), ithalatta da %0.9’dur.
• 2004 Devlet Bütçesi Gerçekleşmeleri: Ocak-Mayıs 2004 döneminde
Bütçe Harcamaları 54.0 katrilyon (ktr) TL, Gelirleri 42.6 ktr TL olup,
Bütçe Açığı da –11.4 ktr TL’ye= 7.6 milyar $ (SGK açıkları 7.5 ktr TL=5.0
milyar $’a) ulaşmış, Toplam Faiz Harcamaları ise 26.1 ktr.TL olup, bu durumda;
- Toplam gelirlerin (42.6 ktr) %61.3 ve Vergi gelirlerinin
(34.0 ktr) %76.8’i faiz ödemelerine (26.1 ktr. TL) harcanmıştır (2003’de
bu oranlar sırası ile %58.6 ve %69.5 idi).
- Toplam faiz ödemelerinin (26.1 ktr) %89.6’sı (13.4 ktr) İç
Borç (139.8 milyar $) faiz ödemelerine, sadece %10.9’u da (2.7 ktr) Dış
Borç (146.5 milyar $) faiz ödemelerine gitmiştir.
Beklentiler ve Sonuç
Yukarıdaki oranlar ekonomik dengelerin hala bıçak sırtında olduğunu
göstermektedir. Bütçede ve iç borçları çevirmede nispi bir iyileşmeye rağmen,
Türkiye’nin esas meselesi Dış Borç Stokundan çok, İç Borç Stokudur.
Kamu Kesiminde (Devlet, KİT’ler, Belediyeler ve BİT’lerde) aşırı
israfı azaltacak, tasarruf ve verimliliği artıracak yapısal tedbirler ile,
özelleştirme ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele konularında daha hızlı
adımlar atılması gerekmektedir. Bu konularda daha hızlı hamleler yapılmadığı
sürece enflasyonla mücadelede ve büyümede elde edilen başarılar kalıcı
olamaz. Bütçe Açığı / GSMH oranı %11 seviyesinden %4’ün altına indirilene
kadar talepteki bir canlanma ve döviz fiyatları artışları (ithalatın %86.5’i
üretim ve yatırım mallarından oluştuğu için iç fiyatlara yansıtılacak)
normal seviyelerine ulaştığında enflasyon hızındaki düşüşün devam etmesi
çok zor görülmektedir.
Diğer beklentilere gelince: Türkiye enflasyonla mücadelede önemli bir
mesafe almış olmasına ve büyüme hızı da 2002’den bu yana %5’in üzerinde
bir artış göstermesine rağmen, bu olumlu gelişmeler yatırım ve istihdam
artışına önemli bir katkı sağlamamaktadır. Ocak-Nisan 2003’den Ocak-Nisan
2004’e toplam ithalatta;
- Yatırım malları payı %13.4’ten %17.8’e çıkması yatırımlarda bir kıpırdanma
başladığının,
- Tüketim malları payının da %9.5’den %13.5’e fırlaması, TL’de varolan
%20 dolayındaki aşırı değerlenmişliğin ortaya çıkardığı olumsuz etkinin
açık bir göstergesidir. Bu oranın tekrar %10 dolayına inmesi ve dış rekabet
gücümüzün artması için TL’nin bir an önce en az %10 değer yitirmesine yönelik
gerekli iktisat politikaları ortaya konmalıdır.
Bu yılın ilk çeyreğinde toplam imalat sanayii üretim değeri içinde kamunun
payı %21, özel kesimin payı ise %79 olarak gerçekleşmiş olup, bu dönemde
kamu kesimi yatırımlarında %11.3’lük bir azalışa rağmen, bu oran özel kesimde
%60.6’lık bir artış göstermiştir. Aralık ayından sonra AB ile tam üyelik
müzakerelerine başlanabilirse, bir yandan özel sektör yatırımlarındaki
artış devam edecek, öte yandan DYS yatırımlarında beklenen sıçrama ile
son yıllarda artış eğilimine giren işsizlik, hiç olmazsa 2005’in ikinci
yarısında, düşüş eğilimine girecektir.
Daha düşük seviyede de olsa, IMF ile ilişkileri en az üç yıl daha kesmemek,
mali disiplinin süreceğine dair iç ve dış piyasalara güven verecek, ilaveten
Türkiye’nin dış kredibilitesine ve yukarıda sözünü ettiğimiz müspet gelişmelere
de önemli katkılar sağlayacaktır.
Kötümserliğe gerek yoktur. Türkiye’yi ekonomik açıdan daha iyi günler
beklemektedir. Çünkü, Nisan 2004 itibarıyla Türkiye yılık 55.6 milyar $’lık
ihracat hacmi ile dünyada 24. en büyük ihracatçı ülke durumuna gelmiştir.
İlaveten son 2,5 yıldır ABD doları 1.5 milyon TL dolayında seyrettiği halde,
ihracattaki başarının anahtarı ise, iç piyasanın durgunluğundan dolayı
Türk müteşebbisinin parça başı düşük kar ve sürümden kazanmayı öğrenmek
zorunda kalmış olmasıdır. İhracatın sürükleyici sektörleri ise, tekstil
ve hazır giyimden çok, katma değeri düşük olsa da, otomotiv sektörü (kara
taşıtları ve yedek parçaları), elektirikli makinalar ve diğer cihazlardır.
Not-1: Türkiye’de ve Türk Cumhuriyetlerinde ekonomik sorunlar ve çözüm
yolları ile Türkiye-AB ilişkileri konusunda detaylı bilgi için bakınız,
Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI’nın 46 makale ve 400 sayfadan oluşan güncelleştirilmiş
2. Baskı Kitabı: TÜRK DÜNYASINDA EKONOMİK GELİŞMELER VE TÜRKİYE – AB İLİŞKİLERİ,
Akçağ Yayınları, Mart 2004 (Tuna Cad. 8/1, Kızılay – Ankara (0312-4321798)).
Not-2: Bu makalede yer alan Tablonun son kolonu her ay revize edilerek
ve metin güncelleştirilerek Çankaya Üniversitesi’nin Ana web sayfasında
yayınlanmaktadır.(http://www.cankaya.edu.tr)
TABLO-1.
TÜRKİYE'DE BAŞLICA EKONOMİK GÖSTERGELER
2001-2004 (09 Temmuz 2004)

TEMMUZ 2004
|